Anne olmak…

Anne olmak…

Bundan 34 gün önce anne oldum. Yazacak çok şey vardı aslında, hamilelik sürecinden doğuma, lohusalıktan anneliğe, yeni keşfettiklerimden öğrendiklerime… Bir sürü şey ama nereden başlayayım bilemedim, hiç başlamadım ben de. Ayrı bir blog açayım dedim bir ara, sonra dedim ki o da ben bu da ben, niye kim olduğumu bir sürü parçaya bölüp ayrı bloglarda … Okumaya devam et

Barış…

Barış…

Yılbaşında ne mi dilemiştim? 2014’ün barış getirmesini. Yok öyle güzellik yarışması ağzı, dünya barışı gibi değil… Yani o da olsun tabii, hep olsun barış da insan yılbaşı kararlarını verirken, doğum günü pastasının mumlarını üflerken ya da işte yıldız kayınca veya saat 22:22’yi gösterince oturup da dünyada barış olsun, herkes kapısının önünü temizlesin gibi dilekler dilemiyor … Okumaya devam et

İlham, sen var ya…

İlham, sen var ya…

Sevgili ilham perim, Seni seviyorum. Seni daha sık görmek istiyorum buralarda. Ama sen nedense ya beni pek sevmiyorsun ya da sarkastik bir espri anlayışın var. Zira benim keyfim çok yerindeyken, mutluluktan içim kıpır kıpırken hiç uğramıyorsun bu taraflara. Ne zamanki kalbim kırık, canım şey, heyheylerim tepemde o zaman “hoop!” beliriveriyorsun. Sana sormak istediğim şey şu: … Okumaya devam et

Onlar…

Onlar…

Kocaman bir insandım o zamanlar. Ama nasıl olduysa öyle zannedilmiyordum. Sanki olduğumdan küçük, küçücükmüşüm gibi davranıyordu onlar. Sanki yeterince sevemez, yeterince anlayamaz, yeterince üzülemez, yeterince olamaz, yeterince yetemez gibi. Herkes 500 parçadan oluşuyor da ben 10 parçalı, 3 yaş puzzle’ıydım belki. Öyle kolay, kaba saba, incelikten uzak, yetersiz ya işte, ne bileyim. Hani anne olsam … Okumaya devam et

Sorun sende değil…

Sorun sende değil…

Bütün eski sevgililerin düzgün ilişkiler içinde, aşklı meşkli, sevgi dolu yaşamlarda, ne bileyim evlenmiş barklanmış çoluk çocuğa kavuşmuş, mutlu mesut yuvalar kurmuş… sense hala ne öyle ne böyle bir aralıktasın. Ahan da bu nokta tam olarak da dünyanın en büyük ayrılık klişesinin ne anlama geldiğini anladığın yer. “Sorun sende değil bende” diyerek birilerini terk ederken … Okumaya devam et

Hastalıkta sağlıkta…

Hastalıkta sağlıkta…

…Külkedisi ile prens evlenmişler. Onlar ermiş muradına, biz çıkalım… Yoo yoo bir dakika, bu masal burada bitiyor mu yani? Ya sonra ne oluyor? Hiç kavga edilmiyor mu, hiç kıskançlık yok mu, Külkedisi pms olup prensi kaprisleriyle delirtmiyor mu? Oluyordur elbet. Hiçbir peri masalı peri masalı olarak bitmiyor kş. Bitiyormuş gibi yapıyor sadece. periler, pespembe mutluluk … Okumaya devam et

1 dakika 37 saniye

1 dakika 37 saniye

Artık kimsenin zamanı yoktu. Yani zaman vardı da başkasına ayıracak zaman yoktu belki. Başkasına ayıracak zaman demeyelim de, başkasıyla kaybedecek zaman yoktu işte. Her an değerliydi. Bu nedenle insanlar arası riski minimize eden, yüksek verimli bir sisteme geçmiştik dünyacak. Bu sistem sayesinde insanlar tanışıyorlar, birbirlerine bir an için bakıyorlar, bileklerindeki tarayıcıyı karşısındakinin gözlerine tutuyorlardı. Tarayıcı … Okumaya devam et

Sıvı-Katı-Gaz

Sıvı-Katı-Gaz

Deniyorsun, çok uğraşıyorsun, gerçekten ta içinden bir yerlerden istiyorsun, deniyorsun, canla başla çabalıyorsun. Olduğun yere uygun değilsin belki ama uydururum diyorsun. “Yer eğilip bükülmezse ben bükülürüm, sığarım oraya bir yere. Yeter ki orada durun siz de, gitmeyin bir yere, ben uyarım, sorun yok. İçimdeki taşkın yanı alır bir kaba koyarım, dalgalarımı zapt ederim, dökülmemek için … Okumaya devam et

Dünyanın en güzel yolu

Dünyanın en güzel yolu

Gitsem diyorum, şöyle bir uzaklara… Ama çok uzaklara, artık gidemeyeceğim kadar uzaklara… Mesela bundan belki 25-30 sene öncesinin Ankara’sına. Orada anneannemi bulsam, tutsam elinden Kuğulu Park’a gitsek yine. Orada kuğulara baksam ben, büyüdüğümde göremeyeceğim gibi görebilsem kuğuları, sanki çok acayip, hiç rastlanmayacak şeylermiş gibi hayretle hani. Biraz ekmek atsam sonra onlara, biraz daha baksam, anneannem … Okumaya devam et

Fırtınanın ardından…

Fırtınanın ardından…

Aralık ayında hep beraber güzel bir gaza geldik, blog fırtınası diye. Her gün yazacaktık, ödevler filan, biliyorsunuz… Bir de utanmadan ilk taşı da ben atmıştım hani. Sonra ne oldu? Ben 23. günde bir anda duruverdim. Derler ki, bir şeyi 21 gün yaparsan o alışkanlık olur. E hani noldooo? 23 yaptık, sonra fıss… Üstelik de böyle … Okumaya devam et

İş, güç, nikotin

İş, güç, nikotin

14 Mart 1872, Çarşamba, saat 23:57 Sevgili günlük, Bugün yine bütün gün yollardaydım. Geçenlerde hapisten kaçan Billy the Kid’i hatırlarsın, onu yakalamaya çalışıyorduk. Neyse ki, akşama doğru onu buldum. Yine kumar oynamış, kaybetmiş, ödemeyince de kasabalılar katran ve tüye bulayıp, onu bir fıçıya koymuşlardı. Öyle fıçıyla aldım şerife götürdüm, dedim: “Bak koçum, bunun adı Billy … Okumaya devam et

Slyvia, Ted ve Assia

Slyvia, Ted ve Assia

Blog fırtınası geçmiş hayatınız filan demiş, ben geçmiş hayatımda kimdim bilemiyorum, bu konu üzerinde fikir de yürütemiyorum şu anda. Beni boşverip, başka birilerinin geçmiş hayatından söz etmek istiyorum. Kahramanlarının hepsinin bugün ölü olduğu bir hikayeden… Uzun zamandır rafımda duruyordu “Slyvia” filmi, fırsat bulup seyredememiştim. Çok seneler evvel okuduğum “Sırça Fanus”un yazarı, 30 yaşında intihar ederek … Okumaya devam et

Dışarıdan bakınca…

Dışarıdan bakınca…

Dışarı çıkamadım bugün, başım ağrıyordu, içerde kaldım, içerdeyken dışarı çıkmak için de hep yaptığım şeyi yaptım, dışarı çıktım, internete daldım. Ne mi gördüm dışarıda? Dışarı çıksam, sahile insem şöyle bir yürüsem göremeyeceğim kadar çok şey gördüm aslında. Kuşbakışı baktım internetten memlekete. Filiz Akın’ların, Türkan Şoray’ların, Gülşen Bubikoğlu’ların sevgilileri Tarık Akan’larla, Ediz Hun’larla, Göksel Arsoy’larla koşturdukları, … Okumaya devam et

Yengeçler dünyayı nasıl ele geçirdi?

Yengeçler dünyayı nasıl ele geçirdi?

İsmi Canceria olan ve ay tarafından yönetilen gezegende yaşayan Canceryanlar, uzaylıya benzemezlerdi. Öncelikle yeşil değillerdi, garip görünümlü koni şeklinde bir kafaları yoktu ve ağızlarından et yiyen bir bitkiye benzeyen yaratıklar çıkarmazlardı. Canceryanlar bildiğimiz insan görünümündelerdi, farklı renkler, farklı ebatlar, farklı şekillerde gelirlerdi ama ilk bakışta uzaylı olduklarını anlamazdınız. Şeklen farklı farklı tiplerde olsalar da, onları … Okumaya devam et

Dünyalar

Dünyalar

Kıvır kıvır kısa saçları ve burnunun üstündeki çilleriyle sevimli bir oğlan çocuğuna benziyordu. Aynı yaşlardaki kuzeninin dantelli soket çoraplarını ve altına giydiği kırmızı bantlı rugan ayakkabılarını görene kadar kız ıvır zıvırlarına pek merakı da yoktu, o kırmızı ayakkabıları görene dek pantolonların kızıydı o, pembe fırfırların, renkli kurdelelerin değil. Ama işte çok kız çocuğu bir kız … Okumaya devam et