The square peg & the round hole *

Geçen gün bir arkadaşımla konuşuyoruz, ismi lazım diil de okuyunca anlar kendisi, gelen mesajlardan filan konu açıldı. Hayır yani, sms babında demiyorum tabii ki, o apayrı bir konu olur. Ben böyle tamamen atıyorum, daha bir felsefik, böyle daha bir metafizik, bi böyle ulvimsi mesajlardan bahsediyorum. Yok “oku!” değil. O kadar da ulvileşemiyorum. Demek istediğim hani tamamen atıyorum bir dönüm noktasındasındır da böyle onu mu yapsam, bunu mu yapsam (bkz. Jack-Kate-Sawyer) durumları yaşarsınız da o sırada kainat birlik olup, sana yardımcı olmaya çalışır ya bazen… Hani görmezsin sen yaşarken genelde de, retrospektifte anlarsın ya… O hesap. Ve hayır, domatesin içinde yazan arapça yazılardan da bahsetmiyorum.
Read more

İnsanın evi gibisi yok…

Hayatımda canımın ciğeri, kalbimin sultanı 2 tane kadın var. Kan bağım olmayan, arkadaşım sıfatıyla belki de 20 yıl önce hayatıma girmiş, o günden beri çıkmamış, hiçbir zaman da çıkmayacaklarını bildiğim, beraber büyüdüğüm, büyüdüğümüz, 2 kadın. Olmayan kardeşimin yokluğunu bana hissettirmeyen 2 kadın. Ve ahan da bu yazı, benim o 2 kadına, hayattaki en iyi 2 arkadaşıma methiyemdir, güzellememdir, mektubumdur. O kadar kişisel konular ilgimi çekmiyor derseniz, yol yakınken okumayı bırakabilirsiniz.

Yani şimdi ben size bu 2 insana hissettiklerimi nasıl anlatayım… Hani tamamen atıyorum hayatta bir şeyi çok istersin ve olunca çok sevinirsin ya… İşte dostum demenin bile az kalacağı bu 2 kadın için sanki kendime ister gibi istiyorum bir şeyleri. O kadar içten bir şekilde mutlu olmalarını diliyorum, o kadar içten bir şekilde mutsuz olduklarında içim acıyor. Kendime olmuş gibi. Çünkü bu 2 insan zaten ben gibi bir şey, onlarsız geçen hayatım, onlarla geçenden çok daha az. Ben diyince onlar hep var. Onlarsız ben diye bi şey yok ki.
Read more

Küstüm, oynamıyorum hasan.

Tamamen atıyorum da adın hasan olsa mesela senin, ben de sana hitaben yazıyor olsam şu yazıyı, sana Hasan, derdim, canımı sıkıyorsun.

Ama ne çare, adın hasan değil, bu yazı da sana değil.

Kendi içimde çelişkilerle dolu bi insanım evet, bi problemin mi var hasan?

Hani yani tamamen atıyorum da seninle karşı karşıya oturup, konuşuyor olsak, bir de normal insanlar olsak, sana çok canımı sıktığını söylerdim belki açık açık. Alacağın olsun hasan, derdim. Beni hasta ediyorsun, gıcık ediyorsun, sinir ediyorsun hasan, derdim.

Ama demiyorum. Çünkü adın hasan değil ve seninle oturup, konuşuyor değiliz.
Read more

Ayna ayna…

Bakınız Pınar Kür çok sevdiğim “Bitmeyen Aşk” isimli kitabında ne demiş:

“…Aşkta söz konusu olan bir ayna ve o aynanın anında yansıttığı imge… aşkın konusu ne geçmiş ne de gelecek aslında… geçmişten bir takım kaçınılmaz yansımalar olacaktır, gelecek içinse umutlar… Ama aslolan şimdi değil midir? Şimdi ne gereksiniyorsanız, o işte aşkı doğuran… Şimdi bakılan ayna… O aynada kendini güzel görüyorsa insan, eğilir, eğilir, Narcissus gibi yuvarlanır gider kuyunun içine…

…Aşk bu mu gerçekten? Aynada kendini istediğin gibi, özlediğin gibi görmek mi? Sevmek, aynayı tutmasını bilmek mi?”

Read more

Aşık olunası şehirlerim…

Gezmeyi, yeni yerler görmeyi severim. Her gittiğim yerde de sevecek bir şey bulurum genelde. Tamamen atıyorum birinin yemesini-içmesini, birinin şirinliğini, birinin kültürünü, birinin güzelliğini, birinin insanını… Gidip de sevmediğim yer çok azdır bakın. Bir şehre adım attığımda, o şehri sevmek üzere yürürüm ben sokaklarında. Bu minvalde ne yaptıysam ısınamadığım tek yer herkesin sevgilisi, Barselona oldu sanırım, neden bilmem… Dediğim gibi, her şehre şans veririm vermesine de körkütük aşık olduğum şehirler yine de bir elin parmağını geçmez. Aşk bambaşka bir şey çünkü.

Read more

Günaydııın!

İnsanın kafası allak bullakken ya da tamamen atıyorum duygusal olarak bir dengesizlik hali içindeyken, o insanlara izin verilmeli, git kardeşim, kafanı dinle gel filan denmeli zira normal bi insan gibi işlevini yerine getiremiyorsun.

Lakin adına depresyon denen salak şey, hapşuruk, tıksırık yapmıyor lanet olsun ki. Yapsa yapsa göz yaşarması, onu da kimse kaale almıyor. Hiç kimse farketmeden, siz öyle kendi kendinize ölüp bitiyorken, normal şeylerinizi yapmanız bekleniyor. Bari bir ateş filan çıksa da, 2 gün izin alsak yahu…

Read more

Veda etme sanatı…

Vedaları oldum olası sevdim. Yani sevdim demeyeyim, ne de olsa veda konsept olarak hoş bi şey değil, ama veda edilmesi gerekiyorsa vedayı etmeyi hep tercih ettim. Hani bazıları der ya, “ben vedalardan hoşlanmam” diye. Hayır efendim, ben hoşlanırım. Tren istasyonda gözden kaybolana kadar koşup, el sallayacak kadar vedaperver bi insanım.

Yani tamamen atıyorum, annem ve babam 2 günlüğüne dahi olsa bir yere gidiyorlarsa, gitmeden son bi görseydim tribine girerim. Mutlaka gitmelerinden önceki akşam, ayarlar, 5 dakika da olsa görürüm. Ya da ne bileyim, yine tamamen atıyorum eve misafir gelse kalmaya, sabah gitmeden uyandır derim ki güle güle ritüelimi gerçekleştirebileyim.

Manyaklık işte, naparsın. Herkesin var bi hastalığı…
Read more

Bi bilezik, bi lanet, bi de adam

Tamamen atıyorum hani Ortaköy’de filan satılan o salak saçma bilezikler var ya, işte onlara dair bir hikayeymiş meğersem bu.

Bir dilek tut dediler ya sana, o gün bileziği koluna takarken… Ne zaman ki kopar, o zaman dileğin gerçekleşecek diye büyük büyük konuştular ya hani… Hah işte o bilezik.

Güldün hafiften o gün, iyi ya, dedin. Ciddiye almasan da tuttun işte o dileği. Ne dileyecektin ki? Bekarlık filan, eh dedin, şöyle dört başı mamur bir aşk olsa.

Bilezik koptu bir gün gerçekten ve gerçekten de koptuktan bir ay sonra filandı, dileğinle tanıştın. Dakika bir, gol bir, aşk denen nane de hayatına giriverdi tekrardan.

Read more

Hayat böyle…

Farkında mısın deniz, insan ektiğini biçiyor hayatta.

Tamamen atıyorum da 2 sene önce tam tersi bir durumda kalmıştın, hatırlıyor musun? Al işte bak, dünyanın döngüsü. Bugün roller farklı, hikaye aynı. Sen kırdığın kalplerin faturasını ödeyeceksin işte. Hesabı ödemeden masadan kaçmak yok. Hayat böyle.

Bırakıp gittiğin herkesin cezası var. Başkaları seni bırakıp gidecek, onlar yerine. Temizlenecek hesaplar, borçlar ödenecek. Yenilerini ekleyeceksin o sırada adisyona, bu borç hiç bitmeyecek. Neden? Çünkü hayat böyle.

Read more

Aşk dediğin salaklık

Aşk acaip bi şey.

Tamamen atıyorum mesela, hasta oluyorsun, bir adam sana çorba yapıp, ateşine bakıyor, iplemiyorsun da bir başka adam sen parmağını kesince, elini tutup bir yara bandı taktı diye için gidiyor, o yara bandına bakıp bakıp eriyor, bitiyorsun.

Tamamen atıyorum, bir adam sana her gün aşk dolu gözlerle bakıp, aşk sözcükleri fısıldıyor, yüreğine dokunmuyor da bir başka adamın sana “çocuk… ” diye hitap etmesi seni öldürüyor o anda.

Read more