Onlar…

Onlar…

Kocaman bir insandım o zamanlar. Ama nasıl olduysa öyle zannedilmiyordum. Sanki olduğumdan küçük, küçücükmüşüm gibi davranıyordu onlar. Sanki yeterince sevemez, yeterince anlayamaz, yeterince üzülemez, yeterince olamaz, yeterince yetemez gibi. Herkes 500 parçadan oluşuyor da ben 10 parçalı, 3 yaş puzzle’ıydım belki. Öyle kolay, kaba saba, incelikten uzak, yetersiz ya işte, ne bileyim. Hani anne olsam … Okumaya devam et

Hastalıkta sağlıkta…

Hastalıkta sağlıkta…

…Külkedisi ile prens evlenmişler. Onlar ermiş muradına, biz çıkalım… Yoo yoo bir dakika, bu masal burada bitiyor mu yani? Ya sonra ne oluyor? Hiç kavga edilmiyor mu, hiç kıskançlık yok mu, Külkedisi pms olup prensi kaprisleriyle delirtmiyor mu? Oluyordur elbet. Hiçbir peri masalı peri masalı olarak bitmiyor kş. Bitiyormuş gibi yapıyor sadece. periler, pespembe mutluluk … Okumaya devam et

1 dakika 37 saniye

1 dakika 37 saniye

Artık kimsenin zamanı yoktu. Yani zaman vardı da başkasına ayıracak zaman yoktu belki. Başkasına ayıracak zaman demeyelim de, başkasıyla kaybedecek zaman yoktu işte. Her an değerliydi. Bu nedenle insanlar arası riski minimize eden, yüksek verimli bir sisteme geçmiştik dünyacak. Bu sistem sayesinde insanlar tanışıyorlar, birbirlerine bir an için bakıyorlar, bileklerindeki tarayıcıyı karşısındakinin gözlerine tutuyorlardı. Tarayıcı … Okumaya devam et

Sıvı-Katı-Gaz

Sıvı-Katı-Gaz

Deniyorsun, çok uğraşıyorsun, gerçekten ta içinden bir yerlerden istiyorsun, deniyorsun, canla başla çabalıyorsun. Olduğun yere uygun değilsin belki ama uydururum diyorsun. “Yer eğilip bükülmezse ben bükülürüm, sığarım oraya bir yere. Yeter ki orada durun siz de, gitmeyin bir yere, ben uyarım, sorun yok. İçimdeki taşkın yanı alır bir kaba koyarım, dalgalarımı zapt ederim, dökülmemek için … Okumaya devam et

Dünyanın en güzel yolu

Dünyanın en güzel yolu

Gitsem diyorum, şöyle bir uzaklara… Ama çok uzaklara, artık gidemeyeceğim kadar uzaklara… Mesela bundan belki 25-30 sene öncesinin Ankara’sına. Orada anneannemi bulsam, tutsam elinden Kuğulu Park’a gitsek yine. Orada kuğulara baksam ben, büyüdüğümde göremeyeceğim gibi görebilsem kuğuları, sanki çok acayip, hiç rastlanmayacak şeylermiş gibi hayretle hani. Biraz ekmek atsam sonra onlara, biraz daha baksam, anneannem … Okumaya devam et

Fırtınanın ardından…

Fırtınanın ardından…

Aralık ayında hep beraber güzel bir gaza geldik, blog fırtınası diye. Her gün yazacaktık, ödevler filan, biliyorsunuz… Bir de utanmadan ilk taşı da ben atmıştım hani. Sonra ne oldu? Ben 23. günde bir anda duruverdim. Derler ki, bir şeyi 21 gün yaparsan o alışkanlık olur. E hani noldooo? 23 yaptık, sonra fıss… Üstelik de böyle … Okumaya devam et

İş, güç, nikotin

İş, güç, nikotin

14 Mart 1872, Çarşamba, saat 23:57 Sevgili günlük, Bugün yine bütün gün yollardaydım. Geçenlerde hapisten kaçan Billy the Kid’i hatırlarsın, onu yakalamaya çalışıyorduk. Neyse ki, akşama doğru onu buldum. Yine kumar oynamış, kaybetmiş, ödemeyince de kasabalılar katran ve tüye bulayıp, onu bir fıçıya koymuşlardı. Öyle fıçıyla aldım şerife götürdüm, dedim: “Bak koçum, bunun adı Billy … Okumaya devam et

Slyvia, Ted ve Assia

Slyvia, Ted ve Assia

Blog fırtınası geçmiş hayatınız filan demiş, ben geçmiş hayatımda kimdim bilemiyorum, bu konu üzerinde fikir de yürütemiyorum şu anda. Beni boşverip, başka birilerinin geçmiş hayatından söz etmek istiyorum. Kahramanlarının hepsinin bugün ölü olduğu bir hikayeden… Uzun zamandır rafımda duruyordu “Slyvia” filmi, fırsat bulup seyredememiştim. Çok seneler evvel okuduğum “Sırça Fanus”un yazarı, 30 yaşında intihar ederek … Okumaya devam et

Dışarıdan bakınca…

Dışarıdan bakınca…

Dışarı çıkamadım bugün, başım ağrıyordu, içerde kaldım, içerdeyken dışarı çıkmak için de hep yaptığım şeyi yaptım, dışarı çıktım, internete daldım. Ne mi gördüm dışarıda? Dışarı çıksam, sahile insem şöyle bir yürüsem göremeyeceğim kadar çok şey gördüm aslında. Kuşbakışı baktım internetten memlekete. Filiz Akın’ların, Türkan Şoray’ların, Gülşen Bubikoğlu’ların sevgilileri Tarık Akan’larla, Ediz Hun’larla, Göksel Arsoy’larla koşturdukları, … Okumaya devam et

Yengeçler dünyayı nasıl ele geçirdi?

Yengeçler dünyayı nasıl ele geçirdi?

İsmi Canceria olan ve ay tarafından yönetilen gezegende yaşayan Canceryanlar, uzaylıya benzemezlerdi. Öncelikle yeşil değillerdi, garip görünümlü koni şeklinde bir kafaları yoktu ve ağızlarından et yiyen bir bitkiye benzeyen yaratıklar çıkarmazlardı. Canceryanlar bildiğimiz insan görünümündelerdi, farklı renkler, farklı ebatlar, farklı şekillerde gelirlerdi ama ilk bakışta uzaylı olduklarını anlamazdınız. Şeklen farklı farklı tiplerde olsalar da, onları … Okumaya devam et

Dünyalar

Dünyalar

Kıvır kıvır kısa saçları ve burnunun üstündeki çilleriyle sevimli bir oğlan çocuğuna benziyordu. Aynı yaşlardaki kuzeninin dantelli soket çoraplarını ve altına giydiği kırmızı bantlı rugan ayakkabılarını görene kadar kız ıvır zıvırlarına pek merakı da yoktu, o kırmızı ayakkabıları görene dek pantolonların kızıydı o, pembe fırfırların, renkli kurdelelerin değil. Ama işte çok kız çocuğu bir kız … Okumaya devam et

Yazarlarım ve ben

Yazarlarım ve ben

Bu blog fırtınası mütemadiyen bana en sevdiğim bir şeyleri soruyor ve ben, bu kadar kararsız bir insan olan ben, mütemadiyen kontrpiyede kalıyorum. Oh allahım, nihayet kontrpiye lafını bir cümlede kullanmak nasip oldu, bu fırsatı veren herkese teşekkür ederim. Neyse işte, “illa ki seçeceğsin lan” diyen blog fırtınası baskısı altında yine kıvırmak istemiyorum, “en sevdiğim kitap … Okumaya devam et

Şeytan tatilde gerek

Şeytan tatilde gerek

Sevdiğim tatil, bol gezmeçli tatil benim. Yani bir yerde durup, 10 gün kalmalı değil de, lıngır lıngır gezmeli. 1 gün orada, 1 gün burada, kah orada, kah burada. Çok afedersiniz deli şeytmişcesine. Ha derseniz ki, ne anlıyorsun bundan? Çok bir şey anlamıyorum açıkçası ama seyretmek istediğim filmin fragmanını seyretmiş gibi oluyorum, ki fragman seyretmeyi de … Okumaya devam et

Tost tost diye nicesine sarıldım

Tost tost diye nicesine sarıldım

Büfelerde yediğimiz o leziz tostları evde yapmak hiç zor değil. Doyurucu özelliğiyle tost, pratik ve lezzetli bir yemeğimizdir. Üstelik sabah, öğle, akşam, gece yarısı her öğünde güvenle tüketilebilir. Türk bekar mutfağının bu güzide yemeğini sizlerle paylaşmak isterim. İşte size kolay yoldan tost tarifi: Kaşarlı tost Kolaylık derecesi: * 1 kişilik Malzemeler: İki adet tost ekmeği … Okumaya devam et

İvme

İvme

11 – 12 yaşında olmalıyım. Annem ve babam Fransızcam gelişsin diye beni Fransa’da bir yaz kampına yollamış. Ama öyle Fransız olmayan çocukların gittiği bir dil okulu değil bu, Fransız çocukların gittiği, sporlu, aktiviteli bir yaz kampı. Tek yabancı benim yani. Yalnız sporu seçerken babamın gazına geldiğimizden yelken kampı seçmişiz, başka bir aktivite yok, sadece yelken … Okumaya devam et