Posted by

Sensin rantçı!

Sensin rantçı!

Zaman Gazetesi’nde Ekrem Dumanlı tarafından kaleme alınan 17.Mayıs.2011 tarihli “Sansür tartışması gerçeği filtreliyor” ve “Fuhuş, kumar ve uyuşturucu suçları son bulur” yazıları için attığım tepki mailidir. Siz de Ekrem Dumanlı to’da, yazı işleri ise cc’de olmak üzere kendi tepki malinizi yazın. Bir de yürüyüş fotosu ekleyin hatta. Sonra blogunuz varsa, attığınız maili, bunun gibi bir … Okumaya devam et »

Sensin pornocu!

Sensin pornocu!

Bu yazı 17.Mayıs.2011 tarihli Radikal Gazetesi’nde Akif Beki tarafından yazılan “Tam Bağımsız İnternet Palavrası” isimli yazı için attığım tepki mailidir. Siz de Akif Beki to’da, yazı işleri ise cc’de olmak üzere kendi tepki malinizi yazın. Bir de yürüyüş fotosu ekleyin hatta. Sonra blogunuz varsa, attığınız maili, bunun gibi bir açıklama paragrafıyla beraber, blogunuza koyun. SEO … Okumaya devam et »

Medikal mahkeme dramasına son veriyorum!

Medikal mahkeme dramasına son veriyorum!

Bazı şeyleri neden inatla yaptığımı bilemiyorum. Misal tamamen atıyorum, buna bir örnek de Jodi Picoult‘un kitapları. Okuyorum, her defasında neden okudum lan ben bunu diyorum ama kendime engel olamıyorum. Bu kadının 3-5 kitabını bu kafayla okumuşluğum var. İşin en enteresan yanı ise, hastalık temalı şeylerden hiç hoşlanmamam. Yani ben ki “english patient” filmini bugüne dek … Okumaya devam et »

Amcalar

Amcalar

Tamamen atıyorum ama bir ülke düşünün ki o ülkede her şey yasak…. Mesela sarışınlar yasak çünkü yasakları koyan amcalardan birinin sarışın fetişi var. Sarışın gördü mü, onu çıplak hayal ediyor. Etek yasak çünkü oradaki bi amca, kızına etek giydirmiyor ama kendisi bir çift bacak gördü mü banyoya koşup masturbasyon yapıyor. Teen yasak, liseli yasak, çıtır … Okumaya devam et »

Fidan

Fidan

Sene kaçtı hatırlamıyorum, 97? 98? Ben ergenlikle gençlik arasında gidip geliyorum, sense çocuklukla ergenlik arasında… Hep kuzendik biz, ama sen Ankara’da, ben İstanbul’da… Pek karşılaşmıyorduk işte. Hani bebekliğini biliyordum ben senin ama büyüyüşünü kaçırıyordum. Mersin’deki o yaza kadar. O yaz birden hatırladık mı ne, birden değişti her şey. O yaz, beraber denize girip, oyunlar oynadığımız … Okumaya devam et »

It just is.

It just is.

Çok duygusal biriyim ben, kolay ağlarım, kolay sinirlenirim, kolay unuturum filan… Şıpsevdiyim, bir anda severim, çok severim, sonra onu unutur, başka birini yine çok severim. Duygusal anlamda çok güvenilir biri değilim, gel gitlerim var, dengesizim. Duygularımla hareket ederim, mantığımla değil. Ha ama işte bu duygusallığımı dengelemek için olduğunu düşündüğüm bir başka huyum var: rasyonellik. Nasıl … Okumaya devam et »

Korsana değil, paylaşıma evet!

Korsana değil, paylaşıma evet!

Müziksever insanın genel tavrı, o sevdiği, bayıldığı müziği yapan insana saygı duymaktır. Tamamen atıyorum grubun posterlerini asmak, grup üyelerinin hayatını ezbere saymak, yok bilmemne albümünün bilmemne parçasında 3:54′te hangi riff’i kullandığını bilmek, değişen bateristleri sayabilmek, konserlerini kaçırmamak, diskografisini tersten sayabilmek, bilmemne parçasındaki subliminal mesajı duymak için o 2 saniyeyi 30 defa dinlemek, bir şarkıya takıp … Okumaya devam et »

Basiret bağlanması düşman başına!

Basiret bağlanması düşman başına!

Akıllı bir insan olmama rağmen, tıp dilinde basiretus bağlanıyoruz adı verilen hastalık yüzünden zaman zaman kendimi ultra salak hallere düşürdüğüm doğrudur efenim. Artık bilmiyorum nezaketten mi, salaklıktan mı kaynaklanıyor da bu basiret bağlanması denen hadise yüzünden başıma bir gün bir işler geleceğinden ciddi şekilde endişe endiyorum hatta. Genellikle, böyle bir elim kolum bağlandı’cılık, bir aptallaşma, … Okumaya devam et »

Threesome

Threesome

Orta okuldayız, en yakın, çok yakın bir arkadaşım var. Sonra aramıza biri daha katılıyor. Üç kişi oluyoruz. Üç kişi hep sakattır, özellikle kadınların arkadaşlığında. İki kişi hep üçüncüye karşı birleşir. Çekememezlik, dedikodu filan… Bizde öyle olamıyor pek. Çünkü biz ikimiz zaten eskiden beri arkadaşız, sonra gelen konuk oyuncu. Herkes yerini bildiği müddetçe sorun olmayacak gibi. … Okumaya devam et »

Meme, popo ve fikfik.gif

Meme, popo ve fikfik.gif

- Cüneytt! Ne baktın be kıza öyle ayı gibi? Zaten her dakka karıya kıza bakıyosun! – Ama Süheyla, ben kıza sadece estetik olduğu için bakıyorum. Kadın vücudu çok estetik bir şey zira bana sorarsan, en estetik şey hatta. Sadece güzel bir şeye bakar gibi bakıyorum. Tanıdık mı? Bana çok tanıdık valla, kaç kere benzer sözleri … Okumaya devam et »

Mürekkep ve kardelen

Mürekkep ve kardelen

Her yerinde “sakın bana dokunma” yazıyordu ama sen duramadın, değil mi? Gördüğün en güzel adamdı çünkü o. Tertemiz, iyi, dürüst, mert. Delikanlı derler ya hani, sözlükteki karşılığı gibiydi o adamçocuk. Onu sevmeden duramazdın, değil mi? Onu hayatına alıp, onu sevip, güya koruyup, sarıp, sarmalayıp onu öldürmeden, tertemiz bakışlarına gölge düşürmeden duramazdın değil mi? Tamamen atıyorum … Okumaya devam et »

Benden selam söyleyin bütün x’lerime…

Benden selam söyleyin bütün x’lerime…

Bir kadını elde etmeyi onu yatağa atmakla, o kadının uğrunda döktüğü gözyaşlarıyla ölçen küçük adamlar, bir kadını gerçekten elde etmek ne demek bilemezler. “Bu da bana aşık” adamları, “aha bunu da, bunu da götürdüm” adamları, geç bunların başarı olmadığı gerçeğini kavramayı, kolay elde edilmiş “başarıların” başarı olmadığını bile bilmezler. Bazen bir kadını elde etmek, onun … Okumaya devam et »

Davuş’a…

Davuş’a…

Bugün öğrendim, Davut gitmiş. Ben uğurlamaya bile gidemedim. Söylenecek pek bir şey yok. Aslında bu tip sanal ortamlardan, şu yazıda ismini bile anamadığım, Davut’a yakıştıramadığım konu ile ilgili şeyler yazmayı sevmiyorum ama Davut’u tanıdığım yer buralar, buraların çocuğuyuz biz, onun için güle güle demek için en uygun yer de burası belki de. Davut tek kelimeyle, … Okumaya devam et »

Mavi

Mavi

Yeni bir elbise almışım kendime. Çok severek. Tamamen atıyorum da hani görür görmez “tam bana göre” dersin bazen, fiyatına bir kere dönüp bakmazsın ya öyle işte. Neyse ne, bu elbise benim demişim, almışım. İyi ki de almışım, her giyişimde aynada kendime bakmadan duramıyorum. Bakıp bakıp gözlerime inanamıyorum. “Oha! Ne kadar yakıştı bu elbise bana, ne … Okumaya devam et »

Genlerime işlemiş İstanbul

Genlerime işlemiş İstanbul

İçimde bir göçebe yaşıyor, artık emin oldum. Bir yerde fazla kalınca dürtmeye başlıyor: “Hadi kalk, hadi, kalk, yürü, hadiiii” Tecrübelerime göre limitim 3 sene. 3 sene bitince, bana esmeye başlıyor yine, tamamen atıyorum da bir arayışlar, bir mutsuzluklar, bir kaçış planları… Durduğum yerde fazla durunca, fenalaşıyorum. Neden bilmiyorum. Gerçi aileme bakınca, DNA’ma işlemiş bir göçebelik … Okumaya devam et »