Çok şey bi şey

Çok şey bi şey

Bugün zor bir gündü, mızmızlıklı, inatlaşmalı zor bir gün. Tüm günün huysuzluğunu bir şekilde yumuşak idare etmişken tırnak kesme-kestirmeme hadisesiyle patladık. Bir dünya göz yaşı, bir dünya bağrış oldu sonunda karşılıklı. Bugün iyi bir anne olamadım. O uyudu, ben de oturdum ağladım. Bu aralar giderek daha sık yaşadığımız günlerden biri daha. Oysa başta böyle değildi… Hamilelikle, lohusalıkla, bir … Okumaya devam et

O sinsi şey…

O sinsi şey…

Cem gittiğinde üniversite birdeydim. Eski sevgilimdi ve bir sabah okula geldiğimde kendisini camdan attığının haberini aldım. Safa gittiğinde yüksek lisansın sonlarına doğruydu. Lise arkadaşımızdı. Abisinden sonra o da kendini öldürmüştü. Serkan gittiğinde ikinci iş yerimde çalışıyordum. Bir ara beraber çalıştığım iyi bir arkadaşımdı. İşten ayrıldığından beri mutsuzmuş diye duydum sonradan. O da bir sabah bulundu. … Okumaya devam et

Sevgili faşist…

Sevgili faşist…

   Sevgili faşist kardeşim, Bak, kardeşim diyorum sana çünkü hala içimde bir umut, insansın ya, hatırlarsın insanlığını diye. Gerçi dünya üzerinde birilerini kendi gibi düşünmüyor diye, ırkı, dili, dini, rengi farklı diye öldüren tek canlı insan. Gerçekten kötü olma yetisi, yakma, yıkma, yok etme hakkı kendini her yaşam biçiminden üstün sayan insana ait yalnızca. O … Okumaya devam et

Her şey bir kefir tanesiyle başladı…

Her şey bir kefir tanesiyle başladı…

Ben kendim hep yemeksepeti’nden ısmarlayan, yemek yapmayı bilmeyen ve sevmeyen bir kişi olarak, son derece düzensiz ve sağlıksız beslenen biriyim, biriydim. Amma velakin minnoşa yemeksepeti’nden pizza söylemek olmuyor tabii. Eh, katı gıdaya da geçtik yavaştan, beni de aldı mı bir panik… Mütemadiyen doğal beslenme, organik olayları, temiz gıda vs. gibi şeyler okuyup, kendimce bi şeyler … Okumaya devam et

Böyle bi kadın…

Böyle bi kadın…

   Canım oğlum, minnoş oğlum… 6 ay bi de 12 gündür yüz yüze tanışıyoruz artık. Koca adam oldun neredeyse, artık insanları tanıyor, gülüyor, (bazen) kahkaha atıyor, oturuyor, zıplıyorsun. Büyük bir iştahla da verdiğim her şeyi yiyorsun. Çok tatlısın, sana bayılıyorum. Garip, 6 ay önce var olmayan birisin ama anneannen, deden, ben… Hiçbirimiz sensiz bir hayat … Okumaya devam et

Kişisel gelişim

Kişisel gelişim

Kişisel gelişim kitapları okuyup, bir yerlerde bıraktığımız kendimizi yeniden bulmaya çalıştığımız zamanlardayız şimdi. Mutlu olmayı unutup mutlu olmayı bize hatırlatacak gurular aradığımız… Yaşamın ne olduğunu unutup yaşamı hatırlamak için uğraşlar savurduğumuz. Ne bileyim, basit şeylere prim vermeyip, en önemli şeylerin o basit şeyler olduğunu bize hatırlatsın diye etraflara paralar saçtığımız. Oysa basit şeyler evet… Basit … Okumaya devam et

Postpartum sayıklamalar

Postpartum sayıklamalar

“The greatest thing a father can do for his children is to love their mother.” (Bir babanın çocukları için yapabileceği en önemli şey annelerini sevmektir.) Ben bu lafı hep yalan bulurdum, çok eski kafa, çok demode, çok eften püften gelirdi bana. Ebeveyn olmak için illa aşık olmak, sevmek gerekmiyor ki; insanlar tek gecelik ilişkilerden doğan … Okumaya devam et

Anne olmak…

Anne olmak…

Bundan 34 gün önce anne oldum. Yazacak çok şey vardı aslında, hamilelik sürecinden doğuma, lohusalıktan anneliğe, yeni keşfettiklerimden öğrendiklerime… Bir sürü şey ama nereden başlayayım bilemedim, hiç başlamadım ben de. Ayrı bir blog açayım dedim bir ara, sonra dedim ki o da ben bu da ben, niye kim olduğumu bir sürü parçaya bölüp ayrı bloglarda … Okumaya devam et

Barış…

Barış…

Yılbaşında ne mi dilemiştim? 2014’ün barış getirmesini. Yok öyle güzellik yarışması ağzı, dünya barışı gibi değil… Yani o da olsun tabii, hep olsun barış da insan yılbaşı kararlarını verirken, doğum günü pastasının mumlarını üflerken ya da işte yıldız kayınca veya saat 22:22’yi gösterince oturup da dünyada barış olsun, herkes kapısının önünü temizlesin gibi dilekler dilemiyor … Okumaya devam et

İlham, sen var ya…

İlham, sen var ya…

Sevgili ilham perim, Seni seviyorum. Seni daha sık görmek istiyorum buralarda. Ama sen nedense ya beni pek sevmiyorsun ya da sarkastik bir espri anlayışın var. Zira benim keyfim çok yerindeyken, mutluluktan içim kıpır kıpırken hiç uğramıyorsun bu taraflara. Ne zamanki kalbim kırık, canım şey, heyheylerim tepemde o zaman “hoop!” beliriveriyorsun. Sana sormak istediğim şey şu: … Okumaya devam et

Onlar…

Onlar…

Kocaman bir insandım o zamanlar. Ama nasıl olduysa öyle zannedilmiyordum. Sanki olduğumdan küçük, küçücükmüşüm gibi davranıyordu onlar. Sanki yeterince sevemez, yeterince anlayamaz, yeterince üzülemez, yeterince olamaz, yeterince yetemez gibi. Herkes 500 parçadan oluşuyor da ben 10 parçalı, 3 yaş puzzle’ıydım belki. Öyle kolay, kaba saba, incelikten uzak, yetersiz ya işte, ne bileyim. Hani anne olsam … Okumaya devam et

Sorun sende değil…

Sorun sende değil…

Bütün eski sevgililerin düzgün ilişkiler içinde, aşklı meşkli, sevgi dolu yaşamlarda, ne bileyim evlenmiş barklanmış çoluk çocuğa kavuşmuş, mutlu mesut yuvalar kurmuş… sense hala ne öyle ne böyle bir aralıktasın. Ahan da bu nokta tam olarak da dünyanın en büyük ayrılık klişesinin ne anlama geldiğini anladığın yer. “Sorun sende değil bende” diyerek birilerini terk ederken … Okumaya devam et

Hastalıkta sağlıkta…

Hastalıkta sağlıkta…

…Külkedisi ile prens evlenmişler. Onlar ermiş muradına, biz çıkalım… Yoo yoo bir dakika, bu masal burada bitiyor mu yani? Ya sonra ne oluyor? Hiç kavga edilmiyor mu, hiç kıskançlık yok mu, Külkedisi pms olup prensi kaprisleriyle delirtmiyor mu? Oluyordur elbet. Hiçbir peri masalı peri masalı olarak bitmiyor kş. Bitiyormuş gibi yapıyor sadece. periler, pespembe mutluluk … Okumaya devam et

1 dakika 37 saniye

1 dakika 37 saniye

Artık kimsenin zamanı yoktu. Yani zaman vardı da başkasına ayıracak zaman yoktu belki. Başkasına ayıracak zaman demeyelim de, başkasıyla kaybedecek zaman yoktu işte. Her an değerliydi. Bu nedenle insanlar arası riski minimize eden, yüksek verimli bir sisteme geçmiştik dünyacak. Bu sistem sayesinde insanlar tanışıyorlar, birbirlerine bir an için bakıyorlar, bileklerindeki tarayıcıyı karşısındakinin gözlerine tutuyorlardı. Tarayıcı … Okumaya devam et