Que sera sera

Çocukken ben çok meslek sevdim.

Bir ara tiyatrocu olacaktım, çekingenim sandım, vazgeçtim. Halbuki olurmuşum, onu da seneler sonra hazin bi şekilde anladım.

Sonra psikiyatrist olmaya karar verdim. Onun da tıp okumakla mümkün olacağını anlayınca, onu da salladım. Psikolojiyi ise emeeen dedim, küçümsedim. Zira salak bi çocuktum, psikoloji kafadan atma bi şey sanıyodum, kim psikiyatri varken psikoloji okur ahahaha filan diyordum. Gerizeka işte napicen. Halbuki pekala psikolog olurmuşum bak. Fıstık gibi de terapi yaparmışım, o biççimmm. Neyse geçmiş olsun, şimdi anca hobi düzeyinde takılıyorum psikoloji sularında.

grow_up_udpn

Sonre efendim, bi ara matematikçi olayım dedim. Tamamen atıyorum, ömür billah calculus olsun, türev alayım, sefam olsun dedim. Ama türev almacı diye bi meslek olmadığından, ya akademisyen olabilecektim, ya da bankada portföy/risk şeycisi. İkisini de istemedim. Bankacı hayatta olmazmış zaten benden de, akademisyenlik uyabilirmiş bak. Ama yani hani, bu çok da dert değil içimde. Neyse türev almayı hala özlüyorum. Eskiden sıkıldıkça türev çözerdim bulmaca gibi, sonra baktım ki fazlaca psikopat duruyor, sudoku’ya geçtim. Toplum önünde kabul görmek istiyorsan, bu tip fetişleri fazlaca anlatmamak lazım, insanlar sana çok tuhaf bakıyor (5postayı tenzih ederim).

Sonra geldik filmciliğe. Hala uktedir bu içimde. Konuşmak istemiyorum bu konuda.

Tüm bu kafaya taktığım meslekler içinde reklam yazarlığı hep vardı diğer bir kulvarda. Ya o, ya bu’nun o’su hep reklam yazarlığıydı. Çocukken seyrettiğim, “gözlüğünüzün bir camını Elidor’lu, bir camını sabunlu suya batırın. Bakın hangisi daha parlak” reklamından sonra uzunca bir süre her banyoya, bir güneş gözlüğü ve iki tas ile gitmemin bunda etkisi olduğunu düşünüyorum bir hayli.

Hee sonunda da olduk reklam yazarı. Olduk da iyi mi olduk. Zaten maymun iştahlıyım, e işte burda da tüm bu mesleklerin karışımı bir hobi alanım oldu, hepsinden az biraz bilen insan olduk, uzmanlaşamadık.

Hani bi de tamamen atıyorum da hiçbiri sosyal ortamlarda iki lafın belini kırayım, bir muhabbet edeyim türü ilgi alanları değil. Ne bileyim, politika olsun, tarih olsun, coğrafya olsun… Bunlar hoş ama ilgimi çekmiyor. Lakin bir kokteyl ortamında “ahh mirim, ikinci türev ne kadar da hoş bir şey değil mi? Siz de zaman zaman ya hayatta türev olmasaydı, nice olurdu halimiz diye düşünüyor musunuz?” türünden bir muhabbete girmem pek olası değil. Ya da hadi onu geç, kalkıp da seri katillerden, şizofrenlerden bahsetmem de karşı tarafı gerebilir.

E, ne konuşayım ben? Tarih bilmiyorum kardeşim. Sittin senedir, ilkokuldan beri öğrettikleri tarihleri, nasıl bir ket vurma ise kafamdaki, yok ı-ıh, hatırlayamıyorum. O zaman da tabii çok etkili bir şekilde gündem de konuşulmuyor çünkü tarihini bilmeyen, bugünü bilmez hesabı var işte. E bende oluyor bir tedirginlik, ya tarih sorarlarsa, allam o TV’daki mankenler gibi salak salak cevaplar verirsem, allam niye ben tarih konusunda böyleyim, neden neden neden…

Çok acaip. Tiyatro müsait gerçi sohbete bak ama o da çoook eski çocukluğum, ilk gençlik yıllarıma ait… O ilgimin üzerine gitmedim hiç. Allahtan ki sinema, kitaplar filan var. Oralardan çakıyoz az biraz, çok şükür.

Neyse efendim, bunları olmak istedim, sonuçta reklam yazarı oldum. Şimdi de yazar olmak istiyorum, yeni hedefim bu. Ama tabii belli bir disipline sahip bir insan olmadığımdan, olamıyorum. İki satır yazıp, sıkılıyorum, bunalıyorum, internet bakıyorum, tv açıyorum. Çile bülbülüm.

Ne tatminsiz, maymun iştahlı insanmışım ben be.

4 thoughts on “Que sera sera

  1. ben hafta sonu gazetede mi gördüm seni?!
    ne dicem; ben de matematik okudum, sıkılınca kücükken proplem cözerdim,
    ne zaman arkadaslarala bi araya gelsek ya bak hic bisi tam ögrenemedim, hep bi yarım uzmanlıktan uzak kaldım diye yakındım,
    muhabbet desen benim heyecanlanarak anlattıgım seyler kimseyi heyecanlandırmıyor,
    hep yeni bisi var hedefte, biraz pesinden kosup sonra baska bisi görüp oraya kosmaca..

    “yalnız diilsin “mi dersin buna yoksa ” aslında o kadar unique (!) diil sin mi”, bilmiorum nası algılarsan:)
    PC:en azından buraya düzenli üc bes cümle yaza bilme azmin var..

  2. unique oldugumu sanmıyorum zaten, biraz garip oldugumu, ortamlarda bi sırıttığımı filan düşünüyodum bazen :) ama yalnız olmadıgımı bilmek güzel :))
    gazete? evet benim :)

  3. Ben çocukken beyin cerrahı olmak istiyordum, bi alıp veremediğim vardı insanların beyniyle… Sonra anladım ki maksat insanların beynine girmek, düşüncelerini bilmek… Ben de reklam yazarı olayım dedim, ne de olsa aynı şey. İnsanların beynine girip düşüncelerini ve tercihlerini değiştirmeye çalışıyorum işte!

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s