Necessary but not sufficient*

Her şeyin yeteri kadar olduğu zamanlar, şimdiler. Yeterinden fazlası yok gibi. Yeteri kadar isteniyor, yeteri kadar özleniyor, yeteri kadar seviliyorsun. Yeteri kadar dostluk, yeteri kadar muhabbet, yeteri kadar vefa, yeteri kadar güven, yeteri kadar aşk…

Mesela tamamen atıyorum, normal koşullar altında, sevdiğim kişi beni aldatmaz diyorsun. Normal koşullar ile kast ettiğimiz karşısına çok ekstrem bi aday çıkmadıkça, o olmadıkça, bu olmadıkça. Koşullar sağlanırsa aldatmaz, sağlanmaz da aldatırsa napalım artık. Yeteri kadar güven işte. Göğsünü gere gere, hayatta yapmaz diyemiyorsun.

Bi arkadaşın var diyelim ya da… Diyorsun ki, her şey iyi olduğu müddetçe hayatımda kalır. Olağanüstü halde ise gidebilir. Bunu biliyorsun içinden ama kabul ediyorsun, elinde olanla idare ediyorsun.

Kayıtsız şartsız teslimiyetlerin, gözü kara dostlukların ya da aşkların dünyası değil bu, biliyorsun. Yeteri kadarına razı oluyorsun.

Dostluk için yeterli doz 50 ise, 50’ye fitsin yani, ötesini beklemiyorsun.

Tanım gereği, her tür yeteri kadar’lıktan sıyrılmış bir manyama hali olması gereken aşkta bile amenna diyorsun, 50 cc mi, tamam diyorsun, kafi, fazlasına ne gerek?

Yeteri kadar seviliyorsun işte, fazlasını aramıyorsun. Ama’ların dünyasında dolanıp duruyorsun.

Tamamen atıyorum tabii de durumlar biraz şöyle gibi:

Seni seviyorum ama kıçımı kaldıramam. Seni seviyorum ama zora gelemem. Seni seviyorum ama senin için hiçbir şeyden vazgeçemem. Seni seviyorum ama senin için esneyemem. Seni seviyorum ama planlarımı değiştiremem. Seni seviyorum ama işime gelmezse seni satabilirim. Seni seviyorum ama kafama eserse, giderim. Seni seviyorum ama yanında olmaya söz veremem. Seni seviyorum ama ben mutlu değilsem, senin için mutlu olamam. Seni seviyorum ama senin için tuttuğum dalı bırakamam. Seni seviyorum ama rahatımı bozamam. Seni seviyorum ama senin için gözümü karartamam. Seni seviyorum ama…

“Ama.”

Hani ama’dan önceki her şey yalandı?

Hayatta her şey için hırs yaparken, iş; arkadaşlık, dostluk, aşk, meşke, yani insan ilişkilerine gelince elinde olanla yetinmek ne büyük ironidir. Fazlasını bulamayacağını bildiğinden bir kendini kandırma hali midir, nedir bu yetinme?

Eh, iyi peki de, “yeteri kadar” yetmediğinde ne oluyor?

* Açıklama için tık tık.

2 thoughts on “Necessary but not sufficient*

  1. yeteri kadarıyla yetinmeyi bilmeyi öğreniyorsun zamanla, yapacak başka bir şey yok gibi ..
    içerden bir ses bazen yapacak bir şey varmış gibi konuşur ama “sayısal loto oynarsın da çıkmayacağını o kadar kabullenmişsindir ki” gibi bir his uyandırır ancak, güler geçersin

  2. yeteri kadarıyla yetinmeyi bilmeyi öğreniyorsun zamanla, yapacak başka bir şey yok gibi ..içerden bir ses bazen yapacak bir şey varmış gibi konuşur ama “sayısal loto oynarsın da çıkmayacağını o kadar kabullenmişsindir ki” gibi bir his uyandırır ancak, güler geçersin
    +1

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s