Türev sıfır

Her gün yürüdüğüm yol burası 2.5 yıldır. Her gün nereye gittiğimi düşünmeden, otomatiğe bağlamış gibi yürüyüp gittiğim yol, aynı yol, hep aynı dümdüz yol. Ne uzar, ne kısalır yol. Yol aynı yol da ben değiştim belki de. Ya da bundan 10 ay önce, tamamen atıyorum da pabucuma kaçan minik çakıl taşı canımı acıttı. Onu temizledim, 3 – 4 ay önce yeni bir taş kaçtı. Bu seferki daha da büyükmüş sanırım, öncekinin yara yaptığı yere denk geldi tam, çıkardığım halde yürüyüşüm değişti işte. Sendeledim, tökezledim. Ve artık bu yolda yürüyemeyeceğime karar verdim demek sonunda, kenardaki bankta oturup, yaranın geçmesini beklemeye, bir nefes almaya, başka yolları denemeye… Ayağıma daha rahat ayakkabılar giymeye hatta. Daha bana uyan ayakkabılar gerek bana, ayağımı vuran bu topukluları çıkarıp atmak, belki yalınayak yürüyebilmek, içimden geldiği gibi, durmak, koşmak, durmak… ama içimden geldiği gibi yürümek. Özgürce. Nefes ala ala.

İnsanın her gün yürüdüğü yolu değiştirip, yeni bir yol keşfetmesi kolay değil. Kayboluyorsun, zaman kaybediyorsun, gitmek istediğin yere hiç ulaşamama riski var sonra… Kolay değil yoldan çıkmak. Hiç değil. Ama işte çakıl taşları artık seni yürütmüyorsa ne yapacaksın? İte kaka yürümenin bir anlamı var mı? Yine zaman kaybı, yine ulaşmak istediğin yere ulaşamama ihtimali… Kolay değil belki yoldan çıkmak ama çıkmamak da değil.

Rutin tehlikeli bir şey. Seni sarıyor, sarmalıyor, boğuyor. Tamamen atıyorum ama rutin bir bataklık, çöküyorsun içine. Çıkmaya çalışsan da seni dibe çekiyor, sen farkında olmadan batıyorsun iyice. O çamurun sessizliği uğulduyor kulaklarında sonra, başka hiçbir ses duymaz oluyorsun. Gözlerinin önüne de iniyor o çamurdan perde. Takılıp kalıyorsun. Çamur sıcak ama, yumuşak. Sanıyorsun ki rahat bir yerdesin, güvendesin. Oysa çamur o, seni çekecek çekecek ve yok edene kadar durmayacak. Oradan çıkman gerek, biliyorsun. Artık anladın.

Hah işte o zaman, o aydınlanma anıyla birlikte, bir nefes alıyorsun. Sonra damarlarındaki tüm gücü tek bir yere odaklıyorsun. Her şeyinle derin bir nefes alıp, kendini çekip çıkarıyorsun bataktan. Canın acıyacak belki, yorulacaksın ama çıkacaksın, çıkman gerek. Orada kaldıkça daha da batacaksın. O yüzden tüm gücünle, haydi bir iki üç…

Bir iki üç.

Çıktım işte. Rutini kırdım. Yolumu değiştirdim. Çakıl taşlarını oldukları yerden çıkardım, attım. Ama dedim ya, yara yapmış, acıyor işte. Ama geçecek, geçecek, geçecek çünkü ben geçmesi için elimden gelen tek şeyi yaptım. Geçmek zorunda artık.

Belki son bir kez dönüp bakacağım geriye bu gece. Ve yarın yeni bir sabah olacak. Bunca zaman düşüşteydim, yarın sabah gözlerimi açtığımda, iyileşmeye başladığım ilk gün olacak. Tamamen atıyorum da düşüşün bitip, çıkışın başladığı, türevin sıfırlandığı o tepe noktası çünkü burası parabolde (bkz. şekil 1A).


Şekil 1A.

Evet, dibin dibine vurduğum ama yarından itibaren çıkacağım yerdeyim artık. Hayırlısıyla bu geceyi de atlatırsam, yarın başka bir gün olacak. Ama işte bu gece, son kez dönüp bakma gecesi dedim ya…

O yüzden bu gece 10 aydır yaşadığım, güvendiğim, inandığım pek çok şeyin, insanın, durumun, sözün yalan olduğunu kabul ettiğim yer.

Bugün rutinden çıktığım yer. Bugün kalbimi kıran her şeye, değerimi bilmeyen herkese koca bir siktir çektiğim yer.

Beni anlamsızlaştıranlara son kez dönüp baktığım, üzerlerine son kez anlam yüklediğim, son kez uğurlarında, doya doya gözyaşı döktüğüm yer.

Ben bugün laneti kırıyorum ve çoktan etmem gereken o vedayı ediyorum.

Son 10 ayıma ve yoluma çıkan çakıl taşlarıma yaşanan her şeyin hatrına… Uğurlar olsun. Kalın sağlıcakla.

Bundan sonrası ise…

Kimbilir. Hayat…


Rootless Tree
What I want from you is empty your head
They say be true, don’t stain your bed
We do what we need to be free
And it leans on me just like a rootless tree

What I want from us is empty our minds
We fake, we fuss, and fracture the times
We go blind when we’ve needed to see
And this leans on me, just like a rootless…

Fuck you, fuck you, fuck you
And all we’ve been through
I said leave it, leave it, leave it
It’s nothing to you.
And if you hate me, hate me, hate me, hate me so good
That you just let me out, let me out, let me out
Of this hell when you’re around
Let me out, let me out, let me out
It’s hell when you’re around
Let me out, let me out, let me out

What I want from this
Is learn to let go
No not of you
Of all that’s been told
Killers re-invent and believe
And this leans on me, just like a rootless…

Fuck you, fuck you, fuck you
And all we’ve been through
I said leave it, leave it, leave it
It’s nothing to you.
And if you hate me, hate me, hate me, hate me so good
That you just let me out, let me out, let me out
Of this hell when you’re around
Let me out, let me out, let me out
Of this hell when you’re around
Let me out, let me out, let me out
Hell when you’re around
Let me out, let me out, let me out
Hell when you’re around
Let me out, let me out, let me out, let me out
Let me out, let me out, let me out, let me out
Let me out, let me out, let me out

Fuck you, fuck you, love you
And all we’ve been through
I said leave it, leave it, leave it
It’s nothing to you.
And if you hate me, hate me, hate me, hate me so good
That you just let me out, let me out, let me out, let me out
Let me out, let me out, let me out, let me out
Let me out, let me out, let me out, let me out
Let me out, let me out, let me out

Let me out, let me out, let me out
Hell when you’re around.

One thought on “Türev sıfır

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s