Korsana değil, paylaşıma evet!

Müziksever insanın genel tavrı, o sevdiği, bayıldığı müziği yapan insana saygı duymaktır. Tamamen atıyorum grubun posterlerini asmak, grup üyelerinin hayatını ezbere saymak, yok bilmemne albümünün bilmemne parçasında 3:54’te hangi riff’i kullandığını bilmek, değişen bateristleri sayabilmek, konserlerini kaçırmamak, diskografisini tersten sayabilmek, bilmemne parçasındaki subliminal mesajı duymak için o 2 saniyeyi 30 defa dinlemek, bir şarkıya takıp o şarkıyı bıkmadan defalarca dinlemek gibi aktiviteler hiçbirimize yabancı değildir sanırım.

Müziği seven insan, o müziği yapanı da sever ister istemez.

Yani demem odur ki, müziği seven insan o sanatçı zarar görsün isteyen insan değildir. Müziksever insan o müzisyenden çalmak derdinde olan insan değildir, bir şarkıyı paylaşıyorsa bu daha çok insana ulaşsın diyedir. “Bakın ben bunu seviyorum, siz de sevin ulan”ın açılımıdır paylaşım, gönüllü reklamdır aslında.

Gerçek müzisyen ise müziği dünyanın her yerinde paylaşılıyor diye bundan ötürü kazanamadığı paraların hesabını yapan değil, müziğinin ulaşabildiği kitleleri görüp, bundan gurur duyan insandır.

Paylaşım, sanatı ve sanatçıyı besler. Buna zarar vermez.

Ha ama yapım şirketlerini beslemez tabii paylaşım, onların işine gelmez elbette böyle hippi ruhlu, paylaşım esaslı bir yaşam biçimi. Çünkü günün sonunda para konuşur. Paylaşılan her mp3, onların nazarında potansiyel tehlikedir, azalan albüm satışıdır. Tek vizyonu para olan kurumlarda durum böyledir.

Bu noktada telif hakları bayrak olur her söyleme. Sanatçılar bile taşır o bayrağı bazen, mp3’ün kendilerine sağladığına bakmaksızın, korsan der, hırsızlık der, sanatın özünü unuturcasına.

Kimse burada, birilerinin şarkıları üzerinden ticari kazanç sağlamaktan bahsetmiyor. Tamamen atıyorum Mp3’leri bir cd’ye doldurup, bunları satalım demiyor. “Korsan” dediğiniz bu, benim bloguma koyduğum ya da fizy’den dinlediğim şarkı değil. Bırakın, arkadaşlarımla paylaşayım. Ne farkı var, en sevdiğim şarkıyı evimde dinletmekten? Kaldı ki internet, aslına bakarsanız, bu korsan kazanç fırsatına ket vuran bir şey. İnternetin ruhunda paylaşım var zira, özgürce, para derdi olmaksızın. Dolayısıyla paylaşılan her mp3, düşen korsan satışlar demek bana sorarsanız.

Müziksever insanın, sevdiği müzisyeni desteklememesi düşünülemez. Bakın wikipedia’ya, aşkla bağlı olunan bir müzik grubu da değil üstelik ama destek istediğinde, herkes elini cebine atmadı mı? Bu durumda bile gönüllü desteğini vermekten çekinmeyen interet kullanıcısı, sevdiği gruba destek vermeyecek mi sanılıyor?

Ha ama ne olacak? Belki o desteğin şekli değişecek, cd alınmayacak artık. Nasıl ki plaklar kasete, kasetler cd’ye dönüştüyse, yeni bir değişim yaşanıyor zira şimdi. Devir, mp3 gibi formatların devri ve bu formatlar, doğaları gereği paylaşıma müsait.

Müzik endüstrisi dönüşüyor. Yapılması gereken bu dönüşüme ayak uydurup, sanatçıların ve yapımcıların bu yeni endüstriden kazanç sağlayabilecekleri modeller geliştirmekken, hayır efendim, eski model kalacak ve biz alıştığımız şekliyle para kazanmaya devam edeceğiz demek, en basit şekliyle vizyonsuzluk. Zamanı yakalayabilenler sağ çıkacak bu dönüşümden, yakalayamanlar ise sayıklaya sayıklaya silinecek. Zira internet var ve var olacak. Yasaklara, engellere rağmen internetin gücü giderek artacak, bu böyle bir teknoloji zira.

Bana sorarsanız, çağımızda başımıza gelen en güzel şeyi düşman olarak görmek büyük gaflet. Oysa dünya uyanıyor, mp3 gerçeğiyle elele yaşamanın yollarını arıyor. CD satmak hedefi çok köhne bir anlayışa dönüşüyor. Bakın, müzik piyasasından çok uzak bir insan olan benim bile aklıma gelen bir sürü yeni gelir modeli var.

Tamamen atıyorum reklam mesela… İnternet üzerinden, mp3’ü paylaşıma açarak, reklam gelirlerini artırabilir sanatçılar. Daha önce var olmayan çeşitli sponsorluk imkanları sağlayabilir mesela internetle barışmak. Brezilya’daki bir konseri, dünyanın dört yanına live broadcast yaparak mesela konser gelirleri artırılabilir. Şarkı paylaşıma açılır da, ek malzeme sunarak, klasik iPhone application’ları fiyatına (1.99 USD) satış yapılabilir. Application demişken, evet uygulamalarla para kazanılabilir. Müzisyenin sitesinde özel alanlar açılabilir, oralardan para kazanılabilir.

Müziğiniz sayesinde reklam alan bir site mi var, bak o zaman isteyin hakkınızı, oradan da para kazanırsınız. Koyun kurallarınızı yine ama neyin ne olduğunu bir anlayın da koyun. İlla albüm satmak istiyorsan da, sat gene. Ama cd masrafını bilmemneyi düşürdüğün için daha düşük paralara mp3 formatında sat, içine de o albüme para vermemi sağlayacak bir içerik koy. Ne bileyim, ekstra bir fayda… Sanatçının imzası mı, fotoğrafları mı, sanatçıdan tüyolar mı… Neyse ne işte, sen düşün bul bir şey, koy o faydayı, çek 3 dolar fiyatı, bak bakalım satılıyor mu?

Bunlar benim şu an için aklıma gelenler, konunun uzmanları daha başarılı modeller bulur mu? Bulur. Sonuç olarak, daha birebir, daha gerçek, hayranlarıyla daha iletişim içinde, paylaşım esaslı modelleri mutlaka ki var. Ama vizyon gerek tabii… Ve emin olun, konserler yine hınca hınç dolu olur. Belki eskisinden bile daha çok hem de, çünkü daha önce ulaşamadıklarınıza da ulaşırsınız. “Bakayım şu grup neymiş, bir dinleyeyim”cileri kazanırsınız. Müziğinizi seven insanların neferliğinde, başka hiçbir şekilde yapamayacağınız reklamı yaparsınız.

Ha ama “öğrenci filminde dahi müziğim kullanıldı, telifimi ver” ile “blogunda şarkımı yayınladın, paramı öde” ile yok işte, zamanın gerisine düşersiniz. Bakınız Bono’ya, Çin’deki sansür demeçleri verdi de ne oldu, senelerdir gelsin diye bekleyen insanlar, konserine gitmedi. Zamanı yakalamak önemli şey.

Müyap bugün, özünde sadece bir arama motoru olan fizy’i kapatır, ne olur? Serdar Ortaç sevmeyen ama sadece bir şarkısını fizy’den merak edip dinleyen o kişi, gidip Serdar Ortaç albümü mü alır? Hayır. O şarkıyı da siktir eder. Serdar’ın kendi hedef kitlesi dışına ulaşması daha da imkansız olur.

Müzik, kitap, genel olarak sanat yani… İnsanların para vermekten gocunmadığı şeylerdir aslında. Ama yapımcıları zengin etmek uğruna değil, sevdikleri sanatçıya teşekkür etmek uğruna. Ve internet bunu kolaylaştırıyor, ben para vereceksem kime verdiğimi bilecek hale geliyorum, direkt sanatçıya ulaşabilir duruma geliyorum. Yeni model ihtiyaçları da bu yüzden.

Kaldı ki Youtube’dan meşhur olanlar, myspace ile sesini kitlelere duyuranlar gibi yeni çıkan pek çok müzisyene tesis sağlıyor internet, yapımcılar suratlarına bakmazken.

Dolayısıyla, aslına bakarsanız internet sanatçıya yarayacak bir şey, yapım şirketlerini, üçüncü partileri ekarte edebilecek bir tehlike. Dediğim gibi sanatçıyla hayranı arasında daha teke tek bir ilişkiye yol açabilecek bir tehlike. Sanatçının hakları diye bas bas bağrınan o kurumların bağrınma sebebi bu, dert sanatçılar değil. O kurumların peşlerinden sürüklediği sanatçıların farkına varmaları gereken ikiyüzlülük bu.

Henüz problem haline gelmedi ama çok yakındır, yükselen e-book furyasıyla aynı teraneyi kitaplar ve yazarlar konusunda da yaşayacağız. Yine çağın değişen koşullarını anlamayan, para endeksli kurumlar başlayacak “korsan” bilmemne diye. Oysa atlanan şu ki, müzikteki gibi, kitap konusunda da gidip de sevdiği yazarın yeni kitabını heyecanla bekleyen o insan, yine alacak, arşivinde kütüphanesinde yine isteyecek. Sadece format değişiyor işte. Piyasanın dengesi değişiyor ama birilerinin işine gelmiyor bu.

Zira en basit ekonomi dersinden bile bilirsiniz, arz ile talebin kesiştiği yerde equilibrium bulunur. O da fiyatı belirler. Bugünkü albüm satışlarındaki denge noktasında ise talep daha az bir fiyatta kesişiyor. Zira evet, albümlere olan talep düştü. Talebin düşme sebebi mp3 değil, genel olarak internettir ama. Ben bugün sevdiğim sanatçıyı twitter’dan takip edip, birebir iletişim kurabiliyorken, youtube’dan videolarını seyredebiliyorken eski bir teknoloji olan CD’ye vermek istediğim para düştü tabii ki. ne yapacaksınız, statükoyu korumak için tüm interneti mi engelleyeceksiniz? Eh bu olamayacağına göre, piyasadaki değişime ayak uyduracaksınız. El mecbur.

Albüm satışları düşecek sevgili yapımcılar. Albüm satışları düşecek, ne yaparsanız yapın düşecek. Ama yeni fırsatlar gelecek, uyanırsanız belki yakalarsınız.

Son sözüm ise sanatçılara, sanatın esası insanlara ulaşmaktır, sizi insanlara ulaştıran, dünyanın öte yanında size hayranlar kazandıran internete açılan savaşta taraf olacaksanız, doğru tarafı seçmeye dikkat edin.

Korsana değil ama paylaşıma evet!

3 thoughts on “Korsana değil, paylaşıma evet!

  1. düzden hemfikirim. konser ve festival organizasyoncuları memnun bu işten mesela çünkü grup sayısı ve grupları takip edenlerin sayısı artıyor ve festivaller dolup taşıyor. Özetle müzik, kitap ve film tüketimi artıyor. Bu tüketime balta vurmadan ne yapılabileceği konuşulmalı. sanatçıların da şöyle bir durumu var galiba, prodüksiyon şirketleri ile yaptıkları uzun vadeli anlaşmalardan gelirlerinin azalması onları etkiliyor. Ama kendi adıma o hava parası da bana anlamlı gelmiyor, yeni gruplardan albüm üretimi için para alıp kodamanlara sözleşmelerle yediren düzen zaten kalksın ortadan

  2. Olaya farklı yönden bakan ve bunu güzel yaklaşımlarla destekleyen çok güzel bir yazı olmuş. Herkes okusun diye hemen paylaşıyorum :)

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s