Fidan

Sene kaçtı hatırlamıyorum, 97? 98? Ben ergenlikle gençlik arasında gidip geliyorum, sense çocuklukla ergenlik arasında…

Hep kuzendik biz, ama sen Ankara’da, ben İstanbul’da… Pek karşılaşmıyorduk işte. Hani bebekliğini biliyordum ben senin ama büyüyüşünü kaçırıyordum. Mersin’deki o yaza kadar. O yaz birden hatırladık mı ne, birden değişti her şey. O yaz, beraber denize girip, oyunlar oynadığımız o güzelim yazdan sonra sen hep orada oldun. Kuzenim değil, kardeşim oldun, benim canım oldun.

Büyüdün, dal gibi, fidan gibi, parlak gözlü bir güzel adam oldun, bu sefer kaçırmadım. Bu sefer yanındaydım.

Sen benden daha vefalıydın ama, hep aradın sordun beni. Kimse neler yaptığımı bilmezken, Ankara’ya benden haberleri sen uçurdun. Nereden biliyorsun dediklerinde “biz konuşuyoruz bi kere! mail atıyor bana deniz ablam” dedin gururla.

Kız meselelerini konuştuk bazen, öyle yap, böyle yap dedim sana. Ayrıldığım sevgililerime saydırdım ben, sen dinledin. Hayatla ilgili konuştuk. Dalga geçtik. Güldük. Az görüştük belki ama sen hep oradaydın, hep canımdın, bi tanemdin.

Bilmezsin sen be Hasan… Bilmezsin seninle ne kadar gurur duyduğumu. Senin gibi pırıl pırıl bir adamın vefasıyla, iyilikle dolu pırıl pırıl kalbinin bana sevgisiyle ne övündüğümü. Seni ne çok sevdiğimi bilirdin ama, ben telefon özürlü, asosyal bir uyuz olsam da bilirdin. Lafını sokardın arada ama bilirdin. Bilirdin değil mi?

Bana terasa asayım diye tahta bir evcik almıştın hediye, uzun süre astım onu. Sonra çürüdü diye kaldırdım bir yere, şimdi bulamıyorum. İçim acıyor. Nerede o ev? Sen neredesin? Hani bekleyecektin beni, gelecektim ziyarete?

Söylemek istediklerim vardı sana, içimde kaldı. Hazır da değildim ki. Şimdi de değilim. Hiç hazır olmayacağım veda etmeye sana. Ama hayat bu değil mi? Adalet yok, senin hazır olmanı da beklemiyor işte.

Ankara’da bir kardeşim vardı benim. Artık yok. O güzelim yaza ait karelerdeki herkes gitti. O kadar yaşlı değilim ama liste ne kabarık.

Çok üzülüyorum be Hasan… Keşke’lerden de nefret ediyorum.

Tek avuntum var. Herkes seni çok seviyor. Sen öyle bir adamdın çünkü, çok sevilesi… Biraz sevilemezdin sen, ancak “çok” sevilirdin. O yüzden hayatına girdiğin ve seni çok sevmemiş kimse yok. Gerçek hayatta bir melek tanıdığımız için şanslı mıyız, onu bu kadar çabuk kaybettiğimiz için şanssız mı? Bilmiyorum.

Ama herkes gibi, ben de seni çok seviyorum. Biliyorsun.


Run – Snow Patrol

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s