Died a hundred times

Tamamen atıyorum ama bazı insanlar vardır, bakar bakmaz anlarsın, gidecek bu, dayanamayacak, ölecek diye. Amy Winehouse, herkeste bu imajı uyandırıyordu sanırım. Hayır, su testisi anlamında değil, kadının 7 sene içinde başladığı noktadan vardığı noktayı gözlemlediğinde, yavaş yavaş zaten ölüyor olduğunu farkediyordun.

20 yaşındayken verdiği röportajı izledim. Biraz pin-up, biraz vintage ama gencecik bir kız yine de. Güzel bir kere, hoş bir kadın, uzun bacaklı, güler yüzlü… Bugün taşak malzemesi haline getirilmiş ‘çirkin’liğinden eser yok. Espriler yapıyor filan, adam en çok kendine olan güveninden etkilendim diyor. O sağlıksız sıskalığı yok, saçları fönlü, sıradan makyajının altında gözleri ışıl ışıl. Caz söylemek istiyorum diyor, sadece caz. Müziğe duyduğu aşk belli. Mutlu bir kız görüyorsun o zaman.

Bugününe baktığında ise o kız yok. Sırbistan’daki konserini izlemeye yürek dayanmıyor. Hayır sarhoş ya da kafası iyi diye değil, ne de olsa çok gördük kafası iyi sahneye çıkanları… Ama gözlerinde bir bakış var o konserde. Mutsuz duruyor, orada olmak istemiyor gibi duruyor, üşüyor gibi, küçük bir kız çocuğu gibi… Çok acı görünüyor. En sevdiği, en iyi yaptığı şeyi bile yapmak istemiyor, yapamıyor.

27 kulübü bana geyik geliyor. Evet, müzik dünyasının belki böyle bir laneti var ama “ah işte bir tane daha katıldı” dramasından öte bir şeyler var sanki bu kadında.

Bliyorum ben de dedim pek çokları gibi, İstanbul’a geldiğinde, gitsem konsere diye, ölecek bu kadın, bir daha göremeyiz belki diye. Çünkü hissediyordun, bir şekilde “fazla yaşamaz” dedirtiyordu insana o yavaş çöküşüyle.

Uyuşturucu değil ama bunu dedirten. O dünyada uyuşturucu yeni bir şey değil ama sanki uyuşturucu olmasa da, alkol olmasa da ölecekti o. Sanki zaten ölümü istediği için vardı onca uyuşturucu, onca alkol. İlk çıktığındaki ışıl ışıl gözlerden bugüne geldiğinde, mutsuzluğu da yüzünde yazar hale gelmişti sanki.

Ben severdim Amy Winehouse’u. Efsane midir değil midir bilmem ama güzel müzik yapardı, güzel sesi vardı. Bir de en önemlisi hissederek, ta içinden gelerek söylerdi şarkılarını. Sevseniz de sevmeseniz de şarkı söylerken, hissettiğini, samimiyetini anlardınız. Belki de fazla hissettiğinden fazla yaşamıştı her şeyi, kimbilir.

Fazla bir aşk, fazla hüzün, fazla his, fazla yetenek… Belki de o yüzdendi tüm o yokuş aşağı gidiş. Onca hisse dayanamıyordu belki başka türlü. Belki de öyle ya da böyle, hassas ruhlara göre değil bu dünya…

Beni üzdü ölümü. Şaşırtmadı belki ama üzdü. Ünlülerin dünyasından alıştığımız bir aşırı doz haberi daha gibi bakamadım bu kızın ölümüne, intihar gibi baktım. Hem de gözümüzün önünde, yavaş yavaş, her gün biraz daha kendini öldürerek ettiği bir intihar… En çok da ona üzüldüm; belirtileri verdiği halde, göz göre göre nereye gittiği belliyken, çevresindekilerin dur dememesine, onun kendini kaybedişleri üzerinden para kazanmak uğruna kızı paçavraya çevirmelerine, müziğiyle yeterince şov yapabiliyorken, tüm bu skandalları şova dönüştürmelerine yani. Gözleri dolu dolu, kafası bir dünya o konsere çıkarılmışlığına, en sevdiği şeyi yapamıyor hale gelişine izin verilmesine üzüldüm. Aşık olduğu bir adamın, bu kızdaki büyük potansiyeli değil de, en büyük acıları, derin mutsuzlukları ortaya çıkarmışlığına üzüldüm. En çok da bunca ün, şan, şöhret içindeki bir başınalığına üzüldüm. Yetenekli, genç bir insanın ölümüne üzülmenin dışında, gaddarlığımıza, “uyuşturucu kullanıyordu, ölsün pislik” kafasına üzüldüm. Kimsenin neden bu kadar kendini yok etme arzusu lan Amy dememişliğine üzüldüm. Gencecik, yetenekli bir insanın bu kadar mutsuz ve yalnız olabilmiş olmasına üzüldüm.

Bunca zamandır, herkes bu kızın kendini öldürüyor olduğunu bilirken, herkes bunu beklerken kimsenin bir şey yapmamış olması ve sadece olacak olanı beklemiş olması şaşırtıcı. Oysa başka türlü olabilirdi sanki, çok değil, 7 sene önce orada neşeli, kendisiyle barışık bir kız var çünkü. Bir şekilde küskün bir insana dönüşüyorken, kimsenin onu barıştırmaya yeltenmemiş olması acı. BBG evini ya da bir snuff filmi izliyormuşuz gibi bu kadının müziğinin değil de, “bakın bakın nasıl ölecek” paketinin dünyaya sunulmuş olması ve başkalarının çöküşünden duyulan o garip röntgenci tatmin ise bilmiyorum, ne.

Kendini öldürecek insanlar bazen sinyal vermez, pat diye yapar. Bazıları ise verir. Etrafına söyler, yardım ister, belli eder. Bu kız tüm sinyalleri vermişti. Ve görmezden gelindi.

“Başka genç ölenler var, her gün birileri ölüyor, buna mı üzüldünüz” laflarını edenlere ise, bir insanın müziğiyle dünyanın bir sürü yerindeki insanların hayatına girebilmesinin, onlara bir deneyim yaşatabilmesinin kudretini anlatmayacağım bile. Back to Black ile tanımadığım bir kadının, hayatımın bir döneminde nasıl beni en anlayan insana dönüşebildiğinden bahsetmeyeceğim. Önemli de değil zaten. Sonuçta öyle ya da böyle, ünlü birinin ölümü hep üzer sevenlerini. Ama işte her defasında dünyanın kokuşmuşluğunu bu kadar gözümüze sokmaz be. Amy Winehouse ise giderken, boktan dünyanızın içine sıçayım dedi, gitti sanki.

Ne bileyim.

One thought on “Died a hundred times

  1. Etrafında kopan büyük gürültü nedeniyle göremediğim birisiydi, popstar lan işte demediysem bu yüzdendir bu kadar bile dikkat etmedim, ne yalan söyleyeyim. Şimdi southpark’ın Britney için yaptığı bölüm geliyor aklıma, hasat şenliği kurbanı. Bir çok açıdan erken olduğu şurdan belli http://www.mixcloud.com/doctv/amy-amy-amy/ ve bu listeyi öldüğü gün dinledim bu nedir yahu istiklal marşı gibi hepsini biliyorum dedim. Evet katılıyorum, alkol, uyuşturucu hepsi fasafiso bunlar yüzünden ölecek birisi varsa ilk aklıma Lou Reed gelir ama sanırım onun şansı popüler olmayı çok isteyen kibirli birisi olmasıydı. Amy ise büyük ışıklı bir yetenek olarak erkenden ve belki de istediğini yapamadan gitti, keşke neler olduğunu anlayacak kadar vakti ve bunu ona söyleyecek arkadaşları olsaydı. Hasat böyle bir şey ne kadar ‘sağlıklı’ olduğumuzu anlamak için bir kurban gerekli.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s