Merkezi filtre neden sansürdür?

Filtreye hayır dedik dedik, “nesi var canım filtrenin, çocukları korumak amacımız” cevabıyla karşılaştık. Aynı dezenformasyon şimdi de devam ediyor, çeşitli gazetecilerden “hani nerede sansür” safsafataları yağıyor.

Bir kere şunu netleştirelim: Sansür nedir, ne demektir? Bakınız sevgili tdk buna ne diyor:

1 .     Her türlü yayının, sinema ve tiyatro eserinin hükûmetçe önceden denetlenmesi işi, sıkı denetim:
       “Basın, sözde özgürlüğe kavuşmuş, sansür kaldırılmıştı.”- H. Topuz.
2 .     Her türlü yayının, sinema ve tiyatro eserinin yayınının ve gösterilmesinin izne bağlı olması, sıkı denetim.

Yetmedi mi? Vikipedi’den şuna da bir bakalım:

“Sansür, çeşitli kavramların çeşitli yollarla kontrol altına alınmasıdır. Genelde hükûmet tarafından uygulanır. En somut amacı toplumu korumak ve devletin üzerinde kontrol sağlayacağı şekilde geliştirmektir. Genellikle toplumu etkileyen durumlarda/eylemlerde uygulanır ve ifâde özgürlüğünü bastırma amacı güdebilir. Ayrıca, sansür, toplu iletişimden kimi düşünceleri ve konseptleri çıkarma yoluyla algıyı kontrol etme eylemi olarak da nitelendirilebilir. Sansüre uğrayan şeyler tek bir kelimeden başlı başına bir kavrama kadar değişebilir ve değer sisteminden, ahlâkî yargılardan etkilenebilir.”

Yani nedir sansür? Devlet kontrolüdür, denetimdir. Ne değildir? Çocuk istismarı gibi evrensel bir suçu engellemek, sansür değildir. Net miyiz buraya kadar? Tamam, ilerleyelim o zaman.

Çocuk istismarı evrensel bir suçtur. Bununla savaşa kimsenin itirazı olamaz. Bu argümanı geçelim zira engelli sitelerin çok çok azı çocuk istismarı yüzünden engellidir. Geri kalanın büyük çoğunluğu ise müstehcenlik nedenli engellemelerdir.

Müstehcenlik ise suç olmadığı gibi, net bir tanıma bile sahip değildir. Kaldı ki müstehcenliği suç olarak görmeye başladığınız noktada, yazarların kitaplarındaki cümleler, filmlerdeki sahneler, sokaktaki kadının mini eteği, plajdakinin bikinisi diyerek sonu gelmez bir döngüye girilebileceği de ortadadır. Zaten de halihazırda girmekteyiz. Türk aile yapısına uymadığı için toplatılan kitaplardan yasaklanan filmlere uzanan bir çizgide gidiyoruz. Daha önce de gittiğimiz bir yol, iyi biliriz oraları.

Şimdi… Buraya kadarı net ise filtre konusuna geçeceğim. Ben, tamamen atıyorum, bir ebeveyn olsam, çocuğumun bir tıkla porno sitelere ulaşmasını istemeyebilirim. Buna eyvallah. Peki o zaman ne yaparım? Alırım bedava dağıtılan filtre programlarından birini, kurarım bilgisayarıma ve çocuğumun neyi görüp neyi göremeyeceğinin kararını, ben, bireysel olarak veririm. Bunu devletten beklemem.

Devletin yapması gereken de bu tip filtre programlarının kullanımını öğretmek, internet konusunda insanları bilinçlendirmek, belki eğitimler vermektir. Merkezi bir filtre sistemi kurmak değil.

Neden değil? Zira merkezi filtre ile oluşturulan bir çocuk paketi, çok tehlikeli bir varsayıma dayanır: Bu ülkedeki çocukların ve ailelerin hepsinin aynı olduğu varsayımı. Peki ama bu ‘aynı’ aile kimin ailesidir? Devletin sizin olmanız gerektiğini düşündüğü aile olmak zorunda mısınız? Bunu istiyor musunuz bakalım?

Pek çok insan, evet diyebilir. Genelgeçer aile standartlarına uyduğu için, çan eğrisinin orta bölümünde yer aldığı için filtrenin zararsız olduğunu düşünebilir. Ama işte bu, çok sakat bir zihniyettir.

Empati kurmayı bilmeyen bir milletiz, evet. O yüzden “halkın çoğunluğu müslüman” bir ülkede kendinizi bir Hristiyan’ın yerine koyun demeyeceğim. Diyeceğim ki, siz gene Müslüman kalın ama yönetim değişsin, başımıza ateist bir yönetim gelsin ve size desin ki, “aile ve çocukların dini içeriklere erişmesi sakıncalıdır. Bu nedenle ben filtre koyacağım ve neye erişeceğinizi belirleyeceğim.”

Noldu? Pınar noldu? Filtre iyi diyecek misin hala, sansür değil, diyebilecek misin? Cevabın hayır ise, şu durumda da dememen gerekiyor.

Zira neye göre belirlendiği belli olmayan kriterlerle belirlenmiş çocuk paketini bugün incelediğimizde ne görüyoruz? Ateistforum çocuklara yasak, hristiyan.gen.tr yasak ama müslüman siteler değil. Evrim nedir yasak, evrim aldatmacası değil. Aziz Nesin yasak, Fethullah Gülen değil.

Buna mı peki? Bu mu sansür değil? Bu ideolojik bir dayatma değil mi? Bütün çocukların aynı şekilde yetiştirilmesi gerekiyor demek değil mi?

Ha diyeceksin ki, istemeyen almaz kardeşim filtreyi.

Doğru. Ama herkes internet konusunda o kadar bilgili değil, olmak zorunda da değil. Sen devlet olarak insanlara gidip de, “internet güvenli değil, gel ben senin çocuğunu koruyacağım” dersen, güvenli internet gibi isimlerle, “seçmek özgürlüktür” gibi aldatıcı mesajlarla, internetten çok da anlamayan bir anne-babayı can evinden vurursun ve o insanlar, gidip çocuk paketini alabilir. Ve 14 yaşında, din konusunda düşünmeye başlamış çocuklarını evrim teorisini öğrenmekten, başka dinleri incelemekten, ateist düşünceyi anlamaktan alıkoyarsın.

“Ne demek efendim, öğrenmesin ateizmi, benim gibi müslüman olsun” diyorsan, hah işte sansürcü zihniyete hoş geldin derim ben de o zaman. Buysa düşünce, zaten hiç bahsetmeyelim ifade özgürlüğünden, düşünce özgürlüğünden, hür iradeden, ondan bundan… Sen çocuğunun bilinçli tercihler yapabilen, araştıran, sorgulayan ve kendi kararlarını kendisi verebilen bir birey, evet ya birey, olmasını istemiyorsan inatla, o zaman da alırsın kendi bireysel filtre paketini, kendi çocuğunu istediğin gibi engellersin ama başkasının çocuğuna aynı dayatmaları yapmazsın.

Herkesin çocuğu kendine zira.

Ben mesela, tamamen atıyorum, çocuğumun Fethullah Gülen’in sitesine girmesini, Richard Dawkins’in sitesine girmesinden daha tehlikeli buluyorum. Ama merkezi filtre öyle demiyor, e peki ne olacak?

Hadi din konusunu geçelim… Ben çocuğumun farklılıklara saygılı bir birey olmasını istiyorum. Eşcinsellik diye bir şeyin var olduğunu bilsin, eşcinsellere ve farklı cinsel kimliklere saygılı yaşasın istiyorum. Bu minvalda Lambda gibi bir eşcinsel derneğinin sitesine girebiliyor olmasını sağlıksız veya sakıncalı bulmuyorum. Bilakis, bunlara gözünü kapamadığı, farklı kimliklerin yok sayılmadığı, bunların sakıncalı veya ahlaksız addedilmediği bir dünyada yaşayabilsin istiyorum.

Sırf küfür var diye mizah dergilerinden, fıkra sitelerinden mahrum kalmasın istiyorum ya da mesela. Küfüre rağmen, okusun, öğrensin. Sonra ben ona, küfür etmenin çok da iyi bir şey olmadığını öğreteyim gerekirse. Ama o okusun, kendini geliştirsin.

Mesela… Tamamen atıyorum ama böyle. Ve diyelim ki ben bu zihniyette biri olmama rağmen, internetten çok da anlamıyorum, bireysel filtre paketi diye bir şeyden haberdar bile değilim, devlet de bana demiş ki, al sana güvenli paket, iyi demişim ben de. İyi mi oldu peki?

Merkezi filtrenin tek tipleştirme, çoğunluğun dışındakini yok sayma ve uzun vadede farklılığı değil, tek tip olmayı özendirme dışında başka ne sakıncası var derseniz, otosansür derim. Pek çok sitenin, özellikle internetten kazanç sağlayan sitenin, hedef kitleden kaybetmemek ve aile veya çocuk filtresine takılmamak üzere kendi kendilerine sansür uygulamaya başlayacakları aşikar. “Aman dur, o fotoğrafı koyma, aman dur o içeriği koyma.” Amaçlanan bu değil mi?

Bugün ülkemizde, 13 yaşındaki bir kız çocuğu bilmemkaç adamla kendi rızası ile birlikte olmuş deniyorken, Türk aile yapısına uymuyor diye kapatılan sitelerin, yasaklanan kitapların hala çocukları korumak için olduğuna inanıyor olamazsınız.

Sansür ortada. Yapılan doğrudan, müstehcenlikle savaş, birilerinin ahlak dayatmalarını herkese yedirmek. Amaç ideolojik. Bugün başımızda bu ideoloji var, yarın başka bir ideoloji olur, yapılan farklı olur ama amaç yine kontrol olur, denetim olur, iktidar olur. Sansür, biz he dedikçe, hep var olur. Buyrun, hatta seninyuzunden.org adresine.

Merkezi filtre sansürdür arkadaşlar, hatta daha etkin bir sansür mekanizmasına giden otobandır. Bugün çocuk paketi, yarın bilmem ne paketi, öbür gün bir bakmışsınız, eriştiğiniz tek bilgi, birilerinin size uygun gördüğü bilgi…

Çocukları korumak, kutsal değerler, aile… Bunlar kılıftır sadece. Toplumumuzun hassas damarlarını bulup, oraya oynamaktır. Herkes kendi çocuğundan, kendi kutsalından, kendi ailesinden sorumlu olsa; başkalarının dedikleri veya yaptıkları kimseyi ilgilendirmese keşke.

Keşke özgürlük konusunda “sadece bana” olmamayı başarabilsek.

5 thoughts on “Merkezi filtre neden sansürdür?

  1. internetteki zararlı içerikler mi sansürleniyor kişisel tercihler mi sansürleniyor yani?!

  2. ‘zararlı içerik’ sözü içerisinde ‘kime göre’ sorusunu barındırıyor. herkesin yararlısı veya zararlısı bir değil. dolayısıyla, bence kişisel tercihlerin sansürleniyor olması tehlikesini ciddi şekilde barındırıyor merkezi filtre. adı üstünde merkezi. kişiselliğe fazla yer bırakmıyor.

  3. Bir de genele not düşeyim, memleketimiz basın özgürlüğü anlamında, internet özgürlüğü anlamında mimli olmasa, bugüne kadar 17 bin alan adı (35 bine yakın site) engellenmemiş olsa ve çocuk paketinde sadece ve sadece pornografik içerik filtreleniyor olsa, hadi diyebilirdik, bir derece, millete kolaylık olsun diye yapılıyor. Yani ben yine demezdim, ben yine bireysel filtre yazılımlarını savunurdum zira merkezi filtre bir altyapı gerektiriyor ve bu altyapının ileride başımıza işler açabileceği muhtemel ama hadi bunu geçeyim şimdilik…

    Bugün standart paket bile engelli. Sadece pornografi değil, Richard Dawkins’ler, ateist forumlar, müzik siteleri, eşcinsel derneklerin siteleri, Kürtçe siteler, zaman zaman Youtube’lar, wordpress’ler… Hal böyleyken, bu ortamda çıkarılan bir çocuk veya aile paketinin tek amacının çocukları pornografiden korumak olduğuna inanmak çok da kolay değil. Nitekim, filtre geçeli birkaç hafta olmasına rağmen buyrun yukarıda örnekler…

    Madem amaç çocukları korumak, rahat bırakırsın interneti, standartta herkes istediği siteye girer. Çocuk veya aile paketinde de, illa yapacaksan, alırsın pedagogları, şeffaf bir şekilde, kriterleri belirlersin, bunu da kamuoyuna anlatırsın, pornografik içeriği o pakete almazsın. Ama durum öyle değil, şeffaflık yok, ne niye belli değil, bugüne kadarki keyfi uygulamalar burda da devam ediyor…

    Paket zorunlu değil argümanı da beni korkutuyor. Uzun vadeyi göremeyenlerin; mesela bir hristiyanlık sitesinin sakıncalı bulunduğu bir paketle büyüyen çocuklarda bunun yaratacağı kutuplaştırıcı etkiyi, tek tipleştirmeyi görmezden gelebilmesini aklım almıyor. Çoğunluk olmanın gücüyle, “bana bir şey olmuyor, o zaman sorun yok” demek esas tehlike… Şöyle düşünülürse anlaşılır sanırım: %90’ı beyazlardan oluşan bir ülkede yaşıyorsunuz ve bir çocuk paketi yapılıyor ve o çocuk paketi diyor ki: “İçinde zenci olan siteler çocuklar için sakıncalı” Külliyen ayrımcılık olmaz mıydı bu? Kusura bakmayın da ne farkı var, ateist siteleri, eşcinsel derneklerin sitelerini, hristiyanlık sitelerini çocuk paketine almamanın?

  4. Geri bildirim: İnternet filtresine takılanlar | Kaan Öztürk

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s