Yalnızlık üzerine…

Hayatının gerçekliğini yalnızlık üzerine kurduğun zaman, yalnızlığı sevmeye başlarsın. Canın sıkıldığında, tamamen atıyorum, dostlarına koşmazsın da, yalnızlığına sığınırsın, ona anlatırsın dertlerini. En iyi dostun odur çünkü, yanında asla oynamayacağın, olmadığın biri gibi davranmayacağın, her tür kaprisini çekecek, seni en kötü halinde bile görse sana sırt çevirmeyecek, seni asla yargılamayacak bir dost… Onda hesap tutmalar, kin tutmalar yoktur; senin ona anlattıklarını bir gün yüzüne çarpmaz, senin ona verdiğin sırları kimseyle paylaşmaz, seni gitmekle tehdit etmez. Evet ya, aslında olabilecek en iyi dosttur yalnızlık.

Üstelik yalnız kalmak için hiçbir şey yapman gerekmez, eğer içinde yaşıyorsan yalnızlığı, eğer onu gerçekten seviyorsan. Bir tek an, düşüncelere dalıp gittiğinde, tamamen atıyorum, yatağa başını koyup uyku öncesi hesaplaşmalara koştuğunda, bir güzel şarkı dinlediğinde; oradasındır zaten, en iyi dostunun kollarının arasında, evinde… Nerede olursan ol, kiminle olursan ol; yalnızlık, hep bir tek an uzağındadır senin. Orada içeriye kimsenin giremediği o yerde, düşüncelerinde sen hep onunlasındır.

Kimbilir, belki o yüzden dalgındır biraz yalnızlar…

Ama işte, bazen içeriye sızıverir birileri. Ve hayatını yalnızlığa ayarladığında, o en iyi dostuna rağmen içeriye birilerini almayı başarırsan eğer, birilerini sevebilirsen eğer, paylaşmak istersin. Yalnızlığını da paylaşmak, güzel anları da paylaşmak, mutluluğu da paylaşmak, mutsuzluğu da paylaşmak, hep paylaşmak. O güne kadar pek paylaşmamışsındır çünkü, biz dememişsindir pek. Ve diyebildiğinde, tadını çıkara çıkara demek istersin.

İşte o yüzden biz demenin değerini daha iyi anlar yalnızlar. Çünkü onlar yalnızlıktan korktukları için sevmezler, sadece sevdikleri için severler. İhtiyaç duydukları için almazlar kimseyi hayatlarına, sadece istedikleri için alırlar. Daha güvenilir, daha yaslanılabilir bir sevgidir aslında onlarınki, eğer ki bir gün bir yalnızın sevgisini kazanırsanız. Çünkü paylaşmanın değerini, en çok gerçek yalnızlar bilir.

Güzel bir şey gördüğünde mesela, yalnızken, kendi içine çekersin ve bu sana yeter o an için. Ama eğer sevdiği, kendini neredeyse yalnızken hissettiği kadar rahat hissedebildiği biri varsa yanında, o zaman koymaya başlar, daha önce hiç koymamış yalnızlık. Kendi içine çekmek yetmez olur birden, o da görsün istersin. Yalnızlığının içinde okuduğun her kitabı, seyrettiğin her filmi, yaptığın her espriyi, mutlu hissettiğin her anı, gördüğün her güzelliği, tanıdığın her güzel insanı o da duysun bilsin istersin. Çok mu eğleniyorsun? İstersin ki, o çok sevdiklerin de orada olsun, eğlensin.

Bin yıllık alışkanlıkların, bir andan zincirlerinden boşanır ve birden paylaşmanın müptelası olursun, içeriye birini aldığında. Yalnızlığın özgürlüğünü kendi ellerinle teslim edersin karşındakine. Çünkü yalnızlığı seviyorsundur ve o sevgiye rağmen başka birini sevebilmişsindir. O kişiyi yalnızlığından bile çok sevmişsindir belki, o kadar istemişsindir yanında. O yüzden arada kendi kendine kalmak yine hoşuna da gitse, arada o bir tek anlık dilimlerde yine sığınsan da eski dostuna, güzellikleri yalnız değil, birlikte karşılayın istersin. Daha önce tek başınayken renklerine doyamadığın o gün batımı, anlamsız gelir, okuduğun o kitap, paylaşamadığında içinde patlayıverir. Kaçırılan her hoşluk, her mutlu an sanki kayıp gibi gelir. Sonsuza dek gitmiş bir fırsat, bir fırsat daha. Sen tek başınayken, onun göremediği güzelliklere eklenen, paylaşılamamışlar listesinde bir madde daha, bir hayıflanma, bir keşke daha.

“Kalabalıklar içindeki yalnızlık” klişesi budur aslında. Asla sana kazık atmayacak, en iyi dostunu bir kenara atıp, birine kendini açtığında duyulmamak, tekrar yalnızlığına dönmeye zorlanmak… Yalnızlıktan korktuğundan da değildir hissettiğin sızı çünkü bilirsin, hep bilirsin, yalnızlık hiçbir yere gitmez ki. Hep oradadır, her ihtiyacın olduğunda seni kucaklar, sarmalar, hep dosttur, hep geri alır seni, hep güvenlidir, hep evdir o… Yalnızlık acıtmaz kendisini seveni, hayal kırıklığı acıtır.

Sen kapıyı açmadığında, içeri gelen olmamasını takmazsın ama kapın ardına kadar açıkken, girmediklerinde kendini kötü hissedersin, ilk kez “yalnız” hissedersin. Ve işte birden koyar, hayatında sana hiç koymamış yalnızlık, pis koyar hem de.

6 thoughts on “Yalnızlık üzerine…

  1. Deniz yorum mu yapmışsın, değerinimi vurgulamışsın pek çözemedim
    ama samimiyetine inanmak istiyorum…
    Güzel yazmışsın kardeşim kalemine sağlık …

  2. Çok sevdim. Hepsini seviyorum Deniz Tan yazılarının gerçi, ama bu farklı. Benim de yalnızlığımla benzer bir ilişkim var çünkü…

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s