İki şaplak, bir mal ve bir öküz

50-Shades-Grey-James

Bugün oturduk, bir arkadaşımla “50 Shades of Grey” fenomeninin esrarını çözmeye çalıştık ve başaramadık. Tamamen atıyorum da Harlequin Desire serisinden hallice (hallice derken daha iyi demek istemiyorum, daha kalın demek istiyorum) bir kitabın dünya kadınlarını neden çıldırttığını bir türlü anlayamadık.

S&M, bondage filan sularında dolandığını iddia eden bu kitabımızın tabii ki o taraklarda bezi yok. Zira EL James isimli yazar teyzemiz, herhangi bir s&m forumuna girse, konu hakkında az-çok ansiklopedik bir şeyler okusa olayın popoya iki şaplak, bir emir verme, bir de göz bağlamadan öte bir şey olacağını tabii ki anlarmış ama girmemeyi seçmiş. Hadi ona girmedin, git bir Secretary seyret, onu da yapmamış. Marquis de Sade okumaya ise tabii ki cesaret edememiş. O tarz bir hayat yaşamayı geçtim, derin bir araştırmayı da geçtim de şu kadarını bile yapmayan birinin,bunları yazmayı neden seçtiği benim anlayabileceğim bir muamma değil.

Üniversitede ben “aman ne kadar da alternatifim, ne kadar grancım” kıvamında takılırken, nedense beni çok seven ultra tiki bir arkadaşım vardı. Çok iyi, çok tatlı, çok saf bir kızdı, hep saçlarıma fön çektirmemi salık verirdi. İşte o arkadaşım gözlerini kocaman aça aça, dehşet içinde şöyle şeyler sorardı bazen: “Deniz ya, rak barlarda herkese girişte hap veriyorlarmış, doğru muuuu?” Hah işte bu yazar teyze de öyle bakmış bu tip fetişlere, hakkında bir şey öğrenme zahmetine bile girmeden, uzaktan ve “aman yarappim! çok çılgın bu hayatlaaaaar, bu sapkınlar ne denişik öyle” diye ahkam keserek.

Sonuçta da ne olmuş? Submissive-dominant olayı, imzalanması gereken bir kontrat ve imzalasa mı imzalamasa mı ya da poposuna vurulmasına izin verse mi vermese mi dilemmasını yaşayan bir kız üzerinden 500 sayfa boyunca anlatılmış, anlatılmış, anlatılmış… Gerçekten de çok derin bir psikolojik çözümleme, çok gergin ve çok gerçekçi. Hıhı evet.

Üstelik yazarın kelime dağarcığı da yaklaşık 150 kelime olduğundan, hep aynı şeyi anlatmış aslında.

Konuyu tam olarak özetlersek şöyle:

Kelimenin tam anlamıyla mal kızımız Ana, üniversiteden mezun olmuş, herkesin ona aşık olmasına rağmen, 20 küsür yaşına kadar öpüşmeden, eline erkek eli değmeden ve cinsellik hakkında hiçbir şey öğrenmeden gelmeyi başarmıştır. Daha garibi, email hakkında da hiçbir şey öğrenmemeş ve bugüne kadar email hesabı edinmeden gelebilmiştir. Sene 2012, hatırlatayım. Sonra süper karikatür, zengin, yakışıklı ve her şey karakter, öküz oğlu öküz Christian Grey ile tanışır.Ve allahın cezası “içindeki tanrıça” salsalar filan yapmaya başlar. Neyse işte bunlar sevişir. Adam şaplak atmak istemektedir. Kız emin değildir. Kız orgazm olur. Emailleşirler. Tekrar sevişirler. Çok değişik değişik sevişmeler tabii bunlar, öyle böyle diil. Adam kontratı imzala der. İmzalamam der. Orgazm. Email. Tekrar kontrat. Orgazm. Şaplak. Email…

Özetle böyle.

Çılgın ve aman efendim, ne kadar da tehlikeli ve sapkın sevişmeleri örneklemek gerekirse, misal Grey öküzü evine playroom kurmuş, zindanımsı bi şeyler filan… Sonra neymiş, kızın ellerini bağlıcakmış. Bunun için miydi lan onca masraf? Yatak odasında da bağlardın yani, ne gerek vardı zahmete? Yok sonra, neymiş kızın adamın göğsüne dokunması yasakmış. Efendim işte, kız don giymemiş bir gün de, türlü türlü fantaziden geçmiş Grey, buna bi şaşır, bi şaşır, vay ne çılgınmış meğer bizim Ana. Zaten Grey ne kadar seks makinesi ise, Ana da o kadar orgazm makinesi. Grey bir sahnede kızımızın, memelerini elliyor misal, sonra kıza “gel” diyor, o da geliyor filan. Böyle yani, çok seks! Ay sonra, tampon… Ay, o tampon sahnesi. Böyk.

Bu yani.

Yani gerçekten, eblek ve mal Ana’ya bu adamın neden aşık olduğu, yakışıklı ve zengin olmasının dışında bildiğin gerizekalı, maço Türk erkeği kıvamındaki Grey’e ise neden tüm dünya kadınlarının ölüp bittiği, anlayabileceğim bir durum değil.

Edebi kalitesine gelirsek ise….

Ahahahahahahahhah.

Pardon gülmeden şeydemedim, bu kitapla edebi kaliteyi aynı cümlede kullanmayı.

“I don’t make love Ana. I fuck… Hard.”

Ahahahahahahahah.

Gerçek bir erotika şaheseri, vallahi! Hani bir Anais Nin, bir Henry Miller neredeyse…

Yabraaak! İlk kez mi sevişme okudunuz bir kitapta? Diyoruz işte, senelerdir Kırmızı Dizi mi ne, o var işte, onda vardı bunlar? Bunu böyle bir fenomene, bir housewife porn’a, bir fantazi objesine dönüştüren ne?

HARLEQUIN-DESIRE-09-1993__61217204_0

İçinde doğru düzgün fantazi, doğru düzgün sevişme bile yok ki? İki şaplak mı kudurttu kadınları, nedir olay? Bu kitabı klasik “arzuyla titreyen dudaklar”dan farklı kılan ne, an-la-ya-mı-yo-rum!

Aşk desen aşk aşk değil, hayallerinizin aşkı bir öküz oğlu öküzse bilemem tabii. E bu mal kızla özdeşleştiriyorsa millet kendini, of çok fena. Seks desen, offf yarappim. Fantazi desen, hani nerde? Edebiyat desen, aman diyim demeyin, çok ayıp olur. E ne abi bu?Biz çözemedik bir türlü! Hani yani Sade bugünleri görse, oturur ağlardı, beni buna mı alet ettiniz diye. Bu kitap neden ve nasıl delirtebildi koca koca kadınları, allanız aşkına biriniz söylesin!

Bu kitabın tek ve en güzel yanı, “50 Shades of Tedious Fuckery” isimli, okuyup okuyabileceğim en komik blog yazılarından ve en detaylı kitap reviewlarından birine sebebiyet vermesidir. Gerçekten İrlanda’da bir kankam var gibi hissettim, ne düşündüysem onu yazmış kadın. Bir de aynı benim gibi, kötü kitapları okuyup okuyup, bildiğin sinirleniyor! Vallahi ruh eşim.

Keşke dünya kadınlarının hepsi İrlandalı canım kankam gibi, bu kitabın kötülüğüne inanamamak için okumuş olsalardı bunu ve ondan böyle bir fenomene dönüşmüş olsaydı bu kitap. Keşke kötünün mizahı olsaydı herkesi vuran. Öyle olaydı da insanlık için duyduğumuz şu üzüntüyü duymasaydık bugün.

“It is as if feminism never happened” diyor Tedious Fuckery’nin yazarı. Hakikaten öyle. Okudum ve sanki 150 yıl öncesine döndüm.

Masum, temiz, bakire kızın, kötü adamı yola getirmesi. Bu süreçte de hediye olarak arabalar, ayfonlar, bilgisayarlar gelmesi. Adamın kızın her şeyine karışması. Kızınsa bunları “ah ne hoş şeyler” olarak görmesi. Öte yandan çok seksli bir yaşantı ve çok çılgınlıklar, neymiş şaplakmış efendim. Kızın, “aman yarappim ne büyük, bu bağa mı girecek” tarzı düşüncelerle ilk kez sevişip (zira kız bakire olduğu kadar mağarada da yaşadığından, pipi nedir, ne kadar olur gibi konularda herhangi bir bilgisi yok), ertesi günse adeta bir Porn Queen’e dönüşmesi gibi detaylar… Ah atlamayayım, Türkçe çevirisinden alıntılayayım bunu:

“Senin öğürtü refleksin yok mu Ana?”

Ahahahahahahhahahah.

Bu mu lan günümüz aşkı?

Okumayın ya. Ben neyse ki para vermedim. Pdf’i internette var, okuyacaksanız oradan okuyun. Ben zaten okudum da diyemem, atlaya zıplaya okudum, sinirlerim şey oldu.

Bu arada biliyorsunuz değil mi, bu kitabın ergen fenomeni Twilight’ın fan fiction’ı olduğunu. Yani Ana ile Grey’in aslında Bella ile Edward olduğunu. Ve bu kitabın, edebi açıdan zaten boktan bir esere, bilmem kaç yaşına gelip de hala liseli kızla süper vampirin aşkına hayran bir teyze tarafından yapılan bir ekleme olduğunu. Ve forum’da çok tutması üzerine, find replace ile karakterlerin isimlerin değiştirilip, Ana ve Grey yapıldığını. Yani o karakter benzerliği, plot benzerliği tesadüf değil. Ergen karakterlerin yaşları büyütülmüş, tehlikeli vampir yerine, tehlikeli şaplakçı yapılmış ve bu kitap çıkmış ortaya. Bu yani.

Hayır abi, Ana malı her şeyi yaptı, hala penis diyemiyor. His erection, his manhood, his bilmem ne… Hani hard core erotika yazıyorum diyip de, hard core dil kullanamamak.

Bazen çok üzülüyorum dünyanın haline.

Not: Bu yazıyı oluşturan sohbetteki değerli katkıları için Zeynep‘e teşekkür ;)

8 thoughts on “İki şaplak, bir mal ve bir öküz

  1. “Allah kahretsin böyle kitabı” etiketine de ayrıca güldüğümü belirtmek isterim. saygılarım lan!

  2. Beyaztenlizenci kim pasif agresif Türk kadını, orayı çözemedim ben.
    Bana dediyseniz nedenini anlayamadım. Yani saçma sapan bir kitabı beğenmemek, bu saçmalığın böyle bir fenomene dönüşmesini anlayamamak, hatta bunun çok matah bir şeymiş gibi paketlenmesine sinirlenmek ve bu hissiyatı açıkça söylemek pek pasif agresyon tanımına uymuyor. Bunun kadın olmakla ya da türk olmakla zaten bağlantısı yok.
    Ana’ya diyorsanız da bence türk kadınlarına haksızlık ediyorsunuz derim. Kaldı ki Ana da pasif agresif değil, sadece gerizekalı.

  3. o değil de parayı kırdı EL~James, şöminesinde “benjamin” yakarak ısınıyordur şimdi. aklında da “seriye birkaç kitap daha mı eklesem” şeklinde beyaz düşler.. yazsın, yine satar..

  4. Ahaha aynı benim gibi :D Nerde uyduruk kitap var okuyup okuyup sinirlenirim. Sonra da kendi yazdıklarımın daha iyi olduğunu ve mainstream medyanın egemenliği altında nasıl da harcandığımı düşünerek elimde bir bardak buzlu red label uzaklara bakarak poz veririm… Bu benim hobim yani gerçek anlamda.
    Bu arada kitabın başarısı Hegel’in Köle Efendi Diyalektiği’nden geliyor. Bu kurala uygun olduğu için böyle oldu. Edebiyatta ve bestseller ekomonisinde belli başlı çizelgeler vardır onları uyguladığın sürece ve arkanda güçlü bir yayınevi olduğu sürece nasıl yazdığın önemli değil. Sadece yazmanı isterler senden. (Hardcore edebiyat yapıp penis diyememek gibi mesela).
    Bütün kezbanlar da Hegel’in diyalektiğinin fantezisini kurar gün boyunca fark etmeden. Olay bu.
    Ama kitaba asıl başarıyı kitabı gizlice okuyan ev kadınları getirdi. Bu kadınların kılıbık kocalarına duyduğu öfkenin dışavurumu olarak yaratılmış bir karakterdi Grey. O yüzden okudular. Okurken de kitap nasıl yazılmış kaliteli mi değil mi gibi şeylere hiç aldırmadılar çünkü o sırada Grey’i okudukça kendi kocalarından ve zavallı hayatlarından nefret etmekle meşguldüler. Yayınevi de yazar da bunun farkındaydı. Bu yüzden kitaba ilk sene içerisinde hiçbir teknik eleştiri gelmedi. Mükemmel bir satış tekniğiydi kesinlikle…
    Ayrıca JK Rowling de aynısını yaptı. Harry Potter’ın annesi babası yok falan bildiğin Emrah. Küçük Emrah’ın annesine tecavüz eden Voldemort’un karşısına dikilmek için büyümeyi beklemesini okuduk 7 kitap boyunca.
    Bazen düşününce gerçekten acıyorum dünyanın haline. Tıpkı senin dediğin gibi…
    Sevgiler.
    http://kirsaldatipokuyangay.blogspot.com

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s