Slogan Bulamadım

BL6V_mjCIAAdU2g.jpg

İçimi dökesim var, döküyorum, uzun oldu, baştan söyleyeyim.

Biz orada niye toplanmıştık?

Önce ağaçlar, sonra ağaçları korumak uğruna gazlanan arkadaşlar, sonra da özgürlükler uğruna. Çünkü hepsi birbirini doğurdu.

O protestolar sırasında bir tek kötü insan görmedim ben. Belki bana denk gelmedi ama görmedim. Her topluluk içinde vardır elbet bir çıban başı, orda da vardır belki ama çok çok azlar. Benim gördüğüm, gaz yerken birbirine yardım, gaz yemezken birbiriyle muhabbet eden insanlardı. Ve istek, amaç birdi: Bizi dinleyin demek.

Ağzımıza sıçıldı ülkecek kaç gündür.Soysuz medyanın eline kalmamak uğruna paylaştıkça paylaştık sosyal medyadan. Birbirimize destek olmak için paylaştık.Ne oldu?

BL69F60CYAEMlIq.jpg

Bugün gencecik arkadaşları göz altına alıyorlar haberi patladı.

Dersim, Antakya, Adana gazlar içinde.

Gezi Parkı’ndaki bayram havası, barış ortamı bıçak gibi kesildi. Elimiz böğrümüzde kaldı.

Soysuz medyanın en soysuzları bangır bangır savaş davullarını çıkardılar.Biri dedi ki, camilerde içki içilmiş. Yahu yaralılara kapısını açmış bir camiye, orada insanlara yardım etmek isteyen bir müezzine bu saygısızlığı yapar mı sanıyorsunuz ağaçlar için, özgürlük için ayaklanan insanlar?Yok bir tane bira şişesi varmış görüntülerde. Yok çöp içindeymiş cami. Seyrettim ben o görüntüleri çöp içinde evet. Çöpler ise gazdan korunmak için pet şişelere doldurumuş Talcid’lerden ibaret. Parktaki çöpleri toplayan o insanlar fırsatları olabilseydi, apar topar o camiden çıkmak zorunda kalmasalardı sizce toplamaz mıydı o camiyi? Ya da yardıma gitmeyeceklerini mi düşünüyorsunuz sahiden? Gidecekler ama, haberiniz olsun. Hem bu konuşuluyor hem de o cami için yardım toplanması şu anda.

Biz edilen yardımları unutmuyoruz çünkü. “Bu camide insanlar bir taşkınlık yapmadı” diye açıklayan o vicdanlı müezzini, gaz gelince gözümüze sprey sıkan hiç tanımadığımız insanları, koşup gelen doktorları, açık eczaneleri, evini açanları, Ali İhsan Varol‘nu, Sırrı Süreyya’yı ve sosyal medyada bangır bangır paylaşılan tüm o hikayeleri, videoları, fotoğrafları, o güzel insanları unutmuyoruz. Çünkü hep beraber güzelleştik orada biz. Bir şey olduk birden biz.

Bu memleketten kaçıp gitme planları yapanlar bile “lan seviyorum ben bu memleketi” dedi. Neden? O insanlar yüzünden, taşından toprağından değil. Türkiyeli olmanın dinle, kimlikle, şunla bunla bağlantısı olmadığını kavradık belki. Türkiyeli olmanın sadece bir “Çare Drogba” pankartı olduğunu, şu ağlanacak halde gülen insanları gördükçe hatırladık. Ve tekrar sevdik memleketi. Bugün dedi biri tv’de “aşık olmuş bu insanlar” diye, duyduğum en doğru tanımdı, aşık olduk ya evet. Kendimize, insanlara aşık olduk. Yatıp kalkıp bunu düşünüyoruz, gözümüze uyku girmiyor, hep orada onlarla olmak istiyoruz, onları düşününce içimizden sıcacık bir şeyler akıyor. Eh bu aşk değilse ne peki?

960047_582471141793001_284478229_n.jpg

Başörtülüleri aşağılıyorlar diyor o süprüntü medya. Bunca yıldır çeşitli iktidarlardan baskı görmüş başörtülü arkadaşlarımızdan bazılarını görüyorum, “bize yapılırken iyiydi” diyorlar.Hangi dine sığar böcek gibi ilaçlanan insanlar, ölenler, kanlar içindekiler? Hem siz sanıyor musunuz ki bu Gezi Parkı’ndan oldu da bir gün bir iktidar çıksa başörtülülere bunu yapar, özgürlük isteyen birileri, “bana özgürlük ama ona yok” diyebilir? Ben bir sürü başörtülü kız gördüm parkta, twitter’da. Kimse onları aşağılamadı, kimse onlarla dalga geçmedi. Hatta onlar geldi diye mutlu olduk. O kadar farklı olmadığımızı gördük belki de, diyalog kurduk. Başörtüsü mü var, Kürt mü, Ermeni mi, Ateist mi, Alevi mi kimse umursamadı çünkü dert insan olmaktı, birey olarak özgür olmaktı.

Verilen en önemli mesaj buydu işte: “Bırak özgür olalım artık.”

Birileri diyor ki halk taş atıyor, taşkınlık yapıyor. Ben de diyorum ki bu kadar kalabalık ve günlerdir gazlanan, şiddete maruz kalan insanlar varken ortada, bu kadar barışçıl kalabilen bir hareket ben dünyada görmedim.

Evet birkaç kişinin attığı taşlar, kırdığı 3-5 billboard var, olmasa keşke ama var çünkü karşıda panzerler, gazlar var ve buna karşı bir öfke var. Her ne kadar insanlar taş atana “yapma” diyip kendi içlerinde protesto etse de bazen oluyor. Evet camlara yazılmış yazılar var, bu barbarlık değil ama, meram anlatma çabası. Camdır, duvardır, silersin geçer. Ve samimi söylüyorum, ben Taksim’i hiç bu kadar güzel görmedim. Buram buram yaşamış bir yer gibi görünüyor şimdi Taksim, bir bilim-kurgu filminden çıkmış haliyle. O reklam panolarından, içi boş mesajlardan, anlamsız kenar süslerinden çok daha gerçek bir güzelliği var şimdi. Tüylerim ürperiyor, o kadar güzel Taksim.

Bunun ötesinde kurulan barikatlar var. Kendini polisten korumak için kurulan barikatlar. Ama yüzbinlerin ayaklandığı bir protestoda göreceğiniz türde bir vandalizm yok. Bunca öfke içindeyken ve dayak arsızı yapılmışken bile beklentiniz herkesin çok sakin kalabilmesi, hiçbir şey yokmuş gibi davranabilmesi ise üzgünüm, belki toplumcak biraz meditasyon yapmamız gerek öyle bir mertebeye ulaşmak için. Ama yine de burada halkın yaşattığı bir vahşet yok, nefsi müdafa var. Bazı camlar insanlar panikle kaçmaya çalışırken kırıldı mesela. Ve biliyor musunuz, “esnaf mağdur ediliyor, camları kırılıyor” denen o esnaf her gün güleryüzle kapılarını açıyor protestoculara, destek oluyorlar. Esnafın mağduriyeti halktan değil, atılan gazlardan. Bunu görmek bu kadar mı zor?

Altında şortu, yüzünde boktan ameliyat maskesiyle sokağa çıkmış kadın-erkek, genç-yaşlı insanlar kasklara, coplara, gazlara, tanklere, panzerlere karşı nasıl bir savaş versin ki?

su

Ama öfke birikiyor. Şiddet öfkeyi getiriyor çünkü. Ve bu öfkeyi geçirmek için sakinleştirmek, özür dilemek, gerçek açıklamalar yapmak gerekirken “çapulcu” deniyor. Olmuyor işte öyle. Öfke birikiyor.

Bu hareket giderek baskılarını artıran hükümete olduğu kadar iktidardayken başkalarını özgür bırakmayanlara karşı da bir hareketti. Herkese söylenmiş bir “Bana baskı yapma ulan”dı o hareket. Ne Akp’si, ne chp’si… Herkes aynı soru soruyor, ulan istifa diyoruz da bu gitse yerine kim gelecek diye. Bu mu bir partinin kışkırttığı hareket?

Evet ya, bütün partilere verilmiş bir mesajdı bu hareket. Belki en güzeli, yeni bir oluşumun filizleri çıkacaktı ordan, hepimizi kucaklayacak, kimliğe değil, özgürlüğe bakacaktı. Belki öyle bir parti doğacaktı bir gün Gezi temelleri üzerinden ve şunu diyebilecekti göğsünü gere gere: “Başörtülü kızlarımız üniversiteye girecek. Alevi vatandaşlarımız cemevlerini açacak. Eşcinsellere hakları verilecek. Kadınlarımızı, çocuklarımızı tacizden koruyacağız. Ana dilde eğitim hakkı olacak” Belki basına diyecekti ki “yalan haber yapmayacaksın!” Belki polise diyecekti ki “şiddet uygulamayacaksın!”

Bunları diyecekti belki o parti. Çünkü o meydandaki his, istek buydu. Apolitik denen bir gençliğin istediği de politikadan, şundan bundan uzak, insana dayanan bir politika olacak tabii, ya ne olacağdı?

Sanıyor ki bazıları orada üç-beş çapulcu şımarıklıktan bağırıyor. Hayır abi, özgürlük için bağırıyor. Ve o özgürlüğün kime veriliyor olduğunu sorgulamıyor, diyor ki “bizi özgür bırak! artık yeter!”

O park sayesinde bugün dostluğu gördük yahu. Hani hep deriz ya birlik beraberlik diye… Yıllardır birbirini yiyen, yemeye zorlanan bir halk korkularından sıyrıldı, zincirlerini kırdı, önyargılarına koca bir siktir çekti ve birden öyle olunca hayatın ne kadar güzelleşebileceğini gördü. Bu yüzden devam ediyor o direniş çünkü öylesi varken böylesine razı olmak istemiyor hiç kimse.

Belki 68’i hakkıyla yaşayamayan Türkiye, ilk kez tam bir hippi ruhuyla 68’i yaşadı, yaşattı. O çağın naif ruhunu, bugünün internetçi, apolitik gençleri yakaladı. İronik değil mi?

duvardf

Medya bile suskunluğunu bozar oldu. Reklam ajansları bile destek verdi. Herkes yendi korkularını birden. Belki bir yerlerde insanlığını hatırladı herkes. “Paraya koyyim ulan, ne olacaksa olsun” dedi belki insanlar. Bu hareket yüzünden istifa etti bazı gazeteciler o yandaş gazetelerden biliyor musunuz? Gazateci olmak için yola çıkmış sonra kendisini bu kokuşmuş medyamız içinde bulan bir sürü insan hayallerini hatırladı, neden gazeteci olmak istediğini hatırladı birden. Sermaye en büyük gücün tüketici olduğunu hatırlayıverdi protestolar kendisine de yönelince ve “ayıplı mal” sattıkları yüzlerine vurulunca. Bu nasıl kötü gelebilir ki bir topluma eğer istediğimiz yalan haberler, parayla her şeyi yönetenler, haksızlıklar, baskılar değilse?

Bu nasıl kötü bir niyet olarak lanse edilebilir?

Edilemez, eğer çıkarın yoksa. Nitekim bu hareketin ruhu çıkarlarına uymayanlar kışkırtmaya devam etti çünkü bu bayram havası işlerine gelmedi. Gaz üstüne gaz. Hala yanıyor Dersim, Antakya.

Ama işte dedim ya. Öfke birikiyor.

Dışarıdan kışkırtanlar zaten vardı, sivil polis olan ya da tutulmuş adamlardan oluşan küçük gruplar… Ama sindiriyorduk onları içimizde, bastırıyorduk polisten önce. Oysa şimdi artık 8 günün öfkesini taşıyanlar da var, 8 gündür gaz yiyen dövülenler belki de yapılan kıvırtmalı açıklamalar ve geçiştirmelerle tatmin olmuyor. “Tamam özür dileriz” denip de parkları ve yeşil alanları imara açan yasaları görmezden gelemiyor. İnanmıyor, yetmiyor bunlar. Polis gitmiyor. Gitmedikçe öfke büyüyor. İstanbul sevinecek gibi oluyor, Ankara’nın haberi geliyor, o bitiyor Adana oluyor, Antakya oluyor. Kimse kimseyi yalnız bırakmak istemiyor. Ve öfke büyüyor…

Gencecik insanlar yaralanıyor, dövülüyor, ölüyor.

Gençler korkutulmak için gözaltlarına alınıyor, artık biber gazından korkmuyoruz ya hani… Protesto fobimizi yendik ya şimdi de polis, gözaltı, karakol korkumuza oynanıyor. Ne de olsa işkence hikayelerinden geçmiş bir neslin çocuklarıyız biz, kolay korkuyoruz polisten.

Miraç Kandili’nde içki içmeyelim, simit yiyelim mesajları dönerken etrafta boktan bir paçavra gazetesi “kandilde sokak savaşı yapacaklar” diye manşet atıyor.

Bir belediye başkanı “sizi bir kaşık suda boğardık” diyor.

Bunlar tahrik değil mi, bunlar değil mi halkı iç savaşa sürüklemek, bu değil mi nefret söylemi?

CHP topladı bunları diye lanse ediliyor da, şu söylemler karşısında sessiz kalan CHP mi toplayacak o kitleyi? Yılların atıl, alternatifsizlikten oy verdiğimiz CHP’si.

Amaç ne diye soruluyor. Amaç özgürlük. Ve amaç alternatif. Başka bir alternatif olsun istiyoruz yahu artık. Şeriat değil, darbe değil, sadece başka, daha temiz, demokratik bir alternatif.

Aklım hafsalam almıyor olan biteni, verilen demeçleri, insanlara yapılanları, medyayı, tahrikleri…

Abi yalvarırım, bir kere o meydana gelsin bu harekete inanmayan, desteklemeyen birileri. Bir geçerken uğrasın. Ne olup bittiğini görecek yahu.

AKP’yi istememenin darbe istemek demek olmadığını, AKP’yi istememenin iyi bir müslüman olmamak anlamına gelmediğini görecek herkes.

Biraz sakinlik yahu. Politikacılar, gazeteciler, kışkırtıcılar, bizlere saydıranlar, bir susun nolur. Günlerin birikmiş öfkesiyle polisin karşısına koşa koşa gidenler bir durun nolur. Polis çekilsin, her yerden, tüm şehirlerden çekilsin. Bizse Gezi’de, Kızılay’da, meydanlarda oturalım yine. Söyleyeceğimizi söyleyelim. Bizi duymuyorlarsa duyana kadar oturalım ama yakıp yıkmayalım.

Bu kadar iyi duygularla başlayan bir hareket çok kötü yerlere gidiyor. Çünkü öfke birikiyor.

Ve bunları sizi sevdiğimden söylüyorum çünkü sizi gerçekten seviyorum, bilin istedim.

Ne demiş canımız ciğerimiz, bir #occupygezi destekçisi Roger Waters abimiz?

“Together we stand, divided we fall.”

One thought on “Slogan Bulamadım

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s