Koca kalp, kırık kalp

arts,dark,heart,love,graphicdesign-912a0e7cbfdc844b7fdadb4adc4c64b4_h

Bir varmış, bir yokmuş… Ülkenin birinde güzel mi güzel bir çocuk yaşarmış. Bu çocuk dal gibi, upuzun boylu, çok yakışıklı bir çocukmuş, güldü mü gözlerinin içiyle güler, baktı mı gözlerinin içine içine bakarmış. İçi de dışı da ayrı güzel, bir güzel çocukmuş bu yani… Çocuğun bir de güzel mi güzel annesi varmış, annesi oğluna baktıkça erir gidermiş sanki.

Bu çocuk o kadar hem içi, hem dışı güzel, o kadar tatlıymış ki, kime dokunsa, kimi sevse, kiminle tanışsa, kiminle iki çift laf etse hayatlarını değiştirirmiş. Dünyanın ne güzel bir yer olduğuna tekrar inanırmış onu görenler, “böyle biri varsa, o kadar kötü bir yer olamaz burası” duygusuymuş o çocuk, en karanlık, en karamsar insanların içine bile sızmayı başaran. Umut etmek gibi, inanmak gibi bir şeymiş o güzel çocuk. Parlak gözleri bulaşıcı, sevgisi bulaşıcı…

Öyle bir çocuk.

Herkesi bu kadar sevip, herkes tarafından bu kadar sevilen bu çocuk, hayatın içinde yanından her geçtiği insanı sevgiye inandırmak için doğmuş gibiymiş. Varoluş sebebi gibi, amaç gibi, misyon gibi…

Etrafındakiler bazen endişelenirmiş çocuk için, insan kalbinin fiziksel sınırları o kadar sevmeye, o kadar sevilmeye yeter mi emin olamıyorlarmış. Ya yorulursa, ya sığmazsa tüm bunlar kalbine, o daha küçücük çocuk diyorlarmış. Çocuk yılmıyormuş ama, tüm gücüyle hayatına girdiği herkesi kalbine almaya devam ediyormuş.

O ülkenin doktorları bunun nasıl olduğunu merak etmişler, bu böyle olamaz demiş koca profesörler, kalp bu, bir gün patlar, tekler, nefessiz bırakır, çocuğu kontrol etmeliyiz demişler. Çocuk kontrole gittiğinde doktorlar onu didik didik taramışlar. Kalbine baktıklarında ise çok ama çok şaşırmışlar: Çocuğun kalbi normal bir insanınkinden çok ama çok daha büyükmüş ve giderek büyümeye devam ediyormuş. Normal insanların kalbi bir yumruk kadarken, onunki tüm göğüs kafesini kaplamak üzereymiş neredeyse, içine yerleşen herkesle günden güne büyüyormuş.

Doktorlar “Ama bu böyle olmaz!” demişler, “Kalp böyle büyürse göğsünden fırlayıp çıkabilir, kaburgalarını kırabilir ya da tüm vucudunu kaplayıp diğer organları yok edebilir. Bir insan sadece kalp olamaz!” Ama demiş çocuk, ben sadece kalpsem ne olacak? Böyle güzel güzel yaşıyorum ya işte! Olmaz demiş doktorlar, bugün yaşıyorsun, yarın ne olacağını bilemeyiz, kalbini değiştirmeliyiz, daha küçük, yumruk büyüklüğünde bir insan kalbi koymalıyız yerine, bir insan sadece kalp olamaz!

İstememiş çocuk, başka bir kalp, içine bu kadar sevgiyi alamayacak, küçücük minicik bir kalp ona uymazmış ki… Giderek yorulmaya başlamış ama, doktorların dediği gibi, kalp zorlamaya başlamış, göğsünde ağrılar başlamış, sanki kaburgalarını kırıp dışarı fırlayacakmış gibi atmaya başlamış zaman içinde kalbi. Anlıyormuş çocuk, doktorlar haklıymış, günden güne kalp oluyormuş çocuk. Kocaman bir kalp. Kalbi çocuğu yok ederek var oluyormuş işte ya da var olarak çocuğu yok ediyormuş o kalp…

Çocuğun annesi her gün ağlıyormuş, çok çok üzgünmüş çünkü kalp oğlunu tamamen ele geçirdiğinde onu bir daha göremeyeceğini biliyormuş. Ama çocuk parlak gözleriyle ona bakıyor, onu seviyor, sarmalıyor, ona üzülmemesini söylüyormuş. Öyle sevgilerin asla kaybolmayacağını söylüyormuş. Artık yorgun, artık bitap düşmüş, konuşmakta zorlanan çocuk, hala güzel o çocuk…

Bir sabah çocuğun annesi çocuğun odasına gittiğinde çocuğun yerinde tüm odayı kaplamış bir kalp bulmuş. Kalp büyümüş büyümüş odadan taşmış, evden taşmış, ülkeden taşmış, evrenden taşmış, gökyüzünde bir bulut olmuş.

Anne, güzel çocuğun gittiğini anlayınca, ağlamaya başlamış. Ağlamış, ağlamış, günlerce ağlamış, inci gibi gözyaşları dökmüş. Kim yanına gelse güzel çocuğu anlatmış ağlamış, her yerde güzel çocuğu görmüş, ağlamış. Onunla birlikte herkes ağlamış ama o hepsinden çok ağlamış. Hiç durmadan ağlamış.

Doktorlar demişler ki, bu kadar ağlamaya kalp dayanamaz, çatlar, parça parça dökülür. “Bu böyle olmaz!” demişler, “Böyle giderse kalbini değiştirmek zorunda kalırız.”

Anne dinlememiş, başka kalp de istememiş ama gözyaşlarını da dindirememiş. Her gözyaşıyla bir çatlak daha atmış kalbine. Bir gün koca bir gözyaşıyla beraber göğsünde büyük bir şangırtı duymuş. Kalbi parça parça dökülmüş her yere. Kalbinin parçaları odadan taşmış, evden taşmış, ülkeden taşmış, evrenden taşmış, gökyüzünde yağmur olmuş.

Kocaman kalpli güzel çocukla, kırık kalpli annesi öylece buluşmuşlar gökyüzünde.

O ülkede yaşayanlar çok ağlamış, çok özlemişler anne-oğulu, dünyanın ne güzel bir yer olabileceğini unutup, dünyanın acımasızlığını öğrenmişler böylece, güzel şeylerin dünyada fazla kalmadığını anlamışlar, adaletsizliğe boyun eğmişler.

Ama işte, bazen gökyüzünde büyük bir bulut belirdiğinde, usul usul ağlar gibi yağmur yağdığında… İşte o zamanlarda, içlerine tatlı bir sıcaklık yayılırmış aniden, bir umut yeniden, dünyanın acımasızlığını unutturan, kucaklayan, şefkatle sarmalayan bir şeyler, eski günlerin kahkahaları, geçmişten gelip bugünü saran bir mutluluk…

Gökyüzünden bile olsa, dokunduğu herkesi değiştiren, güzelleştiren bir güzel çocukla güzel annesi… “Dünyada güzel şeyler de var” dedirten.

1

4 thoughts on “Koca kalp, kırık kalp

  1. Bunun Devamını yazmanı bekliyoruz çünkü hikaye bitti sanmıştık ama maalesef çok kısa sürede devam etti umarım bu son olur gerçekten çok güzel ve çok Hüzünlü eline kalemine sağlık

Bir Yanıt Bırakın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s