Böyleyken böyle

just-relax-and-let-go-2

Karşılaşmak garip şey… İnsanlar bazen hiç karşılaşmıyor, o daha garip. Yani bir sokak yanında oturuyor ama senelerce bir tek kez bile karşılaşmıyorsun da gidiyorsun mesela bilmem ne ülkesinin havaalanında yüz yıldır görmediğin biriyle karşılaşıveriyorsun. Çok acayip…

Bir de, bilmem sizde de var mı ama bende şöyle bir şey oluyor mesela: hiç konuşmak istemediğim insanlarla karşılaşmayı diliyorum bazen. Ama yani tamamen atıyorum da saçma bir ortamda patronla karşılaşmak gibi değil bahsettiğim şey, “konuşmayı istemediğim insanlar” derken. Patronu öyle ortamda görmek de karşılaşmak da istemem. Kast ettiğim daha çok şu: Küs olduklarımla karşılaşasım geliyor bazen nedense. Ha gerçi onlarla karşılaştığımda ne yapıyorum? Görmezden geliyorum, hiç de hoşuma gitmiyor durum, geriliyorum gereksizce, o da ayrı. E, niye karşılaşmak istiyorum o zaman? Meraktan herhalde, bakayım küstüğümüzden beri değişmiş mi, nasıl olmuş, yaşıyor mu filan gibi herhalde, ne bileyim, insan bazen kendini bile anlayamıyor. En azından ben anlayamıyorum bazen, siz belki kendinizi daha iyi anlıyorsunuzdur.

Şimdi düşünüyorum da belki de o karşılaşma anına dair aklımda yazdığım senaryolardan kaynaklı bu istek. İşte küsmüşüz ya da her neyse mevzu, karşılaşıyoruz bir kafede, ben gayet serin bir şekilde oturuyorum, tıs yok, umurumda değil orada oturuyor olması filan… Ama karşı taraf benim kadar serin duramıyor, yanıma geliyor ve bikbikbik diyecek oluyor. Ve ben küstüğümüzden bu yana kafamda yazdığım, nihai halini alana kadar sürekli değişen, evrilen, nihai halini aldığında ise kafa çekmecelerimde öylece duran o mektubu bir anda seriyorum masanın orta yerine. Çok dramatikim, öyle böyle değil. Mektubu serdikten sonra “sen sus da gözlerin konuşsun” dercesine kalkıyorum yavaştan. Hayır affetme, barışma, sarılıp öpüşme mektubu değil bu, öyle olmuyor hikayenin sonunda, sadece ben affetmediğimi belli ediyorum ama barışımı yapmışım olan bitenle ve artık kızgın değilim. Ve o kayıtsız halimle o kadar şahaneyim ki…

Diyeceksiniz ki, barışını yapmış halin bu mudur Deniz? Oturup kafanda mektuplar yazmak mı senin barışın? Ben de derim ki, haklısınız ama bir de burdan bakınız. Çünkü evet, ne olursa olsun, o “closure” denen hadise var ya, o mühim işte. İnsana bir kapanış konuşması lazım hayatta. Ve küskün arkadaşlıklar ya da bitmiş aşklarda genelde bir kapanış konuşması olmuyor, kavga oluyor ya da kapanış olsa bile o kapanış konuşmaları asla zamanın etkisiyle mayalanmış, süzülmüş bir konuşma kadar doğru olamıyor. Kızgınlıklardan kurtulup katıksız bir kayıtsızlığa kavuştuğunda, artık özlemiyor, üzülmüyor olduğunda kendi içinde neyin ne olduğunu anlayarak, herkesi olduğu gibi kabul ederek yapabildiğin bir kapanış, tadından yenmiyor.

Affetmenin insanı özgürleştirdiğini söylerler, buna tam olarak katılmıyorum. Affetmek değil, barışını yapmak insanı özgürleştiren şey. Ya da belki de bu bir tanım farkı sadece. Bana göre birini affetmek yapılan şeyi unutup, o insana tekrar şans vermekle filan ilintili. Biri sevdiğin bir vazoyu kırdığında mesela, affedersin, sonsuza kadar “o vazomu kırdı, intikamımı alıcam” demezsin, affedersin ve yolunuza gidersiniz, devam edersiniz. Barış yapmak ise kendi yoluna gitmekle ilgili bir şey. Affetmek benim için hala “biz”e dair bir potansiyel taşıyor, barış yapmakta ise “biz” olmak zorunda değil ama “ben” olmak zorunda. Affetmek bir devam, barış yapmak ise silip, yeniden başlamak gibi. Tamamen atıyorum da adamın teki sana tecavüz ettiyse, o adamı affetmezsin, hayır. Kalkıp “tamam bebeğim, tecavüz ettin ama sorun yok, sen de belki özünde iyi birisin, affettim seni” demezsin, hayır. Ama bir noktada o adamla değilse de yaşadığın şeyle kendi barışını yapman ve geçmişe takılmak yerine önüne bakman gerekir, o adama kızgınlığının seni güdülemesine izin vererek, o adam hayatımı mahvetti diyerek, intikam isteyerek ancak eksik yaşarsın ve o adamın senden hala bir şeyler almasına izin verirsin zira. Yine de evet, bunu sana yaptığı için o adamı hayatın boyunca affetmeyebilirsin.

Bu tabii benim tanımım ama sanıyorum, insanların affetmek derken kast ettiği de aslında benim “barış yapmak” olarak açıkladığım şey. Netice itibariyle bu tanımlamaya göre ben, herkesin herkesi her yapılan şey için affetmesi gerektiğini düşünmüyorum çünkü her şeyi affetmek zorunda olmak bir yerde her şeyin yapılabilir olduğu anlamına da geliyor. Oysa değil, bazen öyle şeyler oluyor ki, o kişiyi artık hayatında istememene sebep olabiliyor, bazen zaman içinde aşabiliyorsun ama bazen aşılamaz engeller koyuyor; sevgiyi, güveni alaşağı edebiliyor. Şimdi böyle bir durumda kimi niye affedesin? Ama işte, barışını yaptığında yani sorgulamaktan, karşındakini, hayatı ve daha önemlisi kendini suçlamaktan vazgeçip, “öyle mi yapsaydım, böyle mi”leri bir kenara bırakıp, “bu böyle oldu çünkü o böyle biri, ben böyle biriyim” gibi bir kabule varabildiğinde o küskünlük içinde kalmış bir tortu olmaktan çıkıyor. Seni yerinde saydıran, sana vaktini harcatan bir kızgınlık olmaktan çıkıp, yalın bir gerçekliğe dönüşüyor.

Ve bu ancak, çoğunlukla sadece zamanın sağlayabildiği o saf kayıtsızlık haliyle mümkün… En etkili intikam umursamamaktır demeleri ondan belki de. Oysa benim amacım intikam da değil. Sadece bu açıklamayı yapmak birilerine. Belki onlara da bu huzuru vermek, “biz neden olmadık”ı göstermek ve kimsenin kimseyi içinde bir yerlerde daha fazla taşımaması. Çünkü sen birilerini taşıdıkça yorulduğun kadar birilerinin içindeki yük olduğunda da yoruluyorsun. Ne yazık ki öyle. Kimse senin tortun olmayacak, sen de kimsenin tortusu olmayacaksın. Affetmesen dahi tortu kalmayacak, temizlenecek her şey. Barışını yapacaksın, hesap defterini kapayacaksın, bir daha asla geriye dönüp bakmasan bile. Birilerinin sırtındaki yük olduğun kadar çok yük biniyor insanın sırtına. İçinde taşıdığı yükler kadar da yüklüyor başkalarına.

Belki de ihtiyacım olan bunu açıklamak sadece. Ne oldu, ne bitti’yi tartışmak değil; hesap defterini kapadım demek, bir hesabımız yok, 2 kere 2 eşittir dört ve buna yapacak bir şey yok demek. Sana kızgındım ama artık değilim demek. Kızgın olmamam seni hala hayatımda istediğim anlamına gelmez demek. Neden bu hale geldiğimizin önemi yok, ben böyle biriydim, sen öyle ve sonuçta böyle oldu, buna da yapacak bir şey yok demek. Ve kapatmak, herkes için kapatmak, noktalamak, daha önce konamamış noktayı bold ile koymak… Konuya dair son sözümü gerçekten son olduğunu bilerek söyleyebilmek.

Kimse için “beddua” etmedim, etmem ben. Bir de bunu anlatabilmeyi isterdim sanırım.
Çok inançlı biri olmasam da kötü düşüncelerden korkarım ben, kötü düşüncelerin dönüp dolaşıp seni kıçından ısıracağını düşünürüm. Benim hakkımda da insanların “kötü olsun, mahvolsun” diye düşünmesinden korkarım. Kötü düşünceden genel olarak korkarım işte. Bu nedenle hayatım boyunca, kızdığım insanlar için dilediğim tek “kötü” dilek, mutsuz olmaları, sersefil olmaları, bana yaşattıkları kırgınlığın cezasını çekmeleri, ağlayıp bunalımlara girmeleri değil; bir gün gelip kendileriyle yüzleşmeleri oldu. Kendinle yüzleşmek ama gerçekten yüzleşmek, çok büyük bir dönüm noktası hayatta. Ve bu ilk anda acı verici de olsa, sonrasında kötü bir dilek sayılmaz aslında, hatta belki de dilenebilecek en iyi şey biri için çünkü kendinle yüzleşmeden hiçbir şeyle barışını da yapamıyorsun.

Neyse…

Dağıttım konuyu çok, toparlayayım, özet geçeyim. Bir kafede oturuyor olsam, karşıma eskilerden biri gelse, eski bir dost veya eski bir sevgili, küs olsam da hala sevdiğim ya da artık gerçekten hiç sevmediğim birileri… Benimle konuşmak istese ne derdim, sahneden dramatik exit’imi yapmadan önce? Ortaya karışık bunları derdim işte.

Neden’siz, niçin’siz, sadece dümdüz bir “böyleyken böyle.”

Çünkü sonuçta böyleyken de böyle.

20131209-215708.jpg

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s