Zeytinleri.

6316295172

Gecenin bir köründe, telefonuna mesaj uyarısı gelince yattığı yerde zıpladı. O sırada koyun sayarak uyumaya çalıştığı için karanlığa alışmış gözleri telefonun ışığıyla kamaştı. “Hask…” diye söylenerek telefonu eline aldı, bu saatte gelen iyi haber olamazdı. Tıkladı ve mesajı gördü.

“Zeytinleri.”

Zeytinleri ve nokta, evet. “Zeytinleri mi?” değil. Üç noktayla devamı gelecek hissi uyandıran bir durum değil. Nokta. “Zeytinleri” yazmış karşısındaki insan ve noktalamış. O kadar kesin, o kadar net yani. Bir yanlışlık olamayacak kadar öz, dalga geçilemeyecek kadar ciddi. Ve saat gecenin 03:32’si. Mesaj ortada:

“Zeytinleri.”

Yollayan kişi ise yaklaşık 3 yıldır görmediği eski bir arkadaşı. Kadın. Hoş bir kadın. Ama arkadaş yani. Ama kadın. Hoş bir kadın. Kendisi ise erkek. Bir süredir bekar bir erkek.

Düşünmeye başladı, 3 yıl önce aynı iş yerinde çalışıyorlardı, aralarında tanımlanmayan, belirsiz bir flört yoktu. Birbirlerinden hoşlanıyor değillerdi. Arada kahve içer, geyik yaparlardı ama işten ayrıldığından beri de ne görüşmüş, ne mesajlaşmışlardı. Öyle “ay Çiğdem’e atacaktım ama yanlışlıkla sana attım Necmi’cim” durumu olacak bir şey yoktu yani ortada. Ya da var mıydı? Vardı da o mu anlamamıştı acaba? Tühtü o zaman, hem kadın, hem hoşça bi kadın yani.

Belki de evet, o zaman hoşlanmıştı kadın ondan ama o öbür salak kıza aşıktı o sıralar da ondan farketmemişti. Şimdi de saat 03:32 olduğuna göre ve bu saatte böyle bir mesaj atıldığına göre, evet, bu çok da masumane olmamalıydı.

Aramızda “zeytin” hakkında bir espri var mıydı acaba diye düşündü. Yoktu, ı-ıh. Ama belki kadıncağız yapmıştı bir zeytin esprisi de kendisi farkına varmamıştı, unutmuştu. Çok mu çektirmişti acaba kadıncağıza? Platonik aşklar zor olsa gerek diye düşündü, neyse ki ben hiç platonik aşk yaşamadım, aşık olduğumu tavladım hahahay.

Zeytin. Zeytinler. Zeytinleri. Zeytincilik. Zeytincilikler. Zeytin gözlüm.

I-ıh yok, zeytine dair bir şey hatırlamıyordu ama yani bu saatte, hem de bir cuma gecesi hangi kadın durduk yerde zeytinlerden bahsederdi ki. Belli ki başka bir niyetler vardı zeytinlerde.

Ne cevap versem acaba diye sordu kendine. Şimdi “yanlışlıkla mı oldu” dese, konu hemen kapanacak. Görmemiş gibi yapsa, hiç olmaz. “Anlamadım” dese ters. Hem flörtlü, hem komikli, hem de muhabbeti uzatacak bir şey. Ney? Bi şey işte… Çok vakit geçirmeden cevap vermeli. Saat oldu 03:39. 10 dakika sınırına yaklaşıyor, çok uzatırsa pencere kapanabilir.

Evde mi acaba? Evde olmalı sonuçta. İnsan dışarıda zeytinleri demez ya durduk yerde. Gerçi içerde de niye desin ama demiş işte kadın. Zeytinleri. Evet zeytinleri ne yapmalı?

Hah! Böyle bir şey mi olsa? “Zeytinleri ne yapmalı? Göbeğine koyup yemeli” Hıhı evet, hoş geldin Serdar Ortaç. Olmaz öyle, göbek möbek. Ürkütürsün ceylanı. Zaten ne öyle hemen atlamışsın gibi. Bir de yani kafiye filan, kıro musun olm?

Zeytinleriiiiii…. ne yapmalı?

Belki de bir şey yapmamalı. O da karşılığında yok zeytinleri değil de, olaya şurdan bak etkisi verecek bir başka kahvaltılık bulsa… Ulan kahvaltılık? Bu kadın kahvaltı mı edelim demek istiyor? Olur yani, neden olmasın? Kahvaltıdan yürü olm Necmi.

Salatalıkları? Yok, hıyar zanneder. Kaymağı? Oha lan, ayı, olmaz kaymak maymak. Domates? Hmmm… belki. Peynir? I-ıh, kaşar maşar, sakat iş. Ekmek mi dese? O da mastar gibi, saksıya ekmek filan anlar, yanlış anlaşılır. Domates iyi gibi sanki. Tehlikesiz.

Tamam domates, ok. 10 dakika sınırı içinde zaten hala. Asayiş berkemal. Yazılsın bakalım:

“Hayır, domatesleri.”

Noktayla çok mu sert acaba?

“Hayır, domatesleri…”

Bu da biraz emo, üç nokta filan. Hem “hayır” demese belki daha iyi?

“O değil de… Domatesler?”

Haha! Bak bu çok iyi işte. Esprili filan hem. Soru işaretli ayrıca, cevap garantili. Yolla bakalım Necmi. Gönder gitsin.

“O değil de… Domatesler?”

Ev-vet! Mesaj gitti. Bakalım ne cevap gelecek şimdi.

Eee? Ses yok? 45 oldu?

47?

52? 10 dakikayı geçti olm, ses yok.

04:02?

Yanlış bir şey mi dedi acaba? Kırıldı mı? Bir mesaj daha mı atmalı? Bu saatte ne diyecek ki? Biraz daha beklesin.

04:17. Evet, kesin kırıldı. Demek ki zeytin özel bir muhabbetti, o anlamadı. Kadıncağızın flörtünü görememiş de dalga geçmiş gibi oldu. Tüh ulan. Şimdi hatırlamıyorum da denmez ki? Hah en iyisi…

“Ya kusura bakma Yasemin’cim, bu saatte mesaj attım ama yarın mangal yapıyoruz da Çiğdem’e mesaj atıyordum domatesleri unutmasın diye, sana atmışım kazayla.”

Tamam, çok iyi oldu. Çok da güzel oldu. Artık o düşünsün. Zeytinlermiş, peh.

04:31. Lan hala mesaj yok? Lan? Çiğdem dedik de kıskandı mı acaba?

unnamed

Not: Bir gece vakti, öyle abuk bir saatte (pek tabii ki bir rakı sofrasının sonlarına doğru demlenirken) lan alakasız kişilere salak mesajlar atalım bakalım ne diyecekler diye bir “bilimsel” araştırma yapmıştık 3-5 kız. Hepimiz listemizdeki böyle sevdiğimiz ama çok uzak değil, çok yakın da değil kişilere (kadın-erkek karışık) bu mesajı (Zeytinleri.) atmıştık. Bir allahın kulu da dönüp “lan ne diyon gece gece” dememişti. Herkesten saçma sapan cevaplar gelmişti, yok “Çatalları” diyenler, yok “Zeytin demişken bi ara buluşsak ya” diye dönenler, yok “Zeytin olmaz” diyenler filan, eğlenmiştik baya. Ordan hareketle, tanıdığım ve sevdiğim biri olan “kod adı Necmi” öyle gece vakti alakasız birinden bu mesajı alsaydı ne düşünebilirdi’yi şeyttim, gerisini uydurdum. Bu arada zeytinleri oyununu tavsiye ederim çok eğlenceli bir oyun, pardon “araştırma”

bf12

One thought on “Zeytinleri.

  1. Çok samimi ve içten bir yazı olmuş. Hem eğlendim hem güldüm hemde sevdim bu olayı ben bak :)

    Tebrik ederim yazılarınızın devamını bekliyor olacağım buralarda bir yerlerde…

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s