Yazarlarım ve ben

84954-Quotes+for+reading+

Bu blog fırtınası mütemadiyen bana en sevdiğim bir şeyleri soruyor ve ben, bu kadar kararsız bir insan olan ben, mütemadiyen kontrpiyede kalıyorum. Oh allahım, nihayet kontrpiye lafını bir cümlede kullanmak nasip oldu, bu fırsatı veren herkese teşekkür ederim.

Neyse işte, “illa ki seçeceğsin lan” diyen blog fırtınası baskısı altında yine kıvırmak istemiyorum, “en sevdiğim kitap yok, çok sevdiğim bir sürü kitap var” diye.. En sevdiğim kitap Sayın Bay Beyefendi John Fowles’un “Büyücü” (The Magus) isimli kitabı efenim.

url

Ancak en sevdiğim kitap şu an bana ilham vermeyi başaramıyor ne yazık ki. İsmi “büyücü” ve aklım doğrudan Gandalf Mandalf, onlara gidiyor. Konusu ise peh, anlatılmaz yaşanır, üzerine bir satır yazı eklenemeyecek kadar mükemmelin mükünde bir eser. Dolayısıyla ne diyim ben şimdi size?

Hayır şunun da farkındayım ki, son 3-5 yazıdır bir sallamacılık geldi bana ama her gün yazmak, hele ki belirlenen konularda yazmak zormuş yani. Sıkılmak demeyeyim de, kafa durması oldu bir yerde. Bir de gündem çok şey, odaklanamıyorum.

Yazıyı uzatmak için eklediğim bu manasız ve amaçsız paragrafları da gördüğünüzü biliyorum. Sizden de hiçbir şey kaçmıyor he.

Neyse kitaplara geri dönelim. John Fowles dedik, ki kendisi şahane bir insan. Büyücü, Fransız Teğmenin Kadını, Koleksiyoncu… Hepsi birbirinden şahane, akıl alır gibi değil. Bu İncilüz beyfendisinin yanında bir de Chuck Palahniuk seviyorum. Onun da minimal diline, cesur konularına, garip mizahına hastayım. En sevdiğim kitabı “Görünmez Canavarlar” ama İngilizcesinden okuyun derim.. Başka… Nick Hornby’ciğim, yine bir İngiliz Beyfendisi, daha layt, daha şeker gibi, tatlı tatlı, mırıl mırıl bir mizah. Buradaki “en”im sanırım “High Fidelity” ama emin değilim. Sonracıma Margaret Atwood ve özellikle de “Kedi Gözü.” Efendicimize daha ne diim, gerginlikli kadınlardan Patricia Highsmith (Ripley serisi muhteşemdir) ve tabii ki canım ciğerim Agatha Christie. Felsefeli, derinlikli romanların kadını Iris Murdoch (Özellikle “Melekler Zamanı” çok fantastik!). Yine komiklikler, şakalar erbabı, mizahlı otobiyofrafici David Sedaris. Böyle yani, ortaya baya karışık seçki yaptım size favori yazarlarımdan…

Türklere gelirsek, Pınar Kür çok severim. Yazım tarzından baya etkilenmiş olabilirim hatta kendisinin. Bütün kitaplarını okudum, “Bitmeyen Aşk” listemin başındadır. Sonracıma Murathan Mungan’ın özellikle masallarını severim. Şairlerden daha önceki bir yazımda bahsettim, ikinci yeniler benim canımın içi. Başkaaa…. Ha bir de Hamdi Koç’u seviyorum çağdaşlardan, ilginç bir yazar bence, özellikle “Çiçeklerin Tanrısı” çok güzel kitap. İnci Aral’ı da bazen severim, bazı kitaplarında yani (mesela “Mor”), bazense biraz içimi kıyıyor ne yalan söylim. Latife Tekin’İn “Sevgili Arsız Ölüm”ü de çok cici kitaptır, bak. Biraz Güney Amerika edebiyatının sihirli dokusuna sahip. Ahmet Ümit üzerinde de çalışıyorum, o da iyi bir polisiyeci bence ama biraz daha incelemem lazım kendisini. Türk yazarlarda tercihlerim böyle sanırım.

Güney Amerika demişken demin atladım, Laura Esquivel’in “Acı Çikolata” kitabını da çok severim ama kendisinin başka kitabını okumadım. Böyle birkaç tane yazar değil de, kitap olarak çok sevdiğim isim var. Misal “The perks of being a wallflower” film olarak değil, kitap olarak şahanedir. Sonra Vasconcelos ve Şeker Portakalı- Güneşi Uyandıralım ikilisi. Böyle şeyler işte…

Bunların dışında şunları not düşmek isterim: Amin Maalouf, İhsan Oktay Anar, Paul Auster, Zadie Smith, Gabriel Garcia Marquez… Bunlar da henüz genelleme yapacak kadar çok kitabını okumadığım ama tez zamanda incelemem, bir sürü kitabını hatmetmem gerektiğini düşündüğüm mühim yazarlar listesi. O kadar çok okunacak kitap, o kadar çok seyredilecek film var ki, insan ne yapsa bir şeylerden geri kalıyor gerçi, o da ayrı.

İşte böyle. Hahaha yine tek kitap ismi değil, liste verdim, blog fırtınası’nın tuzaklı sorularına düşmedim yine. Gerçi soruya da cevap verdim yani: Gerçekten de hayatta en en sevdiğim kitap “Büyücü.” Onun dışındakilerde ise kitap değil yazarlara girdim, sanki yazarı komple sevmezsem bir kitabını sevmeye hakkım yokmuş gibi. Ne saçmaymışım ama galiba böyle bir durumum var. Bir kitabı çok seversem, o kişinin diğer kitaplarını da okuyasım geliyor genelde ve bir kitabı bana o kadar sevdirebildiyse, diğer kitaplarını da seviyor oluyorum çoğunlukla.

Deniz’den bir ortaya karışık yazı daha okudunuz. Olsun, öyle ya da böyle, bugünkü görevimi tamamlamış olmanın tatminiyle gidip gönül rahatlığıyla Twittera girebilirim şimdi.

blog firtinasi18

3 thoughts on “Yazarlarım ve ben

  1. Yok artııkkk :) Ben okuyordum bu kitabı… gelen bebikle birlikte bir süre ara vermiştim okumaya.. bebek bakım kitaplarına gereksinim duymam sanıyordum ama yanılmışım haliyle büyücü bir süre yan rafta durmakta… elimdekiler bitince sevgili kitabıma da geri döneceğim… amaaan ne diye yazdın,bana ne dersin şimdi (ben olsam derdim kesin :)) ne bileyim böyle sevdiğim bir kitabı görünce kıprandım :)

  2. aa estafrildak, hiç öyle der miyim. bilakis çok bilen yoktur o kitabı, bilen/okuyan birilerini görünce çok seviniyorum. bence beğeneceksiniz. bitirince tekrar yorumlarınızı bekleriz :)

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s