Yengeçler dünyayı nasıl ele geçirdi?

c

İsmi Canceria olan ve ay tarafından yönetilen gezegende yaşayan Canceryanlar, uzaylıya benzemezlerdi. Öncelikle yeşil değillerdi, garip görünümlü koni şeklinde bir kafaları yoktu ve ağızlarından et yiyen bir bitkiye benzeyen yaratıklar çıkarmazlardı. Canceryanlar bildiğimiz insan görünümündelerdi, farklı renkler, farklı ebatlar, farklı şekillerde gelirlerdi ama ilk bakışta uzaylı olduklarını anlamazdınız. Şeklen farklı farklı tiplerde olsalar da, onları insanlardan ayıran şey hepsinin huyunun aynı olmasıydı. Evet onlarda da matematik kafalılar, sanatçı ruhlular, iş adamı tipliler, politikacılar vardı ama her ne iş yaparlarsa yapsınlar huyları ve tepkileri aynıydı.

Mesela ülkenin önde gelen bilim kadınlarından olan bir Canceryan, yaptığı araştırmada denek hayvanlar üzerinde denediği bir aşı başarısızlığa uğrayıp da hayvanların hepsi ölünce, göz yaşlarına boğulmuş, bir süre içine kapanıp, kimseyle konuşmamıştı. Seçimler yapıldığında karar vermek çok uzun sürdüğünden gezegende “seçim günü” değil; “seçim haftası” belirlemişlerdi, böylece herkes oy vereceği partiyi eğrisiyle doğrusuyla uzun uzun düşünecek vakti bulabiliyordu. Bu arada, gezegenin başbakanı olan Canceryan, seçimlerde %2 oranında oy kaybedince vatandaşlarına bir süre küsmüş, gittiği mitinglerde konuşma yapmak yerine, onlara trip atmıştı. Meydanda toplanan halk ise başbakanın yaptığı eleştiriyi kaldıramamış, “zaten sen bizi hiç sevmedin” diyerek ağlamaya başlamıştı. Gezegenin en zengin iş adamı, günü gününe uymadığı için, bir anda neşeliyken, bir anda bunalımlara girebildiğinden Canceria Menkul Kıymetler Borsası’nda büyük çalkalanmalar yaratmıştı. Böyle yaratıklardı işte Canceryan’lar. Ama neyse ki bu alınmalar ve çalkalanmalar çok uzun süremiyor, şefkat dolu kalpleri bir anda yumuşuyor ve sonrasında komik espriler ve şakalara bağlanıyordu. Tüm ülke bir an ağlarken, bir anda kahkahayla gülmeye başlıyordu.

Bu alıngan ve hassas kalpli, kırılgan Canceryanlar, sık sık ağladıklarından bir süre sonra gözyaşlarında büyük bir artış olmuştı. Gezegenin bazı kısımlarını gözyaşı selleri basıyordu, ancak Canceryanlar bunu gördükçe kafalarında korkunç senaryolar yaratıyor, kurdukça kuruyor ve sonunda da daha çok ağlıyorlar, durumu içinden çıkılamaz bir hale getiriyorlardı. Gezegenler komitesi Z.O.D.I.A.C, evreni sevgiyle sarmalayan hassas ama komik Canceryan’ları kurtarmak için duruma müdahale etmeye karar vermiş ve “kesin ağlamayı!” diyerek olaya dalmıştı. Bu da işe yaramayınca 12 farklı gezegenin temsilcilerinden oluşan komite toplanmış ve bir plan yapılmıştı. Buna göre Canceryan’ların bir kısmı Dünya isimli bir gezegene gönderilecek, orada insan ırkından öğrenebileceklerini öğrenip, gezegenlerini kurtarmanın yollarını bulduktan sonra memleketlerine döneceklerdi. O sırada da Canceria’daki seller de büyük ölçüde azaltılmış olacaktı.

Ancak komitenin atladığı bir konu vardı: O da Canceryan’ların gittikleri yere ve sevdikleri insanlara adeta kıskaçlarıyla bağlanır gibi bağlanmalarıydı. Canceryan’lar sevdiklerini terketmez, bir yere “evim” diyince orayı kolay kolay bırakamaz, hep ailelerinin yanında olurlardı. Ve işin kötüsü bu duyarlı uzaylıcıklar, romantizme de çok meyilli olduklarından, aşk aşk aşk diye etrafta dolandıklarından; dünyada karşılaşacakları insanlar tarafından kolaylıkla akılları çelinebilirdi.

Nitekim öyle de oldu. Gönderilen 12.362 Canceryan, dünyanın çeşitli yerlerine dağıtıldı. Bir kısmı körkütük aşık oldu, sevdiklerinin peşinde tarumar oldu. Bir kısmı aile kurdu, aile yaşamına kapıldı. Bir kısmı ev aldı, evlerini ıncık boncukla doldurup, “evimde mutluyum ben!” şarkıları söyledi. Bir kısmı orada burada gördükleri kedi yavrularını, insan yavrularını ve çeşitli yavruları “anaç” duygularla bağrına bastı. Ve sonunda 12.362 Canceryan’dan hiçbiri geri dönemez, dünyayı ardında bırakamaz hale geldi. Geri dönememek bir yana, o sırada ürediklerinden geldiklerinden çok daha fazla bir sayıya da ulaştılar.

Arkalarında onları bekleyen, bir gezegen dolusu gözü yaşlı Canceryan hasretlerine dayanamayınca yavaş yavaş dünyaya bir göç başladı. Böyle böyle bütün Canceria Dünya’ya taşındı. Geride ise bomboş ve seller götürmüş bir gezegen kaldı… Gün gelip o gezegen insanlar tarafından keşfedildiğinde, o kurumuş tuzlu suları deniz sanacaktı insanlar, oysa onlar sevimli Canceryan’ların gözyaşı yataklarıydı.

İnsanlar, aralarında yaşayan bu garip Canceryan’ları pek anlayamasalar da, onları insan sandıklarından pek de bir şey yapamıyorlardı. Bir de istediklerinde çok cazip olabildiklerinden, etkilerine kapılıyorlardı. Canceryan’lar ise zaman zaman anlaşılmadıklarını düşünseler ve kendilerini “uzaylı” gibi hissetseler de, ne yapsınlardı, artık onların ailesi dünyadaydı ve insan ya da uzaylı, kimse sevdiklerini terk etmezdi! Canceryanlar da tıpkı sevgi dolu bir anne gibi dünyayı bağırlarına basmıştı.

İşte Canceryanlar dünyayı aynen de böyle ele geçirdi!

blog firtinasi20

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s