Hastalıkta sağlıkta…

blog firtinasi27

…Külkedisi ile prens evlenmişler. Onlar ermiş muradına, biz çıkalım…

Yoo yoo bir dakika, bu masal burada bitiyor mu yani? Ya sonra ne oluyor? Hiç kavga edilmiyor mu, hiç kıskançlık yok mu, Külkedisi pms olup prensi kaprisleriyle delirtmiyor mu?

Oluyordur elbet. Hiçbir peri masalı peri masalı olarak bitmiyor kş. Bitiyormuş gibi yapıyor sadece. periler, pespembe mutluluk tabloları, sevgi kelebekleriyle sonlanıyor masallar, gökten 3 elma düşerken. Sonrasını ise hiç bilmiyoruz aslında.

Her şeyin başı güzel tabii, henüz yorulmamışken. Her şeyin başı peri masalımsı. Sonlar ise biraz daha drama, drama, drama. Üstelik de öyle entrikalı dramalar da değil çoğunlukla. Günlük hayat draması, bulaşıklı, çamaşırlı, sıkılmalı, aldatmalı. Sıkıcı dramalar, televizyona çıkmaya değmez, masal kitabında yer vermeye değmez. Reytingi olmayan dramalar işte.

Hayat öyle bir şey çünkü. Romantizm filan bir yere kadar elbet. Salya sümük ağlarken ya da işte gıda zehirlenmesi yaşayıp paldır küldür tuvalete koştururken küçük ayaklı, cam ayakkabılı bir prenses olmanın da anlamı kalmıyor ya. Faturalar ödeniyor, sindirim sitemi çalışıyor, işler güçler bastırıyor, parasal meseleler sıkıştırıyor, çocuklar kusuyor, kulaklardan kıllar çıkıyor, depresyonlara giriliyor, o oluyor, bu oluyor. Hayat başladığı yerde kalmıyor. Başladığı pembelikte de kalmıyor. O toz pembe hayaller boka, pise, toza bulanıyor hayat oradan oraya savururken insanı.

Belki de peri masalı dediğin, onlar ermiş muradına değildir. Belki de tüm bu toza, toprağa, günlük detaya, hayata rağmen 50 yıl sonra bir bankta el ele ve mutluluk içinde oturmaktır peri masalı dediğin. Belki de sevdiklerin yanında, huzurla mutlulukla ölebilmektir günün sonunda. Artık herkesin herkesten ne de kolay vazgeçtiği bu dünyada, vazgeçmemektir peri masalı. Hiçbir şey değildir de, o küçücük “hastalıkta, sağlıkta” cümlesidir işte. Kim kimin yanında kalıyor ki artık iyi günlerden sonra kötü günlerde? Belki de arabaya dönüşen bal kabaklarından daha peri masalı kısmı burası. Daha mutlu son da burası. Çünkü masalların bittiği yer son değil ki zaten, başlangıç sadece. ama tribünlere son diye yutturuluyor sittin senedir. Oradan sonra ayakta kalacaklar mı, bana onu söyle sen, zorluklardan, fırtınalardan sonra hala birbirlerinin ellerini tutacaklar mı. Bunu yap sonra bahset mutlu sondan, behey peri masalcığı.Yoksa ay aman kız çok güzelmiş de, ayakları küçücükmüş de, prens de şöyleymiş de böyleymiş… O kadar peri masalı hepimizde var.

Yeni son mu dediniz, buyrun o zaman.

Külkedisi ile prens evlenmişler. Türlü türlü kavgalar etmişler. Külkedisi prensi kıskanmış diğer prenseslerden, olaylar çıkarmış. Prens ise küçük ayaklarına vurulduğu Külkedisi’nin ayaklarının koktuğunu farketmiş bir süre sonra, söylemeye de çekinmiş. Öyle öyle yıllar geçmiş. Çocuklar, torunlar girmiş devreye. Ekonomik krizlerden geçilmiş, krallık küçülmüş, bir sürü çalışanın işine son verilmiş, harcamalar kısılmış. Zor günler olmuş bir sürü. Ama işte her şeyin ötesinde beraber kalmış bu ikisi. Gülmüşler, eğlenmişler de sık sık. Ve bir gün Prens çok hasta bir şekilde yatağına yattığında hep o güzel anları hatırlamış, “mutlu bir hayat oldu lan!” demiş, “sağol karıcım! ayakların kokuyordu filan ama seviyordum seni çok.”

The end.

disney-fallen-princesses-2
Görsel: Dina Goldstein – Fallen Princesses

Bir Yanıt Bırakın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s