Postpartum sayıklamalar

large

“The greatest thing a father can do for his children is to love their mother.” (Bir babanın çocukları için yapabileceği en önemli şey annelerini sevmektir.)

Ben bu lafı hep yalan bulurdum, çok eski kafa, çok demode, çok eften püften gelirdi bana. Ebeveyn olmak için illa aşık olmak, sevmek gerekmiyor ki; insanlar tek gecelik ilişkilerden doğan çocuklarına bile ebeveyn oluyorlar falan filan diyordum. Birbirlerini sevmeseler de çocuklarını sevebilirler diyordum.

Vardı mesela öyle bir arkadaşım, 23 yaşında danimarkalı bir çocuk, tatilde yaşadığı bir geceden sonra taa avusturalyada bir kızı oluyor. Adam da kalkıp gidiyor, hayatını yeniden düzenliyor ismini bile hatırlamadığı bir kadından olan kızı uğruna, dünyanın öteki ucunda yaşayan kızı uğruna. Kızını reddetmek, ilgilenmemek bir kenara yani… Takdir etmiştim arkadaşı. Şimdilerde ise danimarkalıyı daha da takdir ediyorum, kendisinin istisna olduğunu düşünüyorum zira.

Yani bu lafın anneler için değil babalar için edilmiş olmasının bir sebebi olsa gerek diye düşünüyorum artık.

Hooop! babalar kızacak şimdi ama ne yapayım… Ben bugüne kadar hep anne-baba birdir, ebeveyn vardır, cinsiyet önemsizdir diyordum ama yok, değilmiş öyle. annelik daha otomatikman, daha de facto, daha dış faktörlerden bağımsız bir şeymiş… Denklemde bir kadın ve bir çocuk olması yetiyormuş annelik için.

Hani derler ya, annelik rahimde, babalık ilk kucağa alışta başlar diye… Elbette doğurmak muhim ama ben o kadar illa ki doğurulacak takıntısında da değilim. Evlat edindiğin bir çocuğa veya eşinin önceki evliliğinden olan çocuklarına da iyi bir anne olabilirsin. Yani mesela düşünüyorum, şimdi bebişim 3 aylık, deseler ki hastanede karışmış, bu sizinki değil, veremem gibi geliyor, artık benim çocuğum bu çünkü. Yani demem o ki, annelik bir karar belki de. Sen bir çocuğun annesi olmaya karar verdiğinde oluyorsun. Doğursan da doğurmasan da, emzirsen de emzirmesen de, adamı sevsen de sevmesen de… O karar ise bilmiyorum nasıl ve neden veriliyor ama kendiliğinden bir şey sanki. Bir çocuk bir anne yaratıyor. Spontane bir şey. ama o karar bir kere verildikten sonra geri dönüş yok.

Bir annenin çok aşık olduğu birinden olan çocuğu ile sevmediği bir adamdan olma çocuğuna farklı davranacağını sanmıyorum.

Erkekler bence öyle değil.

Bunun ispatı da çocuklarını terk eden annelerin azlığı vs. babaların fazlalığı. İkinci bir kadınla evlenip o kadın önceki evliliğinden olan çocukları istemedi diye onları görmeyen, genç metres yapıp ailesini unutan, sorumluluğa hazır değilim diyip kaçan… Bin tane böyle baba hikayesi var. Çevrenizde bile vardır. Kaç tane böyle anne hikayesi biliyorsunuz? Ben bilmiyorum hiç.

Kadın-erkek farkı olsa gerek ya da bilmiyorum, EQ farkı belki de. sorumluluk duygusuyla filan mı açıklanır? doğa mı yoksa sadece? Doğada baba yavruların büyütülmesinde hiç yok, insanoğlu yine eşite yakın bir ebeveynlik sistemi geliştirmiş, buna da şükür.

Ama işte evet, çocuk tek başına babayı yaratamıyor galiba, anneyi yarattığı gibi. Babanın oluşabilmesi için bir de anne gerek, o “aile” durumu içinde tanımlanıyor sanki babalık. Annelik hayat içinde kendiliğinden olunan bir şey de babalık kazanılan bir sıfat mı acaba? Annelik doğa, babalık rol?

Yani bakınız yerleşik düzende yaşamasak, alışık olduğumuz “aile” kavramı olmasa, “baba” da olmayabilir gibi sanki. Ama anne yine de var. Nitekim bakınız, hayvanlarda aynen de böyle bu durum. Kabile türü, monogamiye ve aileye önem atfetmeyen kimi toplumlarda çocukları anne-babadan oluşan ailelerin değil; anneanneler, teyzeler, ablalardan oluşan kalabalık bir grubun büyüttüğü durumlara da bakacak olursak evet, babalık bu feodal aile yapısının bahşettiği bir rol sadece belki de. Öte yandan annelik, dediğim gibi, doğamız gereği.

Ha tabii aile kavramını sorgulamaya başlayınca işin sonu gelmez. Bu sosyolojik katmanlardan sıyrılıp insanın özünden bahsetmek de zor, aile olmasaydı nolurdu, kapitalizm olmasaydı nolurdu, anaerkil olsaydık nolurdu, şöyle olmasaydı nolurdu gibi konular anca ütopya, anca tez konusu.

Neyse… Bu antropolojik-sosyolojik zırvalamalarımı bir kenara bıraksak ve daha yukarıda söylediklerime dönecek olursak, bir anne tek gecelik ilişkisinden bir çocuk sahibi olsa o çocuğa çok aşık olduğu bir adamdan olma çocuğuna davrandığından farklı davranmıyor; ikisine de aynı sorumluluğu hissediyor sanki. baba ise bilmiyorum. Sanki sevmediği birinden olma çocuk karşısında çoğu erkek kaçıyor, reddediyor, elini taşın altında koymuyor öyle bir durumda, hazır değilim diyor, istemiyorum diyor, diyebiliyor yani. Hayatına çeki düzen vermek içinden gelmiyor mesela sevmediği bir kadındansa, ya d ahadi sevmediği demeyelim de aile olmayı düşünmediği, istemediği bir kadındansa o çocuk. Bir erkek için bir çocuğun sorumluluğundan kaçabilmek opsiyon olarak var sonuçta, kadın için daha zor. Toplayıcı-avlayıcı yaşıyoruz ya sanki hala, adamlar avlanmaya gitmek istiyor, avcı kankalarıyla takılsın, kendisiyle baş başa, bebekten uzakta kafa dinlesin, zaten kadını da sevmiyorsa ne uğraşacak, arada gelir görür yeter o kadarı, fazla bile… Annemiz de toplayıcı rolüyle evi çeksin çevirsin, çocuk baksın vs. Kendiyle kalmak isterse mi? Yoo dostum yoo, anne dediğin öyle şey istemez, isteyemez. Her daim çocuğu için hazır ve nazırdır o. Eşitlik, adalet bir yere kadar, özümüz hala hayvan herhal.

Bundan ötürü diyorum, anneyi sadece çocukla tanımlarken, babayı anne ve çocukla tanımlıyoruz belki de. Bu nedenle de evet, öncelikle çocuğu kabullenebilmesi için bir babanın yapabileceği en önemli şey anneyi sevmek olabiliyor. Anne ise babayı hiç sevmese de olabiliyor.

Çocuğu kabullenme, çocuğun sorumluluğunu almak konusunun dışında, bir de anneye verilen destek boyutu var tabii işin. Babanın bebek büyürken anneye verdiği destekten bahsediyoruz. Şimdi her ne kadar eşit ebeveynlik vesaireyi savunsak da ilk başlarda annenin rolü ile babanınki bir olmuyor. Toplum ve doğa bebek bakımını anneye bahşettiğinden de babalar mecbur kalmadıkça konuya girmemeye teşne. Eh, anne 40 kere alt değiştirirken baba bir kere değiştirdiğinde toplum “vay ne yardımcı baba” diye alkışladığından zaten otomatikman bir kaçma şeyi oluyor erkeklerde, ufacık bir şey yaptı mı bir şımarma, “bütün gün işte yoruluyorum ben” türünden bi hava. Oysa o noktada babanın desteği anne için çok muhim çünkü lohusalık zor zanaat, birden adaptasyon vs. O dönemde emzirsen mi, gaz mı çıkarsan, uyusan mı, bebeğin altını mı değiştirsen kafan karışıyor. Bebişin fizyolojik ihtiyaçlarını düşünmekten psikolojik ve zihinsel ihtiyaçlarına gelemiyorsun. İşte baba orada hayat kurtaran, insanı tekrar tekrar kendine aşık eden bir faktör olabilir. Tabii tam tersi de olması mümkün, genelde de olan bu. Sonra vay efendim çocuktan sonra evliliğimiz niye bozuldu. Nolacağdı yapraam? Neyse… Konuya geri dönelim.

Bir bebek doğduğunda, özellikle ilk 3 ayda, annesinin karnından çıkmamış olmayı diliyor, oraya geri girmek istiyor. Bir araştırmada bebek maymunlara iki anne sunuyorlar. Biri telden yapılma, süt dağıtan bir anne. Diğeri ise süt vermeyen ama peluş, tüylü, sıcacık bir anne. Bebek maymunlar aç kalma pahasına sıcak anneyi seçiyor. Tüm fizyolojik ihtiyaçları karşılandığı halde birebir ilgi görmeyen yetimhane bebekleri arasında ölüm oranlarının daha yüksek olduğuna ilişkin bir araştırma okumuştum. Dolayısıyla sıcak dokunuşlar ve sağlanan huzur ile güven hissi aslında süt kadar elzem. ( Konuyla İlgili eser için bkz. “Sevmek için doğarız)

Doğurmayan, emzirmeyen, doğada yavrulara dair hiçbir yükümlülüğü olmayan babamız, insan olduğundan işte tam bu noktada bebeğin bakımında önemli bir rol üstlenebilir. nedir o? Anneye destek olup, o yorulduğunda gaz-kaka nöbetlerini devralmak, bebişe sıcaklık sunmak, oyun olsun, eğlendirme olsun bunlarla onun zihinsel ihtiyaçlarına şeytmek. Bunu yapan babalar kahraman baba olur, iyi baba olur, anneler minnet duyar, bebişler bağ kurar.

Ve sanırım tam bu yüzden çocuklarının annesini sevmekten bahsediyor bu laf. Hani çocuklar büyüyünce değil belki ama bebekliklerinde kesinlikle geçerli bu söz. çünkü bir baba -ama aşkla, ama arkadaşça- anneyi sevmezse, ona şefkat duymazsa eğer, vermesi gereken o desteği veremiyor. Oysa o destek çok muhim. Hele ki hamilelikte, hele ki lohusalıkta, hele ki emzirirken, hele ki sırt ağrırken, hele ki yorgunken, hele ki yepyeni bir hayata adapte olunurken. O destek verilemediğinde baba en önemli fonksiyonundan birini otomatikman kaybetmiş oluyor. Anne sevilmeyince, bebekte bulduğu izler sevdiği bir kadına ait değilse; bebekle kurulan bağı da etkiliyor. Sevilmeyen, yalnız kalan anne ise daha çok yoruluyor, depresyona daha meyilli oluyor, stresleri bebeğe yansıyor falan filan. Yani evet, bir anne babayı sevmese de çocuğa aynı şekilde ilgi gösteriyor ama baba anneyi sevmedi mi, acısı dolaylı olarak da olsa biraz çocuktan çıkıyor. Dolayısıyla yine anne üzerinden tanımlı oluyor iyi babalık da, kötü babalık da.

Bir kadın iyi anneyse bütün çocuklarına iyi anne genelde. Ama bir çocuğuna iyi, mükemmel, harika baba olup diğerini terk edenler malum.

Onun için evet, bir babanın çocukları için yapabileceği en önemli, en birincil şey hakikaten annelerini sevmek, ona saygı duymak… mış.

Ha bir de kendi çocuklarına iyi anne olup başkalarının çocuklarını hiç umursamayan kadınlar var, “cadı üvey anne” kafası, kendi çocukları iyi olsun, diğerleri bok yesin gibi. çok garip o. ego mevzusu herhalde. biraz da bunun nedenleri düşüneyim, dönerim ben size.

Güzel babaları, tatlı babaları tenzih ederek yazımı bitirirken esenlikler dilerim efenim. Sürç-ü lisan ettiysek affola… Ama anne wins yani, ne yapayım! :)

url-1

5 thoughts on “Postpartum sayıklamalar

  1. Sayiklama filan değil bence her cümlesine samimiyetle katılıyorum.

  2. Bir babanın çocuğuna olan sevgisini, çocuğun annesine olan sevgisi üzerinden tartmak çok acımasız geldi bana. Anne bu acımasızlığı, bu yolla babanın sevgisine mazhar olacağını sanarak yapıyorsa çok acı. Yok, böyle bir beklentisi olmadan, sırf babanın canını acıtmak için yapıyorsa daha da acı…”Bir annenin çocukları için yapabileceği en önemli şey, çocuğun babasını kötülememektir” önermesi de, tıpkı bu yazıda geçen önerme gibi acımasız. Gereksiz. Herkes çocuğuna “kendi” ne verebiliyor? Buna odaklansın. Geri kalan herşey, herşey, herşey en güzel şekilde hallolur zaten. Herşeyi mahveden tek şey korku ama o da normal. Korkmaktan da korkmamak gerek. Demem o ki, kimse kimsenin sevgisini, anneliğini, babalığını tartmasın, karalamasın; herkes kendi içine baksın; tersi mahalle garılığına girer ki bu da en çok çocuğa zararlı…

  3. doğrudur eternity. dediklerine bir itirazım yok. bir karalama da yok zaten aslında. sadece evet, bir takım cinsiyetler arası farklar var, yok değil. çocuğun anneye ya da babaya duyduğu sevgiden zaten hiç bahsetmedim. kadınların çocuğa tutumları vs erkeklerin çocuğa tutumlarını kıyasladım sadece. o da hepsi değil, bazılarının. zira var evet çocuğunu terkedenler, ve bunu erkekler daha sık yapıyor ne yazık ki. ben de bunun olası nedenlerini sorguladım diyelim. haa çocuğa diğer ebeveyni kötülememek gerekliliği zaten tartışılacak mevzu değil de, bu yazıda öyle bir durum da yok. ben genel bir konu üzerine yazdım, kimseyi kötülemediğim gibi gayet de “babalık rol müdür” kafasında çok daha makro düzlemde baktım. üstelik de bunları kendi bloguma yazdım. kimsenin kimseye kimseyi kötülediği yok. bireysel olarak kimsenin kimsenin bir şeyini karaladığı da yok. dolayısıyla, ne acımasızlık ne sevgi arayışı. öyle bir amacım yok. sadece annelik ve babalık, aralardaki farklar üzerine bir takım düşünceler… o kadarını da kendi blogumda yapmaya hakkım vardır sanırım, değil mi?
    dikkat ettiyseniz, ilk dönemde sevgi arayışının beslenme kadar muhim olduğunu ve anne-emzirme mevzusunda kurulan yakınlığı babanın da bu noktada, sevgi ve güven sağlayarak yakalayabileceğini de vurguladım. daha ne diyeyim bilmiyorum, başka türlü bir hassasiyetle baktığınızı düşünüyorum.
    zira ben babalığı çocuğun sevgisiyle tartmadım; babalık kurumunun doğal gelişen bir şey değil, edinilmiş bir rol olabileceğini, bunun da aile (anne, baba, çocuk) üzerinden şekilleniyor olabileceğini söyledim, ki bu sosyolojik olarak çok da yanlış bir argüman değil. o kadar acımasız bir şey hiç değil, anne ile babanın aynı olmaması ise sanırım sadece benim söylediğim bir şey değil.
    bu yazıyı ilk kim tersten anlayıp alıngan ve biraz da saldırgan bi yorum yapacak merak ediyordum doğrusu.
    her neyse… çocuğuyla bağ kurmuş, sevgi dolu babalara bir lafım yoktu, olmaz da zaten, ne haddime. diğer türlü babalara da bir lafım yok, beni çok da ilgilendirmiyor, oturdum niyedir diye düşündüm sadece. bunları da kendi kendime blogumda yazıyorum diye yazdıklarımı çok da doğru düzgün okumadan üstten bakan ebeveynlik derslerine, varsayımsal yargılamalara gerek de yoktu.
    ama tamam, öyle olsun bakalım. :)

  4. Öncelikle yazıya çoğunlukla katılıyorum. Bir bebeğin doğmasıyla, kadın anne oluyor. Peki baba nasıl oluyor? Burada baba olmayı annesine olan sevgisiyle orantılı olduğu üzerinde durmuşsunuz. Benim bazı gözlemlerimde ise baba anneyi çok sevmese de bebeğini çok sevebiliyor, beceremese de bebeğe elinden geldiğince bakabiliyor. Ama anneyi bebek kadar umursamadığından anneye gereken ilgiyi göstermiyor ve dediğiniz gibi stresli ve bunu çocuğuna yansıtma riskli bir anne oluşuyor. Annesine iyi davranılmayan bir bebeğin de babası baba mıdır sorusuyla bir döngü oluşuyor ve taa başa sizin dediğinize geliyor olay. İyi bir baba olmanın şartlarından birinin anneye anlayışlı, yardımcı olmaktan geçtiği böylece kesinleşiyor.

    Annenin çocuğunu bırakabileceğini hiç düşünmüyorum ama dediğiniz gibi babalar bırakabiliyor. Bu kesin olarak bir farklılığı gösterir. O yüzden yazınızı beğendim. Anne olduktan sonra hissedilen ve farkına varılan bazı durumların böle anlatılıyor, yazılıyor, paylaşılıyor olmasını seviyorum. Oyüzden yazılarınıza devam diyorum!

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s