Böyle bi kadın…

  

Canım oğlum, minnoş oğlum…

6 ay bi de 12 gündür yüz yüze tanışıyoruz artık. Koca adam oldun neredeyse, artık insanları tanıyor, gülüyor, (bazen) kahkaha atıyor, oturuyor, zıplıyorsun. Büyük bir iştahla da verdiğim her şeyi yiyorsun. Çok tatlısın, sana bayılıyorum.

Garip, 6 ay önce var olmayan birisin ama anneannen, deden, ben… Hiçbirimiz sensiz bir hayat düşünemiyoruz. Ne çabuk alıştık küçücük bi herife.

Annelik güzel bence, sevdim ben. Eğleniyoruz baya seninle. Anneannen hep üşüyeceğinden korkuyor ve onunla en büyük hırgürümüz bundan çıkıyor ama gördüğüm kadarıyla anneannelik de güzel. İyi ki geldin. Hepimize iyi geldin.

Anne olunca anlar mıyım bir sürü şeyi merak ediyordum. Yok, o cephede bir şey değişmedi. Ben, aynı ben yine, büyümedim birden, kutsal da olmadım. Sadece iki kişilik düşünür oldum. Aslında itiraf etmem gerekirse öyle de değil, hala parçammışsın gibi, sanki hamileymişim de içimdeymişsin gibi. Yani iki kişilik değil, seni bensiz beni sensiz düşünmüyorum ki hiç. Sanırım annelik dedikleri de bu. Nihayet güzel bir tanım yapabildim sanki, hı?

Bir de ilginç bir şey fark ettim, bu annelik garip bir tezat yumağı. Hem her gün bir sonraki atılımların için heyecanlanıyorum, hem her gün bir önceki halini özlüyorum. Zaman geçsin isterken geçen zamanı özlemek hali mütemadiyen. Emekleyeceksin diye mutlulukla bekliyoruz ama o bir aylıkkenki, koyduğum yerde uyuyan hallerin de burnumda tütüyor. Belki de bu yüzden insanın hayatında her dönem bir bebek arkadaşı olmalı, güzel şeyler bebekler. Her halleri güzel. Kaka dediğin de kaka işte, ıyy mıyy diye büyütmeye, o kadar dramatikleştirmeye gerek yok.Sonuçta kaka, pırt, gark… Bunlar hayatın gerçeği.

Bilmiyorum, belki sen uslu bir bebeksin ya da bir sorun daha eklemek istemiyorsun hayatıma ama senin annen olmak o kadar zor değil. Annelik konusunda kesebileceğim tek ahkam bu herhalde: Annelik bir içgüdü işi, içindeki sesi dinlersen, bebeğini dinlersen her ikiniz için de en doğrusunu buluyorsun sanki. Bebeğin sana anneliği öğretiyor bir şekil. En azından bizde öyle oluyor değil mi minnoş? Artık ilk günlerdeki kadar acemi değilim, paniklerim azaldı, rahatladım. Keyfimiz yerindeyse eğleniyoruz baya. Keyfimizin her zaman yerinde olmaması ayrı konu, onun seninle ilgisi yok.

Daha önce de demiştim annelik beni spiritüelleştirdi hafiften, doğaya yaklaştırdı. Hani doğa ana neden “ana” anladım diyeyim. Yani bebeğimle tamamlanmak değil ama evrendeki yerime oturdum sanki. Yok, kadın anne olunca ancak şeyolur gibi maço bir söylem değil, sadece “evet lan ben de doğanın parçasıyım” gibi. Annelik bir tümevarım oldu bana. Ama tabii anne olmadan bunu fark edememek benim mallığım, yoksa anne ol-olma hepimiz evreniz, öyle ya. Sen daha önce özümsersin umarım minnoş evrendeki yerini ve bütün yaşam şekillerini kucaklayan, doğayla bütünleşik güzel bi adam olursun.

Bu düşünce zincirini ne izler? Elbet seni doğayla barışık büyütme isteği. Mesela Cunda’da ayakların çıplak, tenin tuzlu, yüzün yanık hayal ediyorum seni. Her tür aktiviteyi yapan şehir çocuklarından daha mutlu olurdun eminim. Bahçemizde kedimiz, köpeğimiz, ah keşke bir de ördeğimiz, keçimiz… İstanbul’u terk eder miyiz bir gün acaba?

Dedim ya… 6 aydır annenim. Biliyorum zor günlerimiz de oldu. Çok mutlu bir hayata gelmedin. Mutlu ya da olması gerektiği gibi bir aile ortamında değilsin. Çok mutlu bir anneye de gelmedin. Kırık, dökük, üzgün, sevilmeyen bir anneye geldin. Sana da bana da haksızlık belki ama böyle oldu, ne yapalım? elimden geleni yapıyorum biliyorsun. seni çok sevgiyle büyütmeye çalışıyorum. Ne olursa olsun sevildiğini bilen bi minnoş ol istiyorum. Biliyorum daha sağlam halimde olsam daha da güldürürdüm seni ama ne mutlu ki, şimdi de çok güler yüzlüsün. Herkese gülüyorsun, gerginliği sevmiyorsun, büyük bir iştahın var yaşama. Daha şimdiden güzel adamsın vesselam. Ve beni iyileştiriyorsun. Sayende tamir oluyorum.

Yalnızız biraz biliyorum ama bizi sevenler çok bir yandan. Anneannen, deden iyi ki var, onlar ne tatlı. Sonra bir sürü ablan, abin, dayın, teyzen… Eksiklerimizi kapamaya çalışıyoruz hep beraber. Seni tanıyan herkes bayılıyor sana zaten. Hayatımızın eksiklerini doldurmaya çalışıyorum. Ama gariptir hayatım boyunca yalnızlıktan gocunmamış ben sen geldiğinden beri yalnızlığıma üzülür oldum. Birileri olsun istiyorum hep, neden dersin? Belki de senin yaptıklarına, büyüyüşüne başkaları da şahit olsun istemekten. Ömrümde ilk kez yalnızlık koyuyor bu ara.

İnsanoğlu garip…

Bir de bir korku geldi, fark etmişsindir… Dışarı çıkmaya dair, yanımızda biri varken çıkalım istiyorum. Sanki tek başımıza çıksam bebek arabanı kapamayı beceremeyeceğim, kaka yapsan dışarda elim ayağıma dolaşacak. Öyle bir panik.

Bir de katı mamaya geçişle birlikte yemek yapmayı bilmiyor olmak çok fena kalbimi acıtıyor. Ne yiyeceksin, ne pişireceğim, nasıl olacak çok endişeliyim.

“Böyle bi kadın” işte annen. çok fena bi anne olmadım gibi, değil mi? aşarız elbet kötü günleri de, büyüyorsun zaten, şıp diye geçiyor zaman.Sanırım sen memnunsun benden. Ben senden çok memnunum.

Köpek alıcam, sözüm var sana, iyi gelecek güzel bir kuçu bize. Bir sevgi daha her zaman lazım. Psikologmuş, pedagogmuş hikaye hayatta her şeyin başı sevmek. Ben kuru bir modern zaman ebeveyni olmayacağım, ben sadece sevgi dolu bi anne olacağım sana. Ve umarım annen olarak sana sevmeyi öğretmeyi başarırım, gerisini kendin de halledersin.. ama merhametli, sevmeyi bilen, kadirşinas bi adam ol; bencil olma, nankör olma olur mu?

Keşke gelişini bekleyen Mehmet seni tanımayı da bekleseydi diyorum bugünlerde. Ama o gelişinin 18. günu muydu neydi, gitti. Keşke buralarda olsaydı, severdi seni. Bugünlerde buralarda olmasını isterdim. Sağduyulu bi şaplak iyi gelirdi. En son “hep başkalarının ne istediğini düşünüyorsun, sen ne istiyorsun onu söyle” demişti. Bunu sık sık düşünüyorum bu ara. Mehmet gitmeden joker sağduyu bıraktı bize, bana verdiği son tavsiye her duruma uyuyor aslında. Yine de keşke gitmeseydi de tanışsaydınız… Severdin onu. Hayatımızda “iyi”ler ne çok olsa o kadar iyi.

Böyle işte küçük tatlı ördek. Düşe kalka gidiyoruz bu yolda, ben senin altını değiştiriyorum, sen bana gülümsüyorsun, kalbimin kırıkları daha az acıyor. Annelik belki de bu demek yalnızca, bir gülümsemeyle buzların çözülmesi işte.

Zaman her şeyin ilacı, daha güzel günler de gelecek, elbet sadece ben değil, bu kırık dökük aile bir şekilde yolunu bulacak. daha güzel günler yoldadır, hem bak bahar geldi bile, yakında bahçeye koyarım bi havuz, şıp şıp şıp takılırız.

Hayat dediğin ne ki… işte bir bebek kahkahası yalnızca.

Hem artık karmam çok temiz. Kırdığım tüm kalplerin faturasını ödedim, üstüne yüklü bi bahşiş bıraktım. Bundan sonrası güzel olmak zorunda.

Velhasıl… Seviyorum seni minnoş böreğim.

İsminle yaşa.

Validen denizettin.

4 thoughts on “Böyle bi kadın…

  1. “6 aydır annenim. Biliyorum zor günlerimiz de oldu. Çok mutlu bir hayata gelmedin. Mutlu ya da olması gerektiği gibi bir aile ortamında değilsin. Çok mutlu bir anneye de gelmedin. Kırık, dökük, üzgün, sevilmeyen bir anneye geldin. Sana da bana da haksızlık belki ama böyle oldu, ne yapalım?” demiş ya minnoşun annesi.

    Bence yanılıyor. Olması gereken bir aile yapısı diye bir şey yok bence. Toplumun “olması gereken” ailesinde şiddetle, mutsuzlukla, vicdansızlıkla büyüyen bir çocuk olacağına yalnız bir annenin çok sevdiği minnoşu olarak büyüse keşke her çocuk. Keşke her çocuğun annesi, minnoşun annesi kadar dürüst olabilse minnoşuna. Bildiğimiz klasik bir anne değilsin Denizettin, olma da zaten. Hayatta karşılaşılan bin tane kötülüğe ve zorluğa rağmen çocuğuna pespembeymiş gibi davranan bir anne değilsin. Bence minnoş sadece bu yüzden bile sana kocaman bir aşk duyacak büyüdüğünde.

    İkinizi takip etmekten, minnoş’un büyüyüşünü görmekten ve senin bu güzel yazılarını okumaktan çok memnunum. Sen yaz bence, daha çok :)

    bu arada sözünü tutmak istediğinde aradığın karakteri söylersen, minnoş ve senin için en uygun köpüşü bulmak da minnoşun gülen gözlerine hediyem olsun isterim :)

  2. burcucum, ne güzel yazmışsın sen de, çok teşekkür ederim.
    köpüş teklifi için de çok sağol, konuşalım bi o konuyu, nasıl bi kuçu filan…

  3. çok güzel bir yazı…çok duygulandım …bu kadar tatlı bir bebek anca bu kadar tatlı bir anneden olabilirdi sanırım …

Bir Yanıt Bırakın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s