Her şey bir kefir tanesiyle başladı…

kefir-granulleri-ile-evde-kendi-kefirinizi-kendiniz-hazirlayabilirsiniz

Ben kendim hep yemeksepeti’nden ısmarlayan, yemek yapmayı bilmeyen ve sevmeyen bir kişi olarak, son derece düzensiz ve sağlıksız beslenen biriyim, biriydim. Amma velakin minnoşa yemeksepeti’nden pizza söylemek olmuyor tabii. Eh, katı gıdaya da geçtik yavaştan, beni de aldı mı bir panik… Mütemadiyen doğal beslenme, organik olayları, temiz gıda vs. gibi şeyler okuyup, kendimce bi şeyler yapmayı öğrenmeye çalışıyorum. Ah işte ana yüreğiiii!

Neyse efendim, bu maceralarım sırasında hayatım boyunca kokusunu hiç sevmediğimden tadına bakmaya cesaret edemediğim kefir konusu önüme geldi. Şimdi kefir bağırsağa, sindirim sistemine çok faydalıymış dedi internetler. İnandım ben de. Bizim oğlan da afedersiniz peri oğlanı olduğundan 3 günde bir, o da belkiiii, kakalamakta. Yani tamam peri oğlanlığı iyi hoş tabii de biraz daha sık dışarı çıksa yediklerimiz, bence daha uygun olur dedim kendi kendime ben. Bu nedenle kefire kanım kaynayıverdi, baarsak maarsak diyince.

Yoğurdu ve lor peynirini evde yapıyoruz zaten. Bugün şekersiz reçel denedik. Ekşi maya yapmayı da okudum, bir gün yapmak konusunda kendimi ruhen hazırlıyorum filan… Hemen havaya girdim, şımardım tabii, insanoğlu böyle, hemencecik ne oldum diyor. Okey ya dedim, hazırım ben, oldum artık, kefir işine de gireyim. Amanın o nasıl bir dünyaymış meğer… İnsan her gün yeni bir şey öğreniyor vallahi billahi.

Şimdi yoğurt kolay, al sütü, kaynat, oda sıcaklığına gelince mayayı ya da bi kaşık yoğurdu koy beklet, oldu bitti. Kefir de aynı kafa, tek fark kefir mayası koyucan. Tamam burayı kadarı mantıklı. İşin deli saçması kısmı sonra başlıyor.

Kefir mayası dediğimiz şey, kefir tanesi diye bi şey, böyle karnıbaharımsı, peynirimsi. Hani öyle yoğurt gibi; hazır kefiri alayım, bi kaşık koyayım süte mayalasın, işi ne, olmuyor. O kefir tanesini koyucan süte. ama o şey de öyle kolay bulunmuyor. Hazır bi kefir mayası var, endanem mi ne, bi şey ama o da öyle her yerde satılmıyor, kasarsan bulabiliyosun ama o da hakikisi kadar probiyotikli, aman işte faydalı değil, ki onu da önce büyütmen gerekiyor galiba. Orayı tam anlayamadım henüz. Ama faydalısını istiyorsan, sen kefir kristallerini bulucan illa ki! O da böyle gizemli yahoo gruplarda elden ele filan veriliyor. Satışı yok, bir şeyler. Doğuruyor, çoğalıyor, üreteni var. Anaaam, resmen de underground olaylar! Arzlı talepli bir kara pazar! Hayır, sadece burda değil, yurtdışında da aynı kafa. wheretofindkefirgrains.com diye siteler miteler.

Allam yarappim, kefir mi yapıyoz, uyuşturucu lab’i mi açtık?

Neyse diyelim bu şeyi buldun, ondan sonrası da bi acayip, kendisi canlı bi şey, ev hayvanı gibi. Mayayı bir kere ele geçirdin mi, evladiyelik, ömür billah senin. Koyuyon süte, mayalıyon, sonra hop süzüyon geri alıyon. Ama tabii o maya artık ailenin bir üyesi, onu besleyip, büyütmen gerek. İyi bakarsan çoğalıyor yoksa küsüyor, ölüyor. Ha ama becerip çoğaltırsan sonra sen de tedarikçi olabilirsin istersen. Ulayn evde kedi, bebek, bi de kefir mayası besliyor olacağız bu gidişle. İki çocuğum var, biri Barış, diğeri de Kefir Cüneyt.

Dedim ki, evde üretelim bu şeyi. Ona da hayır. Neymiş, bilim adamları bile labaratuvar ortamında yaratamamış bu kefir tanelerini. Peki de ilk kefir tanesi nereden geldi layn? Big bang’le mi oldu o? Önce toz bulutu, ardından kefir tanesi mi geldi. Ne acayip işler. Biri diyor ki, işte zamanında keçi derisinden torbalarda sallana sallana oluştu o ilk kefir, keçiydi, süttü, deriydi, oydu buydu, karıştı, bu baktericik ortaya çıktı, o koşullar yaratılamıyor artık falan filan. Neyse ne, yıl olmuş 2015, bin yıl önceki bakterinin donanımını sağlayamıyorsak hakikaten ben size ne diyim, sayın bilim adamları.

Yani maya dediğin zaten, çok garip bi şey, biri diyor ben ekmek yapayım, biri diyor ben yoğurtçuyum, öbürü geliyor diyor ki, ben biracıyım. Manyak mısınız olm, nesiniz siz? Canlı bir takım bakterilersiniz, tamam da bu uzmanlık alanları filan ne? Okula mı gidiyosunuz siz bakteri dünyanızda?

Neyse, sonuç olarak kefir beni çok garip şeylerle yüzleştirdi diyebilirim. Hani hayat, dünya, big bang, evrim, nereden geldik nereye gidiyoruz, her gün öğrenecek bir şey, hayatın anlamsızlığı, anne olmak filan… Yemin ediyorum, annelik kariyerimin en komplike meselesi sen oldun kefir. Ama bak buraya yazdım, seni yeneceğim ulan kefir! Senelerin sağlıksız beslenmeci insanını ne hallere düşürdün yahu.

Bi yardımsever vatandaş bana kefir tanesi bulsa, yollasa mesela, ne sevinicem. Onu evimin kefiri yapcam, metal kaşık değdirmeden, buzdolabunda büyütcem çoğaltcam (bakınız, öğrenmişim, gördünüz). Fazla kefir taneniz varsa, bi fincan alabilir miyim lütfeen. Bütün dünya elele tutuşsa, herkesin bir kefir tanesi olsa fena mı yani?

Adaçayından sonra hayatımın ikinci büyük şoku kefir oldu. Adaçayı konusunu da bilahare anlatırım artık ama yani o da ne masum görünümlü mendebur bi şeytanmış meğer, bi bilseniz. Püü!

Ahan da işte annelik böyle bi şey, gecenin birinde oturup, daha önce yüzüne bakmadığın kefiri anlamaya çalışıyosun.

1 saat sonra editi: Araştırdıkça bu manyak hayvanın saklanma koşullarının önemini kavradım, sürekli büyüyen, doğuran bi manyak hayvan, pis yerde büyütülürse mikropları da toplar bünyesine, öyle ya. bilmediğim yerden ve kişilerden almam ben bunu ya. bu nedenle öyle el altından bulmak yerine, parasını verip endanem midir nedir onunla başlıcam, evet. ama biraz da şu var: korkuyorum lan kefir senden, ne biçim şeysin. fikir olarak da iyice tuhaflaştı her şey. süte granül şekilde hayvan atıyoz neticesinde. peeeh, canımın içi yoğurttan da korkucam biraz daha kefir bakarsam. 

4 thoughts on “Her şey bir kefir tanesiyle başladı…

  1. Bu kadar olur! İnsan aynı düşünen bir blogger daha bulamaz herhalde:) Kefirin bu tezgah altı durumu gerçekten kefiri tatmadan irite olan beni bile cezbediyor; kefir arayışı içinde buluyorum kendimi ya!
    Hep bu bebelerin işi bunlar:)

  2. benim de sindirim sorunum var, doktor 6 ay kadar prebiyotik kullanmam gerektiğini söyledi. fakat ben şu kefir işiyle başlamak istiyorum doğal yollardan.. bengicim bana da yarayacak yorumun :)))

  3. Eeee…siz bunu yazali yuzyil olmus ama bende var bu hayvanciktan, isterseniz size verebilirim. cok usengec oldugumdan nerede yasiyorsunuz diye de bakmadim ama ben Ankara’dayim, bu haftasonu da İstanbul’a gelecegim. Yani iste bi niyetlendim sizinle kefir paylasmaya, olur da denk gelirsek ne ala. Komsum verdi bana bu hayvani, kendisi temiz biridir, ben de fena sayilmam hani, o sebeple iciniz rahat olsun. Sevgiler.

Bir Yanıt Bırakın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s