Filed under Ciddi vatandaş

Sevgili faşist…

Sevgili faşist…

   Sevgili faşist kardeşim, Bak, kardeşim diyorum sana çünkü hala içimde bir umut, insansın ya, hatırlarsın insanlığını diye. Gerçi dünya üzerinde birilerini kendi gibi düşünmüyor diye, ırkı, dili, dini, rengi farklı diye öldüren tek canlı insan. Gerçekten kötü olma yetisi, yakma, yıkma, yok etme hakkı kendini her yaşam biçiminden üstün sayan insana ait yalnızca. O … Okumaya devam et

Dışarıdan bakınca…

Dışarıdan bakınca…

Dışarı çıkamadım bugün, başım ağrıyordu, içerde kaldım, içerdeyken dışarı çıkmak için de hep yaptığım şeyi yaptım, dışarı çıktım, internete daldım. Ne mi gördüm dışarıda? Dışarı çıksam, sahile insem şöyle bir yürüsem göremeyeceğim kadar çok şey gördüm aslında. Kuşbakışı baktım internetten memlekete. Filiz Akın’ların, Türkan Şoray’ların, Gülşen Bubikoğlu’ların sevgilileri Tarık Akan’larla, Ediz Hun’larla, Göksel Arsoy’larla koşturdukları, … Okumaya devam et

Mağdur olma hünkarım…

Mağdur olma hünkarım…

Ulus-Ortaköy otobüs hattında bir deli amca vardı. Belki hatırlayanınız olur. Çok tatlı amcaydı, şöförler de tanırdı, o da hep o hatta bir ulusa, bir ortaköye gider gelirdi, arada miyavlardı filan. Bir gün yanına oturmuştum da anlatmıştı güzel güzel, dişleri yok diye ancak sandviç ekmeği yiyebildiğini. Bu amcaya hiç kimse “defol git lan burdan, ne miyavlıyorsun” … Okumaya devam et

Slogan Bulamadım

Slogan Bulamadım

İçimi dökesim var, döküyorum, uzun oldu, baştan söyleyeyim. Biz orada niye toplanmıştık? Önce ağaçlar, sonra ağaçları korumak uğruna gazlanan arkadaşlar, sonra da özgürlükler uğruna. Çünkü hepsi birbirini doğurdu. O protestolar sırasında bir tek kötü insan görmedim ben. Belki bana denk gelmedi ama görmedim. Her topluluk içinde vardır elbet bir çıban başı, orda da vardır belki … Okumaya devam et

Toprağım!

Toprağım!

Almanya’da doğdum, ilkokul biri Ankara’da okudum, sonrası hep İstanbul… İstanbul, birinin “ah taşına toprağına kurban olduğum” gibi bir duyguyla anabileceği bir yuva, bir memleket değil. O yüzden hep özendim, yaz tatilinde tamamen atıyorum, İzmir’e, Adana’ya, oraya buraya memlekete gidenlere, orada özledikleri her şeyi ballandıra ballandıra anlatanlara. Benim öyle bir ‘ev’im olmadı. Kalabalık arkadaş gruplarına özenişim … Okumaya devam et

Meme

Meme

Sabah uyandığımda ilk gördüğüm şey bir çift meme oldu. Siz oh oh ne güzel, demeden önce açıklamam gereken şey şu ki: Yanımda bir kadın yoktu. Yani memeler, her ne kadar tam sevdiğim kıvamda, ne büyük ne küçük, avuç içinden hallice de olsalar, bir kadının göğüs dolaylarına ilişik değillerdi. Maalesef ki, memeler bana aitti. Yani, önceki … Okumaya devam et

Ve Kezban’lar ve Mahmut’lar ve Priscilla’lar…

Ve Kezban’lar ve Mahmut’lar ve Priscilla’lar…

Bugün çeşitli internet ortamlarına bakıyorum ve genel bir eğilim gözüme gözüme giriyor. Giriyor değil hatta, batıyor resmen. Neymiş? Mark Zuckerberg evlenmiş, çeşitli erkekler ve onların söylemlerini kendilerine düstur edinmiş çeşitli kızlar, başlamış yine: Vay efendim! Bunla mı evlenmişmiş. Neden? Çünkü kız, onların anlayışına göre “çirkin.” Zuckerberg’in eşi Priscilla Chan, Çinli bir kızımız. Bence kesinlikle çirkin … Okumaya devam et

Merkezi filtre neden sansürdür?

Merkezi filtre neden sansürdür?

Filtreye hayır dedik dedik, “nesi var canım filtrenin, çocukları korumak amacımız” cevabıyla karşılaştık. Aynı dezenformasyon şimdi de devam ediyor, çeşitli gazetecilerden “hani nerede sansür” safsafataları yağıyor. Bir kere şunu netleştirelim: Sansür nedir, ne demektir? Bakınız sevgili tdk buna ne diyor: 1 .     Her türlü yayının, sinema ve tiyatro eserinin hükûmetçe önceden denetlenmesi işi, sıkı denetim: … Okumaya devam et

Sensin rantçı!

Sensin rantçı!

Zaman Gazetesi’nde Ekrem Dumanlı tarafından kaleme alınan 17.Mayıs.2011 tarihli “Sansür tartışması gerçeği filtreliyor” ve “Fuhuş, kumar ve uyuşturucu suçları son bulur” yazıları için attığım tepki mailidir. Siz de Ekrem Dumanlı to’da, yazı işleri ise cc’de olmak üzere kendi tepki malinizi yazın. Bir de yürüyüş fotosu ekleyin hatta. Sonra blogunuz varsa, attığınız maili, bunun gibi bir … Okumaya devam et

Sensin pornocu!

Sensin pornocu!

Bu yazı 17.Mayıs.2011 tarihli Radikal Gazetesi’nde Akif Beki tarafından yazılan “Tam Bağımsız İnternet Palavrası” isimli yazı için attığım tepki mailidir. Siz de Akif Beki to’da, yazı işleri ise cc’de olmak üzere kendi tepki malinizi yazın. Bir de yürüyüş fotosu ekleyin hatta. Sonra blogunuz varsa, attığınız maili, bunun gibi bir açıklama paragrafıyla beraber, blogunuza koyun. SEO … Okumaya devam et

Amcalar

Amcalar

Tamamen atıyorum ama bir ülke düşünün ki o ülkede her şey yasak…. Mesela sarışınlar yasak çünkü yasakları koyan amcalardan birinin sarışın fetişi var. Sarışın gördü mü, onu çıplak hayal ediyor. Etek yasak çünkü oradaki bi amca, kızına etek giydirmiyor ama kendisi bir çift bacak gördü mü banyoya koşup masturbasyon yapıyor. Teen yasak, liseli yasak, çıtır … Okumaya devam et

Korsana değil, paylaşıma evet!

Korsana değil, paylaşıma evet!

Müziksever insanın genel tavrı, o sevdiği, bayıldığı müziği yapan insana saygı duymaktır. Tamamen atıyorum grubun posterlerini asmak, grup üyelerinin hayatını ezbere saymak, yok bilmemne albümünün bilmemne parçasında 3:54’te hangi riff’i kullandığını bilmek, değişen bateristleri sayabilmek, konserlerini kaçırmamak, diskografisini tersten sayabilmek, bilmemne parçasındaki subliminal mesajı duymak için o 2 saniyeyi 30 defa dinlemek, bir şarkıya takıp … Okumaya devam et

Çamur atma ne olur!

Çamur atma ne olur!

Çamur faydalı bir şey şu hayatta. Çünkü çamurdan çanak çömlek yapılır. Adına da seramik sanatı denir. Mesela tornada güzel küpler falan yapabilirsin. Çanak çömlek sevmiyom ben, daha ekspresif bir insanım dersen, buyur sanat yap, heykeller yap mesela, o da olur bak. Tamamen atıyorum, çamur banyosu da yapılabilir mesela ama genelde, banyo yapmaya elverişli çamurlar, içindeki … Okumaya devam et

SansüreSansür Yay! Hareketi

SansüreSansür Yay! Hareketi

Yay! Hareketi, adı üstünde, yaymaktan geliyor. Sanal ortamda, gerçek hayatta, elimizden geldiğince tepkimizi yaymak anlamını içeriyor. Bu doğrultuda, elimizde çeşitli malzemelerimiz ve yönetmen arkadaşımız İlkay Kopan’ın çektiği videolarımız var. 11 Mayıs itibariyle, videolarımızı, manifestomuzla beraber bloglarımızda yayınlayarak, ortak bir mesaj vermeyi hedefliyoruz. Aynı gün, aynı mesajla ortaya atılarak kamuoyunun dikkatini çekmeyi amaçlıyoruz. (Viral malzemelerin hepsine … Okumaya devam et