Filed under İnsanlar minsanlar

Bozuk musun cicim?

Bozuk musun cicim?

Herkes kırılıyor, herkes kazık yiyor, herkes kızıyor, üzülüyor, ağlıyor, gülüyor, kırıyor, üzüyor, tökezliyor, kendinin ve başkalarının engellerine takılıyor. Ama gariptir, herkes bunlar içinde özel olduğunu düşünüyor, çok farklı, çok eşsiz, çok tek ve çok yalnız. Kimse anlaşılamıyor, kimsenin değeri bilinmiyor, kimse yeteri kadar sevilmiyor. Herkes “ben herkesi kendim gibi düşündüğüm için böyle oluyor” derken, aslında … Okumaya devam et

Öğrenilmiş çaresizlik

Öğrenilmiş çaresizlik

Efenim bu köşemizde ele alacağımız deneyimizde bir grup köpeğe çitten her atladıklarında elektrik veriliyor ve köpekler sonunda çitten atlama fikrinden tamamen vazgeçiyor. Bu gruptaki köpekler elektriksiz bir çitle karşılaştıklarında dahi çitten atlamayı denemez oluyor çünkü çaresizliği artık öğrenmişlerdir ve baştan “elektrik alacağıma hiç denemem daha iyi” kafasına gelmişlerdir, elektrik olmaması ihtimalini akıllarına bile getirmezler. Böyle … Okumaya devam et

Yaprak sarma vs. Basic

Yaprak sarma vs. Basic

Sosyal medyada ne zaman bir fikir tartışmasına girsem, ad hominem’in yüz karası olarak tanımlayacağım “sen evde kalmışsın kızaaam” argümanıyla karşılaşıyorum. Tamamen atıyorum ama şöyle ki: – Yani şimdi telif hakları konusunda geçirilmeye çalışılan HADOPİ yasası… – Senin işin gücün yok mu kızaaaaam, git de koca bul, çoluk çocuk yap. Bu yukarıdaki örneğimiz erkekti. Şimdi bunun … Okumaya devam et

İyi çocuk ama…

İyi çocuk ama…

Hep sıkıcı dedik onlara. Hep seni arkadaş gibi görüyorum’lara boğduk. Hep ama ile anlattık onları. “Ya çok iyi çocuk ama işte…” O ama’dan sonrasını hiç açıklayamadık da herkes nedense anladı. İyi çocuk tanımının ezici gücünü, o hafif aşağılayan tavrını, sanki istenen bir özellik değilmiş gibi’liğini bir şekilde hep hissettirdik. Sıkıcı yerine kullandık iyi’yi, sanki iyi … Okumaya devam et

Simbiyotik

Simbiyotik

Diyelim, tamamen atıyorum, çok eski bir arkadaşınız var. Neredeyse birbirinizin bebekliğini biliyorsunuz, beraber büyüyorsunuz. İlk başarıdan ilk okula, ilk aşktan son aşka, ilk mezuniyetten ilk terfiye her ilk’te yan yanasınız. Ne yapacağını bildiğin günlerde de, kafasının allak bullak olduğu günlerde de, mutluluktan havalara uçarken de bunalımın dibine vurmuşken de hep orada duruyorsunuz, bir kahve ya … Okumaya devam et

Frollo neden dark side’a geçti?

Frollo neden dark side’a geçti?

Notre Dame’ın Kamburu‘nu okuduysanız bilirsiniz. Yani okumadıysanız da bilirsiniz de bahsedeceğim şeyi bilemeyebilirsiniz sonuçta. Zira ben biraz detaya girmek istemekteyim. Şimdi bu klasiğimizdeki bazı karakterler artık şey olmuş… Ney? Sebil. Yok. Ayağa düşmüş diycem, ayıp olacak. Yani böyle bilmeyen kalmamış. Hani tamamen atıyorum hayatında hiç ressam bilmeyen adam bile en sevdiğin ressam kim denince “Dali!” … Okumaya devam et

Özünü yemişim, bize bi şey olmasın

Özünü yemişim, bize bi şey olmasın

Düşünüyorum da, hayatta en kıl olduğum laflardan biri “özünde iyi” lafı olsa gerek. Kıl olmak demeyeyim de en manasız, en boş ama nasıl boş, bulduğum kalıp bu. Özünde iyi. Bi sigtir git layn. En nihayetinde, etrafta tamamen atıyorum da”Hırsss hırsss, dünyayı ele geçiricem ve ele geçirip ne bok yicem bilmiyorum ama geçircem ve herkesi öldürecemmphh” … Okumaya devam et

Ayna ayna…

Ayna ayna…

Bakınız Pınar Kür çok sevdiğim “Bitmeyen Aşk” isimli kitabında ne demiş: “…Aşkta söz konusu olan bir ayna ve o aynanın anında yansıttığı imge… aşkın konusu ne geçmiş ne de gelecek aslında… geçmişten bir takım kaçınılmaz yansımalar olacaktır, gelecek içinse umutlar… Ama aslolan şimdi değil midir? Şimdi ne gereksiniyorsanız, o işte aşkı doğuran… Şimdi bakılan ayna… … Okumaya devam et

Kadın kadının kurdudur

Kadın kadının kurdudur

Anammm… Şu hayatta erkeklerden çekmedim, kadınlardan çektiğim kadar. En büyük kalp kırıklıklarım, yediğim en büyük kazıklar hep kadın milletinden geldi. Yine de hala, en yakın arkadaşlarım çoğunlukla kadınlar. Zaten kalp kıranlar da bu tayfa oluyor, bi dönem arkadaşım olabilmiş olanlar. Öte yandan, kadınların beni güldürdüğü kadar da kimse güldürememiştir sanırım. Ama tabii hani derler ya: … Okumaya devam et

Sağa demedik yaaa!

Sağa demedik yaaa!

Bi şi dicem… Abi, insanların olayı ne? Bak abi dedim, demek ki gıcığım, buna da dikkatinizi çekerim. Hayır yani tamamen atıyorum da neyin hırsı abi bu? Neyin laf sokması, neyin egosu, neyin haseti, neyin öfkesi, neyin ezikliği, neyin bok yemesi, neyin gerginliği? Abi gidin bi sevişin, bi top oynayın, bi koşun gelin ya da napıyosanız … Okumaya devam et

Yeşil gözlü canavar

Yeşil gözlü canavar

Dedikodu enteresan bir şey… Işık hızından filan daha hızlı ilerliyordur bence. Yani tamamen atıyorum bak, dedikodu fiziksel bir şey olsa, üstüne binsen, vallaha uzay gemisine filan gerek kalmaz, hop Mars’tasın, hop Venüs’te, hatta hop xeoningen gezegeninde (öyle bir gezegen yok demeyin, nerden biliyorsunuz?). Ne yazık ki, böyle görünmez bi şey, ibne gibi, puşt gibi bi … Okumaya devam et

Bazı kadınlar…

Bazı kadınlar…

Bazı kadınlar var ki, bende bir alacakaranlık kuşağı etkisi yapıyor. Hayır yani, bunlar kadınsa ben neyim ya da ben kadınsam bunlar kim diyorum. Sonuçta kendimin normal kadın olduğuma bunların ise manyak olduğuna karar veriyorum. Ya da süperkahraman türevinden, mutant falan bişeyler bunnar. Level 25 mutant. Hayır efendim, bu kadınlar, güzellikleriyle beni dumura uğratanlar değil, bunlar … Okumaya devam et