Filed under Blog fırtınası

Şeytan tatilde gerek

Şeytan tatilde gerek

Sevdiğim tatil, bol gezmeçli tatil benim. Yani bir yerde durup, 10 gün kalmalı değil de, lıngır lıngır gezmeli. 1 gün orada, 1 gün burada, kah orada, kah burada. Çok afedersiniz deli şeytmişcesine. Ha derseniz ki, ne anlıyorsun bundan? Çok bir şey anlamıyorum açıkçası ama seyretmek istediğim filmin fragmanını seyretmiş gibi oluyorum, ki fragman seyretmeyi de … Okumaya devam et

Tost tost diye nicesine sarıldım

Tost tost diye nicesine sarıldım

Büfelerde yediğimiz o leziz tostları evde yapmak hiç zor değil. Doyurucu özelliğiyle tost, pratik ve lezzetli bir yemeğimizdir. Üstelik sabah, öğle, akşam, gece yarısı her öğünde güvenle tüketilebilir. Türk bekar mutfağının bu güzide yemeğini sizlerle paylaşmak isterim. İşte size kolay yoldan tost tarifi: Kaşarlı tost Kolaylık derecesi: * 1 kişilik Malzemeler: İki adet tost ekmeği … Okumaya devam et

İvme

İvme

11 – 12 yaşında olmalıyım. Annem ve babam Fransızcam gelişsin diye beni Fransa’da bir yaz kampına yollamış. Ama öyle Fransız olmayan çocukların gittiği bir dil okulu değil bu, Fransız çocukların gittiği, sporlu, aktiviteli bir yaz kampı. Tek yabancı benim yani. Yalnız sporu seçerken babamın gazına geldiğimizden yelken kampı seçmişiz, başka bir aktivite yok, sadece yelken … Okumaya devam et

Elektronikçi hayalet

Elektronikçi hayalet

Fırtınalı ve karanlık bir geceydi… Rüzgarın sesi de eklenince zaten eski olan evim, çıkan ürpertici seslerle bir korku filmi atmosferi yaratıyordu. Gergin değildim ama ben. Fırtınadan, karanlıktan, tek başına olmaktan korkmam çünkü. O karanlık içinde hamam böcekleri varsa korkarım. Ama yok gibiydi, böceksiz bir karanlık böcekli bir gün ışığından yeğdi. Ayaklarımı uzatmış, elimde bir kitap, … Okumaya devam et

Hayallerimin evleri

Hayallerimin evleri

Büyük ev sevmem ben fazla. Minik, kutu gibi, sevimli ama kişilikli bir yanı olan evleri severim. 85 oda, 12 salon, 3 mutfak, 9 banyo değil de; tatlı bir ev isterim. Hepsi birbirinin aynı görünen site evlerini, rezidans dairelerini tercih etmem pek. Havuzuyla, spor salonuyla, güvenliğiyle pek çok konfor sunmalarına rağmen daha güvensiz, daha havuzsuz, daha … Okumaya devam et

Zeytinleri.

Zeytinleri.

Gecenin bir köründe, telefonuna mesaj uyarısı gelince yattığı yerde zıpladı. O sırada koyun sayarak uyumaya çalıştığı için karanlığa alışmış gözleri telefonun ışığıyla kamaştı. “Hask…” diye söylenerek telefonu eline aldı, bu saatte gelen iyi haber olamazdı. Tıkladı ve mesajı gördü. “Zeytinleri.” Zeytinleri ve nokta, evet. “Zeytinleri mi?” değil. Üç noktayla devamı gelecek hissi uyandıran bir durum … Okumaya devam et

Gözlüğünüzün bir camı

Gözlüğünüzün bir camı

Reklam yazarı olmaya karar verişim çok eskiye dayanıyor, sanıyorum TV’deki “Gözlüğünüzün bir camını sabunlu, bir camını Elidor’lu suya batırın. Bakın hangisi daha parlak” reklamını seyredip de her banyoya elimde iki kap ve bir gözlükle koşmaya başladığım sıralarda temellendi bu karar. (Bu reklamı benden başka hatırlayan da yok! Hatırlıyorsanız, bulursanız lütfen yoruma yazın, çok merak ediyorum!) … Okumaya devam et

Şiir gibi

Şiir gibi

Şiir sevmezdim ben eskiden, zaman geçtikçe şiir sever oldum. Yaşlandıkça şiir neymiş anladım. Cemal Süreya’yı, Turgut Uyar’ı, Edip Cansever’i tanıdıkça kafiyeymiş, vezinmiş, bunları geç, tek bir sözcüğün şiir olabildiğini gördüm doğru ellerde. Şiir içimi bayardı eskiden, anlamazdım belki. Hala tam anlamıyorumdur hatta belki. Ya da herkes başka anlıyordur Turgut Uyar’ı zaten. Ama artık anlamanın ya … Okumaya devam et

Böyleyken böyle

Böyleyken böyle

Karşılaşmak garip şey… İnsanlar bazen hiç karşılaşmıyor, o daha garip. Yani bir sokak yanında oturuyor ama senelerce bir tek kez bile karşılaşmıyorsun da gidiyorsun mesela bilmem ne ülkesinin havaalanında yüz yıldır görmediğin biriyle karşılaşıveriyorsun. Çok acayip… Bir de, bilmem sizde de var mı ama bende şöyle bir şey oluyor mesela: hiç konuşmak istemediğim insanlarla karşılaşmayı … Okumaya devam et

Punk rock arabesk

Punk rock arabesk

İnsanın hayatta en sevdiği şarkıyı seçmesi zor, yani bir liste verilebilir belki ama bir tane? Bunca güzel, şahane şarkı arasından bir tane? Üstelik de ne sevdiğin gününe, moduna, yaşına, ruh haline, yaşadıklarına, çevrendekilere ve her şeye göre değişiyorken… Hele hele farklı müzikler pek de birbiriyl kıyaslaenamazken? Yani şimdi Pink Floyd’dan Hey You ile Madame Butterfly’dan … Okumaya devam et

Limonata mevsimi

Limonata mevsimi

En sevdiğim mevsimi sormuş blog fırtınası, baktım ki her mevsimden sevdiğim, almak istediğim bir şeyler var benim. Mesela… Sonbaharda yaprakların sarı sarı dökülüşünü, ilkbaharda çiçek açan ağaçları, yazın hafif hafif esen akşamları, kışın camdan karı seyrederken battaniye altında oturmasını. Kışın paltolarını, atkılarını, şapkalarını, yazın parmak arası terliğini, tiril tiril elbiselerini, ilkbaharın ince hırkasını, sonbaharın trençkotunu. … Okumaya devam et

Tadım tuzum

Tadım tuzum

Mutfakta penceremin önünde duruyorum. Ocakta bekleyen bir yemeğim yok. Fırında böreğim yok. Yakmaktan çekindiğim bir şeyler yok. Soğanlar hafif hafif pembeleşmiyor. Marine edilmekte olan bir et yok. Süzgeçte bekleyen bir makarna yok. Yıkanmış, kesilmeyi bekleyen marul yaprakları yok. Kurabiye hamuruyla dolmayı bekleyen kurabiye kalıpları yok. Pencerenin önündeyim ve yapmadığım tüm yemeklerin hesabını soruyorum kendime. İçinde … Okumaya devam et

Ağır çekim

Ağır çekim

Sene kaç bilmiyorum. İtalya’nın bir köyünde yaşıyorum. İsmim Deniz, bu köyün yerlisiyim. Küçük dağlık bir köy burası. Yemyeşil Toskana vadilerine tepeden bakıyoruz, aşağısı alabildiğine yeşillik. Sanki bir çizgi filmden fırlamış gibi pastel renklerde bir cennet… Gün batarken gökyüzünü kırmızılı turunculu pembeli bir renge boyuyor. Yamaçlardaki tek tük evler belli belirsiz seçiliyor. Sarı sarı, balya balya … Okumaya devam et

Ev alma, komşu al

Ev alma, komşu al

Babamız yurt dışında olduğu için kedi meselesini ben halletmek zorunda kaldım. Oysa kedilerden de, kedi kokusundan da tiksinirim. Hele ki ölü kedi kokusu. Hoşlanmadığım şeyleri yapmak zorundayım çünkü ben bir anneyim. Korumam gereken iki güzel yavrum var. Ve onlar öyle canayakın, öyle iyi, öyle akıllı çocuklar ki… Biri henüz üniversitede. Diğeri ise yeni mezun oldu, … Okumaya devam et

Orda bir ülke var uzaktaaa…

Orda bir ülke var uzaktaaa…

Gitmeyi çok istediğim yerlere gitmenin bir yolunu buluyorum sanırım. Ya da şimdi bulamasam da bir gün bulacağıma inanıyorum. ama bir yer var ki, ümitsiz vaka. Neden ümitsiz vaka olduğunu biraz sonra açıklayacağım ama önce neresi olduğunu açıklayayım: Tuvalu tabii. Şimdi Tuvalu dünyanın en küçük dördüncü ülkesi. Vatikan’dan sadece 0.44 km2 daha büyük. Bu kadar minnak … Okumaya devam et