Filed under Turistlikler

Şeytan tatilde gerek

Şeytan tatilde gerek

Sevdiğim tatil, bol gezmeçli tatil benim. Yani bir yerde durup, 10 gün kalmalı değil de, lıngır lıngır gezmeli. 1 gün orada, 1 gün burada, kah orada, kah burada. Çok afedersiniz deli şeytmişcesine. Ha derseniz ki, ne anlıyorsun bundan? Çok bir şey anlamıyorum açıkçası ama seyretmek istediğim filmin fragmanını seyretmiş gibi oluyorum, ki fragman seyretmeyi de … Okumaya devam et

Hayallerimin evleri

Hayallerimin evleri

Büyük ev sevmem ben fazla. Minik, kutu gibi, sevimli ama kişilikli bir yanı olan evleri severim. 85 oda, 12 salon, 3 mutfak, 9 banyo değil de; tatlı bir ev isterim. Hepsi birbirinin aynı görünen site evlerini, rezidans dairelerini tercih etmem pek. Havuzuyla, spor salonuyla, güvenliğiyle pek çok konfor sunmalarına rağmen daha güvensiz, daha havuzsuz, daha … Okumaya devam et

Orda bir ülke var uzaktaaa…

Orda bir ülke var uzaktaaa…

Gitmeyi çok istediğim yerlere gitmenin bir yolunu buluyorum sanırım. Ya da şimdi bulamasam da bir gün bulacağıma inanıyorum. ama bir yer var ki, ümitsiz vaka. Neden ümitsiz vaka olduğunu biraz sonra açıklayacağım ama önce neresi olduğunu açıklayayım: Tuvalu tabii. Şimdi Tuvalu dünyanın en küçük dördüncü ülkesi. Vatikan’dan sadece 0.44 km2 daha büyük. Bu kadar minnak … Okumaya devam et

Arnavutluk’un yolları taşlı

Arnavutluk’un yolları taşlı

Efenim, önceki yazıda bahsettim, ufak çapta bir Makedonya turundaydık ve en son Ohrid’e gelmiştik. Ohrid tam da Arnavutluk sınırına yakın olduğundan, geçelim dedik, bir daha ne zaman geliriz ki? Ve memleketin boyutlarına baktık, evet dedik, küçük bir yer, 3 günde baya bi dolanırız. Plana göre, sınırdan geçip, güneybatısına geçecektik. O gün orada kalıp, ertesi gün … Okumaya devam et

Zdravo Makedonija!

Zdravo Makedonija!

Spontane bir seyahat arzusuna kapılınca, nereye gitsek nereye gitsek diye düşünürken, yurt dışına çıkalım dedik. Ve fakat seyahatin spontanlığından ötürü, vizesiz bir yer düşündük. Kan bağımdan mıdır nedendir bilmem, Balkan ülkelerine olan sempatim aklıma geldi, hemen o bölgeyi önerdim. Kalktık, biletlere baktık, Pegasus, 200 küsür liraya Üsküp’e uçuyordu, hmm dedik, demekle kalmadık, satın al’a bastık … Okumaya devam et

Hindistan günlüğü bölüm 1: Kerela ve dolayları (Güney Hindistan)

Hindistan günlüğü bölüm 1: Kerela ve dolayları (Güney Hindistan)

  Şimdiiii… Bilenler bilir, tutulduğum kafa atması hastalığı nedeniyle bastım Hindistan’a gittim. “Ay ne klişe” dediğinizi duyar gibiyim, ama öyle değil işte! Zira benim kafa atmasının dışında orda yapacak bir takım işlerim de vardı. Bunlardan birincisi, kendi bağımsız filmini çekmekte olan arkadaşıma psikolocik destek olmaktı. Gönül isterdi ki aktif şekilde filmde de çalışayım ve fakat … Okumaya devam et

Hindistan günlüğü – Giriş

Hindistan günlüğü – Giriş

Efenim, Hindistan’dan döneli kaç ay oldu, hala yazıları hazırlayamadım diye vicdan yapmaktan içim skıldı ve oturup yazayım bari dedim. Uzunca bir süre Hindistan irdeleyeceğiz sanırım, ona göre. Bitmeden başka konuya geçmicim. 2 ay gibi bir süre kaldığım ve anlatacak çok şey olduğu için böleceğim anlatacaklarımı da ona geçmeden önce, her seferinde tekrarlamamak için bir takım … Okumaya devam et

Photoshop’suz güzellik: Boracay

Photoshop’suz güzellik: Boracay

Sanırım hayatta en sevdiğim şey, tropik olayı. Emekli olup, tropik bir adaya yerleşesim var. Hep söylüyorum, sokaklarında meşe, gürgen, palamut değil de kendiliğinden palmiye yetişen yerlere hastayım. Bir de böyle her daim şahane bir hava, bunaltan 40 dereceler değil, sakin bir 28-30, o meyveler, o güzellikler… Oh bebek! İşte Manila’dan sonra, Filipinler’in tropik cennet köşelerinden … Okumaya devam et

Manila’da yazlar sıcak ve yağışlı, iç mekanlar buz gibi!

Manila’da yazlar sıcak ve yağışlı, iç mekanlar buz gibi!

Filipinler yazımı yazamadan yeni seyahatlere çıktım ama kronolojiyi bozmayayım, kafanız karışmasın dedim. Bir de biraz obsesifim bu konularda… O yüzden sırayı bozmuyorum ve size Filipinler’i sunuyorum. Bunları hızlıca bitireyim, daha çok işimiz var…. Zaten sonra bir yazı da beraber gittiğim arkadaşımdan gelecek, gelince bir de onun versiyonunu yüklerim. Efenim, olay annemin iş için Manila’ya gidecek … Okumaya devam et

Edinburgh enstantaneleri…

Edinburgh enstantaneleri…

Edinburgh’lu son yazımız, dosyanın da son halkası… Güneşli (ama soğuk!!) bir günde güzel bir yürüyüş. Old Town’dan başlayıp, kaleye giden meşhur Royal Mile yolu ve New Town’a uzanan bir gezinti… Bir önceki postumda bahsettiğim close olayını burada daha net görebilirsiniz, özellikle Old Town’da çok fazla var, gördüklerimi çektim. Her yerinde bir tepe, her yerinde durup, … Okumaya devam et

Edinburgh underground…

Edinburgh underground…

Daha önce dedim Edinburgh çok acayip bi şehir diye… Ortaçağ’ın mirası İskoçya’nın kendi mistisizmi ile birleşince, bugüne korkunç hikayeler olarak taşınmış. Şehrin dört yanında hayalet hikayeleri anlatılıyor ve bu hikayeler eğlenceli birer turistik atraksiyona dönüşmüş. Bendeniz de nerede var sayko bi şey, merak ettiğimden bu hayalet turlarından birine katılmadan duramazdım tabii. Şehirde pek çok böyle … Okumaya devam et

Yağmur altında Edinburgh…

Yağmur altında Edinburgh…

Edinburgh… İskoçya’nın Glasgow’dan sonraki ikinci en büyük şehri ve de başkenti. Bu UK ziyaretimde İskoçya’ya, en azından Edinburgh’a bir gitmeye kararlıydım ve 3 günü buna ayırdım. Lanet olsun, keşke daha çok ayırsaymışım. Edinburgh gördüğüm en güzel yerlerden biri olabilir sanırım, ne fotoğraflar ne kart postallar hakkını veremiyor. Gidip görmeniz lazım. Çok acaip, çok başka türlü, … Okumaya devam et

Druid’lerin laneti…

Druid’lerin laneti…

 Stonehenge’e olan takıntımın ana sebebi yukarıda gördüğünüz, bence dünyanın en komik adamı olan ünlü İngiliz stand-up’çı Eddie Izzard‘ın bir şovundaki süper komik muhabbet. Eddie’ciğimin bu kadar komik anlattığı bir şeyi görmemem söz konusu bile olamazdı. Ha ama bir de düşününce hakikaten görmek gereken bir şeydi. Yani en az M.Ö 3000 yılına ait bu yapıda, acaip … Okumaya devam et

London by night

London by night

Şimdi efenim, gündüzleri işim olduğun ve hava dediğimiz şey kış aylarında 5 gibi karardığından, Londra ilimizde daha ziyade gece fotoları çekebildim. Tabii kameraya henüz alışamadığımdan, ve gece dolayısıyla daha uzun ve titremeye müsait pozlama sürelerinin varliği flu ve titrek şeylere sebebiyet verdi. Olsun ama ben yine de koyayım. Bazıları deneme, anlayacaksınızdır zaten o deneme olanlarda, … Okumaya devam et

London calling ama nasıl calling?

London calling ama nasıl calling?

  Efenim London calling dedik ama çağırmasına rağmen, içeriye buyur etmekte biraz zorlandı. Pek misafirperver sayılmaz kendisi. Şimdi olaylar şöyle gelişti. Annem ve babam ile yaptığımız Paris gezisinden sonra onlar TR’ye ben London’a gitmek üzere yollarımızı ayırdık. Ben hoop atladım trene, sanıyorum ki 2 saat içinde, ver elini Londra! Ama ne gezeeer! Trene bincem, 15 … Okumaya devam et