Tagged with aile

Böyle bi kadın…

Böyle bi kadın…

   Canım oğlum, minnoş oğlum… 6 ay bi de 12 gündür yüz yüze tanışıyoruz artık. Koca adam oldun neredeyse, artık insanları tanıyor, gülüyor, (bazen) kahkaha atıyor, oturuyor, zıplıyorsun. Büyük bir iştahla da verdiğim her şeyi yiyorsun. Çok tatlısın, sana bayılıyorum. Garip, 6 ay önce var olmayan birisin ama anneannen, deden, ben… Hiçbirimiz sensiz bir hayat … Okumaya devam et

Postpartum sayıklamalar

Postpartum sayıklamalar

“The greatest thing a father can do for his children is to love their mother.” (Bir babanın çocukları için yapabileceği en önemli şey annelerini sevmektir.) Ben bu lafı hep yalan bulurdum, çok eski kafa, çok demode, çok eften püften gelirdi bana. Ebeveyn olmak için illa aşık olmak, sevmek gerekmiyor ki; insanlar tek gecelik ilişkilerden doğan … Okumaya devam et

Medikal mahkeme dramasına son veriyorum!

Medikal mahkeme dramasına son veriyorum!

Bazı şeyleri neden inatla yaptığımı bilemiyorum. Misal tamamen atıyorum, buna bir örnek de Jodi Picoult‘un kitapları. Okuyorum, her defasında neden okudum lan ben bunu diyorum ama kendime engel olamıyorum. Bu kadının 3-5 kitabını bu kafayla okumuşluğum var. İşin en enteresan yanı ise, hastalık temalı şeylerden hiç hoşlanmamam. Yani ben ki “english patient” filmini bugüne dek … Okumaya devam et

Ayışığı sonatı

Ayışığı sonatı

Anneannem, annem, ben… Mersin, yaz ’99. Çocuktum ben bi zamanlar. O zamanlar anneanne konsept olarak bana çok büyük, çok yaşlı bi şey gibi gelirdi. “Ananem yaşlı, ya ölürse” diye düşünür, korkardım bazen. Sonra kendi kendime “ohoo nerden baksan bi 10 sene, 15 sene daha yaşar, korkma” derdim. Meğer 10 sene dediğin ne kadar az bir … Okumaya devam et