Tagged with anne

Böyle bi kadın…

Böyle bi kadın…

   Canım oğlum, minnoş oğlum… 6 ay bi de 12 gündür yüz yüze tanışıyoruz artık. Koca adam oldun neredeyse, artık insanları tanıyor, gülüyor, (bazen) kahkaha atıyor, oturuyor, zıplıyorsun. Büyük bir iştahla da verdiğim her şeyi yiyorsun. Çok tatlısın, sana bayılıyorum. Garip, 6 ay önce var olmayan birisin ama anneannen, deden, ben… Hiçbirimiz sensiz bir hayat … Okumaya devam et

Postpartum sayıklamalar

Postpartum sayıklamalar

“The greatest thing a father can do for his children is to love their mother.” (Bir babanın çocukları için yapabileceği en önemli şey annelerini sevmektir.) Ben bu lafı hep yalan bulurdum, çok eski kafa, çok demode, çok eften püften gelirdi bana. Ebeveyn olmak için illa aşık olmak, sevmek gerekmiyor ki; insanlar tek gecelik ilişkilerden doğan … Okumaya devam et

Anne olmak…

Anne olmak…

Bundan 34 gün önce anne oldum. Yazacak çok şey vardı aslında, hamilelik sürecinden doğuma, lohusalıktan anneliğe, yeni keşfettiklerimden öğrendiklerime… Bir sürü şey ama nereden başlayayım bilemedim, hiç başlamadım ben de. Ayrı bir blog açayım dedim bir ara, sonra dedim ki o da ben bu da ben, niye kim olduğumu bir sürü parçaya bölüp ayrı bloglarda … Okumaya devam et

Elektronikçi hayalet

Elektronikçi hayalet

Fırtınalı ve karanlık bir geceydi… Rüzgarın sesi de eklenince zaten eski olan evim, çıkan ürpertici seslerle bir korku filmi atmosferi yaratıyordu. Gergin değildim ama ben. Fırtınadan, karanlıktan, tek başına olmaktan korkmam çünkü. O karanlık içinde hamam böcekleri varsa korkarım. Ama yok gibiydi, böceksiz bir karanlık böcekli bir gün ışığından yeğdi. Ayaklarımı uzatmış, elimde bir kitap, … Okumaya devam et

Koca kalp, kırık kalp

Koca kalp, kırık kalp

Bir varmış, bir yokmuş… Ülkenin birinde güzel mi güzel bir çocuk yaşarmış. Bu çocuk dal gibi, upuzun boylu, çok yakışıklı bir çocukmuş, güldü mü gözlerinin içiyle güler, baktı mı gözlerinin içine içine bakarmış. İçi de dışı da ayrı güzel, bir güzel çocukmuş bu yani… Çocuğun bir de güzel mi güzel annesi varmış, annesi oğluna baktıkça … Okumaya devam et

Yaprak sarma vs. Basic

Yaprak sarma vs. Basic

Sosyal medyada ne zaman bir fikir tartışmasına girsem, ad hominem’in yüz karası olarak tanımlayacağım “sen evde kalmışsın kızaaam” argümanıyla karşılaşıyorum. Tamamen atıyorum ama şöyle ki: – Yani şimdi telif hakları konusunda geçirilmeye çalışılan HADOPİ yasası… – Senin işin gücün yok mu kızaaaaam, git de koca bul, çoluk çocuk yap. Bu yukarıdaki örneğimiz erkekti. Şimdi bunun … Okumaya devam et

Ayışığı sonatı

Ayışığı sonatı

Anneannem, annem, ben… Mersin, yaz ’99. Çocuktum ben bi zamanlar. O zamanlar anneanne konsept olarak bana çok büyük, çok yaşlı bi şey gibi gelirdi. “Ananem yaşlı, ya ölürse” diye düşünür, korkardım bazen. Sonra kendi kendime “ohoo nerden baksan bi 10 sene, 15 sene daha yaşar, korkma” derdim. Meğer 10 sene dediğin ne kadar az bir … Okumaya devam et