Tagged with blog fırtınası

Fırtınanın ardından…

Fırtınanın ardından…

Aralık ayında hep beraber güzel bir gaza geldik, blog fırtınası diye. Her gün yazacaktık, ödevler filan, biliyorsunuz… Bir de utanmadan ilk taşı da ben atmıştım hani. Sonra ne oldu? Ben 23. günde bir anda duruverdim. Derler ki, bir şeyi 21 gün yaparsan o alışkanlık olur. E hani noldooo? 23 yaptık, sonra fıss… Üstelik de böyle … Okumaya devam et

İş, güç, nikotin

İş, güç, nikotin

14 Mart 1872, Çarşamba, saat 23:57 Sevgili günlük, Bugün yine bütün gün yollardaydım. Geçenlerde hapisten kaçan Billy the Kid’i hatırlarsın, onu yakalamaya çalışıyorduk. Neyse ki, akşama doğru onu buldum. Yine kumar oynamış, kaybetmiş, ödemeyince de kasabalılar katran ve tüye bulayıp, onu bir fıçıya koymuşlardı. Öyle fıçıyla aldım şerife götürdüm, dedim: “Bak koçum, bunun adı Billy … Okumaya devam et

Dışarıdan bakınca…

Dışarıdan bakınca…

Dışarı çıkamadım bugün, başım ağrıyordu, içerde kaldım, içerdeyken dışarı çıkmak için de hep yaptığım şeyi yaptım, dışarı çıktım, internete daldım. Ne mi gördüm dışarıda? Dışarı çıksam, sahile insem şöyle bir yürüsem göremeyeceğim kadar çok şey gördüm aslında. Kuşbakışı baktım internetten memlekete. Filiz Akın’ların, Türkan Şoray’ların, Gülşen Bubikoğlu’ların sevgilileri Tarık Akan’larla, Ediz Hun’larla, Göksel Arsoy’larla koşturdukları, … Okumaya devam et

Yengeçler dünyayı nasıl ele geçirdi?

Yengeçler dünyayı nasıl ele geçirdi?

İsmi Canceria olan ve ay tarafından yönetilen gezegende yaşayan Canceryanlar, uzaylıya benzemezlerdi. Öncelikle yeşil değillerdi, garip görünümlü koni şeklinde bir kafaları yoktu ve ağızlarından et yiyen bir bitkiye benzeyen yaratıklar çıkarmazlardı. Canceryanlar bildiğimiz insan görünümündelerdi, farklı renkler, farklı ebatlar, farklı şekillerde gelirlerdi ama ilk bakışta uzaylı olduklarını anlamazdınız. Şeklen farklı farklı tiplerde olsalar da, onları … Okumaya devam et

Yazarlarım ve ben

Yazarlarım ve ben

Bu blog fırtınası mütemadiyen bana en sevdiğim bir şeyleri soruyor ve ben, bu kadar kararsız bir insan olan ben, mütemadiyen kontrpiyede kalıyorum. Oh allahım, nihayet kontrpiye lafını bir cümlede kullanmak nasip oldu, bu fırsatı veren herkese teşekkür ederim. Neyse işte, “illa ki seçeceğsin lan” diyen blog fırtınası baskısı altında yine kıvırmak istemiyorum, “en sevdiğim kitap … Okumaya devam et

Tost tost diye nicesine sarıldım

Tost tost diye nicesine sarıldım

Büfelerde yediğimiz o leziz tostları evde yapmak hiç zor değil. Doyurucu özelliğiyle tost, pratik ve lezzetli bir yemeğimizdir. Üstelik sabah, öğle, akşam, gece yarısı her öğünde güvenle tüketilebilir. Türk bekar mutfağının bu güzide yemeğini sizlerle paylaşmak isterim. İşte size kolay yoldan tost tarifi: Kaşarlı tost Kolaylık derecesi: * 1 kişilik Malzemeler: İki adet tost ekmeği … Okumaya devam et

Hayallerimin evleri

Hayallerimin evleri

Büyük ev sevmem ben fazla. Minik, kutu gibi, sevimli ama kişilikli bir yanı olan evleri severim. 85 oda, 12 salon, 3 mutfak, 9 banyo değil de; tatlı bir ev isterim. Hepsi birbirinin aynı görünen site evlerini, rezidans dairelerini tercih etmem pek. Havuzuyla, spor salonuyla, güvenliğiyle pek çok konfor sunmalarına rağmen daha güvensiz, daha havuzsuz, daha … Okumaya devam et

Zeytinleri.

Zeytinleri.

Gecenin bir köründe, telefonuna mesaj uyarısı gelince yattığı yerde zıpladı. O sırada koyun sayarak uyumaya çalıştığı için karanlığa alışmış gözleri telefonun ışığıyla kamaştı. “Hask…” diye söylenerek telefonu eline aldı, bu saatte gelen iyi haber olamazdı. Tıkladı ve mesajı gördü. “Zeytinleri.” Zeytinleri ve nokta, evet. “Zeytinleri mi?” değil. Üç noktayla devamı gelecek hissi uyandıran bir durum … Okumaya devam et

Gözlüğünüzün bir camı

Gözlüğünüzün bir camı

Reklam yazarı olmaya karar verişim çok eskiye dayanıyor, sanıyorum TV’deki “Gözlüğünüzün bir camını sabunlu, bir camını Elidor’lu suya batırın. Bakın hangisi daha parlak” reklamını seyredip de her banyoya elimde iki kap ve bir gözlükle koşmaya başladığım sıralarda temellendi bu karar. (Bu reklamı benden başka hatırlayan da yok! Hatırlıyorsanız, bulursanız lütfen yoruma yazın, çok merak ediyorum!) … Okumaya devam et

Böyleyken böyle

Böyleyken böyle

Karşılaşmak garip şey… İnsanlar bazen hiç karşılaşmıyor, o daha garip. Yani bir sokak yanında oturuyor ama senelerce bir tek kez bile karşılaşmıyorsun da gidiyorsun mesela bilmem ne ülkesinin havaalanında yüz yıldır görmediğin biriyle karşılaşıveriyorsun. Çok acayip… Bir de, bilmem sizde de var mı ama bende şöyle bir şey oluyor mesela: hiç konuşmak istemediğim insanlarla karşılaşmayı … Okumaya devam et

Punk rock arabesk

Punk rock arabesk

İnsanın hayatta en sevdiği şarkıyı seçmesi zor, yani bir liste verilebilir belki ama bir tane? Bunca güzel, şahane şarkı arasından bir tane? Üstelik de ne sevdiğin gününe, moduna, yaşına, ruh haline, yaşadıklarına, çevrendekilere ve her şeye göre değişiyorken… Hele hele farklı müzikler pek de birbiriyl kıyaslaenamazken? Yani şimdi Pink Floyd’dan Hey You ile Madame Butterfly’dan … Okumaya devam et

Limonata mevsimi

Limonata mevsimi

En sevdiğim mevsimi sormuş blog fırtınası, baktım ki her mevsimden sevdiğim, almak istediğim bir şeyler var benim. Mesela… Sonbaharda yaprakların sarı sarı dökülüşünü, ilkbaharda çiçek açan ağaçları, yazın hafif hafif esen akşamları, kışın camdan karı seyrederken battaniye altında oturmasını. Kışın paltolarını, atkılarını, şapkalarını, yazın parmak arası terliğini, tiril tiril elbiselerini, ilkbaharın ince hırkasını, sonbaharın trençkotunu. … Okumaya devam et

Tadım tuzum

Tadım tuzum

Mutfakta penceremin önünde duruyorum. Ocakta bekleyen bir yemeğim yok. Fırında böreğim yok. Yakmaktan çekindiğim bir şeyler yok. Soğanlar hafif hafif pembeleşmiyor. Marine edilmekte olan bir et yok. Süzgeçte bekleyen bir makarna yok. Yıkanmış, kesilmeyi bekleyen marul yaprakları yok. Kurabiye hamuruyla dolmayı bekleyen kurabiye kalıpları yok. Pencerenin önündeyim ve yapmadığım tüm yemeklerin hesabını soruyorum kendime. İçinde … Okumaya devam et

Ev alma, komşu al

Ev alma, komşu al

Babamız yurt dışında olduğu için kedi meselesini ben halletmek zorunda kaldım. Oysa kedilerden de, kedi kokusundan da tiksinirim. Hele ki ölü kedi kokusu. Hoşlanmadığım şeyleri yapmak zorundayım çünkü ben bir anneyim. Korumam gereken iki güzel yavrum var. Ve onlar öyle canayakın, öyle iyi, öyle akıllı çocuklar ki… Biri henüz üniversitede. Diğeri ise yeni mezun oldu, … Okumaya devam et

Orda bir ülke var uzaktaaa…

Orda bir ülke var uzaktaaa…

Gitmeyi çok istediğim yerlere gitmenin bir yolunu buluyorum sanırım. Ya da şimdi bulamasam da bir gün bulacağıma inanıyorum. ama bir yer var ki, ümitsiz vaka. Neden ümitsiz vaka olduğunu biraz sonra açıklayacağım ama önce neresi olduğunu açıklayayım: Tuvalu tabii. Şimdi Tuvalu dünyanın en küçük dördüncü ülkesi. Vatikan’dan sadece 0.44 km2 daha büyük. Bu kadar minnak … Okumaya devam et