Tagged with çocuk

Böyle bi kadın…

Böyle bi kadın…

   Canım oğlum, minnoş oğlum… 6 ay bi de 12 gündür yüz yüze tanışıyoruz artık. Koca adam oldun neredeyse, artık insanları tanıyor, gülüyor, (bazen) kahkaha atıyor, oturuyor, zıplıyorsun. Büyük bir iştahla da verdiğim her şeyi yiyorsun. Çok tatlısın, sana bayılıyorum. Garip, 6 ay önce var olmayan birisin ama anneannen, deden, ben… Hiçbirimiz sensiz bir hayat … Okumaya devam et

Postpartum sayıklamalar

Postpartum sayıklamalar

“The greatest thing a father can do for his children is to love their mother.” (Bir babanın çocukları için yapabileceği en önemli şey annelerini sevmektir.) Ben bu lafı hep yalan bulurdum, çok eski kafa, çok demode, çok eften püften gelirdi bana. Ebeveyn olmak için illa aşık olmak, sevmek gerekmiyor ki; insanlar tek gecelik ilişkilerden doğan … Okumaya devam et

Dünyalar

Dünyalar

Kıvır kıvır kısa saçları ve burnunun üstündeki çilleriyle sevimli bir oğlan çocuğuna benziyordu. Aynı yaşlardaki kuzeninin dantelli soket çoraplarını ve altına giydiği kırmızı bantlı rugan ayakkabılarını görene kadar kız ıvır zıvırlarına pek merakı da yoktu, o kırmızı ayakkabıları görene dek pantolonların kızıydı o, pembe fırfırların, renkli kurdelelerin değil. Ama işte çok kız çocuğu bir kız … Okumaya devam et

Koca kalp, kırık kalp

Koca kalp, kırık kalp

Bir varmış, bir yokmuş… Ülkenin birinde güzel mi güzel bir çocuk yaşarmış. Bu çocuk dal gibi, upuzun boylu, çok yakışıklı bir çocukmuş, güldü mü gözlerinin içiyle güler, baktı mı gözlerinin içine içine bakarmış. İçi de dışı da ayrı güzel, bir güzel çocukmuş bu yani… Çocuğun bir de güzel mi güzel annesi varmış, annesi oğluna baktıkça … Okumaya devam et

Broca… Bir sevgi hikayesi!

Broca… Bir sevgi hikayesi!

Bu sefer vallahi tamamen atmıyorum, yüzde yüz gerçekleri anlatacağım sizlere! Şimdi benim çok sevdiğim bir adam var, tamam mı? Çok sevdiğim adamın da çok sevdiği ve benim de çok sevdiğim bir kızı var. Sonra benim çocukken çok sevdiğim bir takım hikayeler var. Yalnız hikayeler çok sevdiğim Türkçe yerine çok sevdiğim Fransızca dilinde yazılmış ve biraz … Okumaya devam et

Yaprak sarma vs. Basic

Yaprak sarma vs. Basic

Sosyal medyada ne zaman bir fikir tartışmasına girsem, ad hominem’in yüz karası olarak tanımlayacağım “sen evde kalmışsın kızaaam” argümanıyla karşılaşıyorum. Tamamen atıyorum ama şöyle ki: – Yani şimdi telif hakları konusunda geçirilmeye çalışılan HADOPİ yasası… – Senin işin gücün yok mu kızaaaaam, git de koca bul, çoluk çocuk yap. Bu yukarıdaki örneğimiz erkekti. Şimdi bunun … Okumaya devam et

Slaying Dragons

Slaying Dragons

I don’t normally sit in a lousy bar and drink some cheap Chardonnay at 10 in the morning. This morning I do, cause this morning, I woke up, went to court and got divorced. It could be the wine but I’m sitting here, wondering what Maisy would have to say about all this. Maisy, my … Okumaya devam et

Medikal mahkeme dramasına son veriyorum!

Medikal mahkeme dramasına son veriyorum!

Bazı şeyleri neden inatla yaptığımı bilemiyorum. Misal tamamen atıyorum, buna bir örnek de Jodi Picoult‘un kitapları. Okuyorum, her defasında neden okudum lan ben bunu diyorum ama kendime engel olamıyorum. Bu kadının 3-5 kitabını bu kafayla okumuşluğum var. İşin en enteresan yanı ise, hastalık temalı şeylerden hiç hoşlanmamam. Yani ben ki “english patient” filmini bugüne dek … Okumaya devam et

Que sera sera

Que sera sera

Çocukken ben çok meslek sevdim. Bir ara tiyatrocu olacaktım, çekingenim sandım, vazgeçtim. Halbuki olurmuşum, onu da seneler sonra hazin bi şekilde anladım. Sonra psikiyatrist olmaya karar verdim. Onun da tıp okumakla mümkün olacağını anlayınca, onu da salladım. Psikolojiyi ise emeeen dedim, küçümsedim. Zira salak bi çocuktum, psikoloji kafadan atma bi şey sanıyodum, kim psikiyatri varken … Okumaya devam et

Ayışığı sonatı

Ayışığı sonatı

Anneannem, annem, ben… Mersin, yaz ’99. Çocuktum ben bi zamanlar. O zamanlar anneanne konsept olarak bana çok büyük, çok yaşlı bi şey gibi gelirdi. “Ananem yaşlı, ya ölürse” diye düşünür, korkardım bazen. Sonra kendi kendime “ohoo nerden baksan bi 10 sene, 15 sene daha yaşar, korkma” derdim. Meğer 10 sene dediğin ne kadar az bir … Okumaya devam et

Sevgili blog…

Sevgili blog…

Şahsen ben bi yazarim ama tembel bi yazar oldugumdan kelli, pek yazamam. cocukken gunluk de tutamazdim zaten. simdi bakiyorum da eski gunluklere hep soyle girisler var: “Sevgili gunluk, üç aydir gene yazamadim. Ben bi ozet geceyim. Bu yaz fransa’ya gittim.” ya da: “Merhaba gunluk, ne kadar da vefasizim, en son 5 ay once yazmisim. soz … Okumaya devam et