Tagged with ölüm

Sevgili faşist…

Sevgili faşist…

   Sevgili faşist kardeşim, Bak, kardeşim diyorum sana çünkü hala içimde bir umut, insansın ya, hatırlarsın insanlığını diye. Gerçi dünya üzerinde birilerini kendi gibi düşünmüyor diye, ırkı, dili, dini, rengi farklı diye öldüren tek canlı insan. Gerçekten kötü olma yetisi, yakma, yıkma, yok etme hakkı kendini her yaşam biçiminden üstün sayan insana ait yalnızca. O … Okumaya devam et

Slyvia, Ted ve Assia

Slyvia, Ted ve Assia

Blog fırtınası geçmiş hayatınız filan demiş, ben geçmiş hayatımda kimdim bilemiyorum, bu konu üzerinde fikir de yürütemiyorum şu anda. Beni boşverip, başka birilerinin geçmiş hayatından söz etmek istiyorum. Kahramanlarının hepsinin bugün ölü olduğu bir hikayeden… Uzun zamandır rafımda duruyordu “Slyvia” filmi, fırsat bulup seyredememiştim. Çok seneler evvel okuduğum “Sırça Fanus”un yazarı, 30 yaşında intihar ederek … Okumaya devam et

İvme

İvme

11 – 12 yaşında olmalıyım. Annem ve babam Fransızcam gelişsin diye beni Fransa’da bir yaz kampına yollamış. Ama öyle Fransız olmayan çocukların gittiği bir dil okulu değil bu, Fransız çocukların gittiği, sporlu, aktiviteli bir yaz kampı. Tek yabancı benim yani. Yalnız sporu seçerken babamın gazına geldiğimizden yelken kampı seçmişiz, başka bir aktivite yok, sadece yelken … Okumaya devam et

It just is.

It just is.

Çok duygusal biriyim ben, kolay ağlarım, kolay sinirlenirim, kolay unuturum filan… Şıpsevdiyim, bir anda severim, çok severim, sonra onu unutur, başka birini yine çok severim. Duygusal anlamda çok güvenilir biri değilim, gel gitlerim var, dengesizim. Duygularımla hareket ederim, mantığımla değil. Ha ama işte bu duygusallığımı dengelemek için olduğunu düşündüğüm bir başka huyum var: rasyonellik. Nasıl … Okumaya devam et

Karamsar ama iyimser bi yazı…

Karamsar ama iyimser bi yazı…

Düşünüyorum… Yani hep saçma sapan kuruyorum, düşün düşün boktur işin misali takılıyorum zaten de bu sefer, her zamankinin dışında bir şeyler düşünüyorum. Oturmuşuz kuzenle, daha öncesinde sevgili bir arkadaşla, hayat-ölüm, yaş, sorunlar, onları tartışmışız. Genç ölümleri, hastalıkları, kazaları, birilerini kaybetmeyi konuşmuşuz. Hani kaybetmek bilmediğim bir şey de değil üstelik. Daha çok gençken, öyle ya da … Okumaya devam et

Ayışığı sonatı

Ayışığı sonatı

Anneannem, annem, ben… Mersin, yaz ’99. Çocuktum ben bi zamanlar. O zamanlar anneanne konsept olarak bana çok büyük, çok yaşlı bi şey gibi gelirdi. “Ananem yaşlı, ya ölürse” diye düşünür, korkardım bazen. Sonra kendi kendime “ohoo nerden baksan bi 10 sene, 15 sene daha yaşar, korkma” derdim. Meğer 10 sene dediğin ne kadar az bir … Okumaya devam et